( ! ) Warning: preg_match() [<a href='function.preg-match'>function.preg-match</a>]: Compilation failed: missing ) at offset 58 in /home/web/php/harunyahya.org/apidev/library/Zend/Cache/Frontend/Page.php on line 247
Call Stack
#TimeMemoryFunctionLocation
10.0001636552{main}( )../index.php:0
20.0018862560include_once( '/home/web/php/harunyahya.org/apidev/modules/onyuz/public/memcachesystem.php' )../index.php:130
30.0028938376Zend_Cache_Frontend_Page->start( )../memcachesystem.php:221
40.0029942104preg_match ( )../Page.php:247
Canlı Sohbetler (25 Nisan 2018; 10:00)

Şeyh Nazım Kıbrısi

Canlı Sohbetler (25 Nisan 2018; 10:00)

KARTAL GÖKTAN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Yayınımıza hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’den yayın yapan Haretz Gazetesi’nde yayınlanan bir makalede, muhalefetin tüm çabalarına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimleri kazanacağının garanti olduğu söylendi Adnan Bey. İsrailli Yazar “Planlanan takvimden 17 ay önce 24 Haziran’da erken parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını açıklamak akıllıca bir hamleydi. Erdoğan ve AK Parti her zaman kazanacaktı. Ancak şimdi zafer neredeyse garantilendi” ifadesini kullanıyor.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Haber sağlam kaynaktan geliyor çünkü. Kaynak sağlam.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kadınlar neden zor beğenir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, şimdi bir kere seçme hakkı var kadının. Tabii ki o haklı yani özenli olması gerekiyor. Ama her şeyi zor beğenmeleri açısından soruyorsun sen. Onda da şimdi az bir harçlığı var. Mesela tişört alacak en güzelini almak istiyor, en iyisini almak istiyor. Ama imkanı bol olursa daha rahat alır. Ama harçlığı az olursa çocuk tabii çok özen gösteriyor o zaman, ayakkabı alırken, başka şeyde. Evlenirken de öyle, arkadaş seçerken de öyle. Makul aslında bir şey yok. Ama o eziyete dönmemesi lazım. Yani kendini yoran sıkıntı veren bir konuya dönmemesi lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Başarının üç yolu nedir?

ADNAN OKTAR: Başarının üç yolu. Güzel yüzlüm bir kere çok güzel kızsın, o sevinç verici. Allah sana nimet olarak onu sunmuş. Her gün sevinmen için sana güzel bir jest Allah’tan, güzel bir nimet. Allah güzelliğinle seni sonsuza kadar cennette yaşatsın, inşaAllah. Ve kardeş etsin tabii seni bana dost etsin. Samimiyet, Allah’ın büyüklüğünü iyi bilmek, bencillikten egoistlikten uzak olmak. Üç tane diyorsan üç şart, bu yeterli olur.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti Grup Toplantısı’nda şu açıklamaları yaptı: “İnşaAllah iki ay sonra büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına giden yolun önünü tamamen açıyoruz. Bizim yeni dönemde milletimize taahhütlerimiz şunlar olacaktır; yeni dönem daha fazla demokrasi, daha güçlü hukuk devleti dönemi olacaktır. Yeni dönem daha fazla refah, daha fazla zenginlik, daha geniş özgürlük dönemi olacaktır. Yeni dönem kalıcı huzurun, kalıcı güven ortamının, daha büyük atılımların dönemi olacaktır. Yeni dönem yürütmenin daha etkin, yasamanın daha itibarlı, yargının daha bağımsız hale geldiği bir dönem olacaktır. Güvenlik politikalarımızı ülkemiz ve milletimiz merkezli olarak ama hak, özgürlük, adalet, insani değerlerin korunması esaslarına uygun şekilde sade hayata geçirmeye devam edeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Mükemmel konuşmuş, çok iyi olmuş. Bunlar acil konular. Ama keşke sanat, estetik ve kaliteye de çok önem vereceğiz, bu konuda da elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz derse, bunu da ilave ederse çünkü çok önemli çünkü bu çok hayati bir konu. Ama o dedikleri süper olmuş, çok iyi olmuş. Çünkü onlar itiraz ediyorlar, çok fazla karşılık veriyorlar orada iyi olur.

Evet.

VTR: Yas tutmak doğru bir şey midir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, sen nasıl güzelsin böyle çok çok güzelsin. Hayret bu kadar güzel olman. Tam tipik yakışıklısın şahanesin. Biraz daha büyü seni evlendireceğiz. Çok çok güzelsin. Allah güzelliğini kat kat artırsın, cennette kardeş etsin dost etsin. Bir de çok temiz yüzün, çok çok temiz. Delikanlılığa geçiş var çocukluktan. Hem çocukluğun şekerliği üstünde, hem delikanlılığın yakışıklılığı var maşaAllah, ikisi de çok güzel görünüyor. Seni bir daha dinleyeyim.

VTR: Yas tutmak doğru bir şey midir?

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (sav) diyor ki “Cahiliye işlerinden biridir” diyor cahiliye, yani küfürden kalma işlerden biridir yas tutma diyor. Çünkü Allah’a isyanın diğer adıdır yas. Yani Allah’a isyan etme töreni. Yasın anlamı budur, Allah’a isyan etme töreni. “Niye bunu yaptın?” diyor. Canını verirken sana mı soruyor Allah? Dünyaya getirirken sana mı soruyor? Alırken de sana sormaz. Kendine ait bir varlık, bedeni Allah’a ait, ruhu Allah’a ait, getirdiği gibi istediği gibi de götürür sana sormaz.

BÜLENT SEZGİN: Allah Kuran’da şöyle buyuruyor: “Öyleyse elinizden çıkana karşı üzüntü duymayın.” [Hadid Suresi, 23]

ADNAN OKTAR: Tabii. Yas tutmayı defalarca yasakladı Peygamberimiz (sav). Sahabelerden hemen hemen tamamı naklediyor “Yas tutmayı Peygamber yasakladı” diye. Çok çirkin bir adet aman aman.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sizce kadınlar neden kendilerine bakım yapmıyorlar?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, çok eziyorlar çok. Darwinist zihniyet ayrı eziyor, gelenekçi Ortodoks zihniyet ayrı eziyor. Baksana adamlar “dövüp deşarj olalım” diyor. Kadının kendine baktığını düşün, adam dövmeye hazırlanıyor, dövülen bir kadın ne hale gelir? Adam yerlerde sürüklüyor mahvediyor, ağzını burnunu kırıyor. “Yüzde 99’u cehennemde olacak” diyor. “At, eşek, domuz ve kadın namazı bozar” diyor. “Uğursuzluk bunlardadır” diyor. Tam anlamıyla aşağılayacak öfkeli bir üslup. Bu durumda tabii ki kadınlar bir kere felsefi yönden, inanç yönünden ağır bir itham altında kalmış oluyor. Sonra da namus iddiasıyla babası musallat oluyor, ağabeyi musallat oluyor, amcası, eniştesi, dayısı, sokağın iti-çakalı herkes musallat oluyor. Çocuklar ne yapacağını bilmiyorlar. Saçına baksa “oo ne oldu bir şey mi var?” diyor. Gözüne kalem çekiyor olay oluyor. Dudağına boya sürüyor olay oluyor. Saçını boyuyor olay oluyor. Etek giyiyor olay oluyor. Çocukları muazzam yıldırıyorlar. Onlar da ne yapacağını şaşırmış vaziyetteler. Daha 18 yaşına geldi mi “git kendine koca bul” bilmem ne, işte “kaşık düşmanı” falan. Yani çocuklar ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Yazık-günah. Mehdiyet devrinde bu bela kökünden kalkacak inşaAllah. “Kadın ne derse tersini yapın” diyor. Bütün gelenekçi kaynaklarda var. Sürekli tersi yapılıyorsa bir kadın niye konuşsun? O zaman konuşamayacak hale getiriyorsun. “Kadın pantolon giymez, fermuarlı pantolon giymez” diyor. Sen giyiyorsun. “Kadın sokağa çıksa bile yolun ortasından yürüyemez” diyor “kenardan gidecek” diyor. Öbürü o göbeğini gere gere ortadan yürüyecekmiş. “Ağzına çakıl taşı koymalı kadın yoksa çekici olur” diyor. Gidip kadın çakıl bulacakmış. Artık herhalde yıkayacak artık onların kafasına göre ama yıkamasına da gerek yok ona. Ağzına çakıl dolduracakmış ondan sonra konuşacakmış. Nasılsın dedin mi ağzında çakılla konuşacakmış kadın. Net, kaynaklarda dolu. Yani hep zulüm izahları. Dolayısıyla bunlar tabii kadınlara olumsuz etki yapıyor. Fakat Mehdiyet devri kadınların cennet gibi yaşadıkları devir olacak, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hz. Mehdi (as) döneminde kadın özgürlüğüyle ilgili birkaç hadis vardı Adnan Bey. Kitabu'l Cifr, İmam Ali (kv), sayfa 475. Emir’ül Müminin Ali buyurdu; “Kaim Mehdi kalktığında gök yağmurunu yağdıracak, yer ekinlerini yeşertecek, insanların kalplerinden kin haset düşmanlık çıkacak, yırtıcı hayvanlar evcilleşecek. Hatta bir kadın Irak’tan Şam’a tek başına yolculuk yapacak. Ayağı otlara yeşilliklere değecek. Başında ziyneti olacak fakat ne zarar görecek ne koku duyacak.”

ADNAN OKTAR: İşte dünyanın en güzel varlığına, ahiretin en güzel varlığına şeytan savaş açmış. Binlerce seneden beri şeytan savaş açmış. Çünkü şeytanın amacı güzelliği, estetiği, sevgiyi, merhameti güzel olan her şeyi yok etmek. O da şeytan da en güzele yönelmiş kadına yönelmiş ve kadını mahvetme amacıyla olmadık oyunlar yapmış. Şimdi şeytanın ayağını bacağını, kafasını gözünü her yerini kırıyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Her kadın spor yapmalı mı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi insan zayıf, tabii çok önemli. Hem de çocuk yaşta başlaması lazım. Ailesi önayak olması gerekiyor. Bazı aileler oluyor jimnastiğe gönderiyorlar çocuğu çok iyi. Ama bir süre sonra kesiyor. Kesme olmaz, onun kesintisiz devam etmesi lazım. Allah ömür versin, mesela 80-90 yaşına kadar devam edecek o. Kesmek süper tehlikeli bir şey. Belki dozu azaltılabilir ama kesmek olmaz. Ben güzel yüzlümü bir daha göreyim.

VTR: Her kadın spor yapmalı mı?

ADNAN OKTAR: Çok çok güzelsin çok, gençliğinin diriliği, canlılığı çok muhteşem duruyor. Saçların çok çok güzel. Allah seni uzun ömürle, hayırla, bereketle, sevinçle cennette yaşatsın. Cennette de dost etsin inşaAllah. Tabii ağır sporlar olmaz. Mesela atletizm, 20 kilometre koşuyor, ne gerek var kardeşim? Facia, çok bozar kadını. Veyahut ağır halter çalışıyor, hiç gerek yok. Karın çalışabilir, basen çalışabilir, bel çalışabilir o kadar. Karında da abartmaya gerek yok. Ama basen ve bel olur o kadar. Bacak çalışması, kolları da tabii kuvvetli olsa iyi olur. Kol kuvveti de önemli. Yani çok çok kuvvetli olmayacak şekilde ama kuvvetli olursa güzel olur.

Evet.

VTR: Bir insan cenneti rüyasında görebilir mi?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, bence zor. Eziyet olur yani çok eziyet olur. Cenneti gördükten sonra dünyayı görecek, bayağı zorlanır. Mutluluğuna zarar verebilir. Ama çok uzaktan olabilir, uzaktan görebilir onun bir mahsuru yok çok uzaktan. Ama yakından görmesi riskli, doğru değil. Ama tabii Allah isterse gösterebilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: CHP neden Cumhur İttifakı’nı desteklemiyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, bunun bir zararı yok. Türkiye’de demokrasinin var olduğunu gösterir bu. Hükümete istediği gibi konuşuyor, istediğini söylüyor, cıvıl cıvıl bir demokrasi görüntüsü veriyor bu, iyi oluyor bu. Avrupa için de, dünya için de, Türkiye için de çok iyi olur. Hükümete hiçbir şey söylenemese, herkes korksa, ne diyorsa yapsa bu çok riskli olur. Hükümet açısından hiç iyi olmaz bu. Ama adam akla hayale gelmeyecek laflar ediyor, acayip pervasız mesela çok rahat falan. Gürül gürül Avrupai bir demokrasi olduğunu gösterir bu Türkiye’de. O yüzden iyi yani bunda bir mahsur yok, çekinecek bir yön de yok.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sizi çok seviyoruz, sohbetinizi her gün dinliyoruz.

ADNAN OKTAR: Nasıl sevindim güzelliğinize, nasıl sevindim sevginize, nasıl sevindim dostluğunuza. Çok çok güzelsiniz ikiniz de. Şimdi Allah öyle güzel nimet vermiş ki, ikinizin de ayrı ayrı güzelliği var. Şu daha güzel denecek gibi değil. Ayrı ayrı kendine has nimetlendirmiş Allah sizi. Daha da güzelliğinizi Allah artırsın. Sakın birbirinizden ayrılmayın. Evli dahi olsanız ayrılmayın o çok önemli. Evleniyor ayrılıyor arkadaşlarından. Niye ayrılıyorsun arkadaşından? Yakın ol. Birbirinizi çok iyi koruyup-kollayın, her yere birlikte gidin. İkiniz de çok çok güzelsiniz. Allah sizi cennetiyle şereflendirsin. Cennette de sizi bana arkadaş, dost etsin. Ben de sizi çok seviyorum. İnşaAllah cennette birlikte olacağız orada uzun uzun konuşuruz bol vaktimiz olacak. Burada vakit dar ama orada vaktimiz çok geniş. Zaten tanışma bunlar Allah özel tanıştırıyor. Orada asıl dostluğumuzu vurgulayacağız, inşaAllah. Kendinize çok iyi bakın, sağlığınıza çok dikkat edin. Yalnız sakın bir yere gitmeyin, mutlaka birlikte hareket edin. Allah dostluğunuzu, sevginizi pekiştirsin inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Güne nasıl başlayabiliriz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, işte “Bismillah” dersin “Ya Rabbi günümü başarılı kıl, günümü hayırlı kıl, bana hayır bereket nasip et” dersin. Zaten kaderin dışında bir şey olmaz. Telaş etmeye gerek yok.

Evet, dinliyorum.  

VTR: Konya’da belediye neden sokak sanatçılarına izin vermiyor?

ADNAN OKTAR: Vermiyorsa çok ayıp ediyor çok çok ayıp ediyor ve vahim bir hata yapıyor. Hem hükümete zarar vermiş oluyor, hem millete zarar vermiş oluyor, hem sanata zarar vermiş oluyor, hem güzelliğe zarar vermiş oluyor. Ve çok kötü bir imaj olur sakın sakın sakın. Biz de uyaralım, e-posta tabir edilen posta sistemleri var sizler de yazın herkes yazsın, aman aman aman. Bir hatadır olmuş, bu hatayı bir daha tekrarlamasınlar. Konya, zaten müziğin şehridir Konya. Nereden çıktı bu? Tabii ki olacak. Sokak sanatçısı, eğer onu da kaybedersek sanat kalmıyor. Ne yapıyorsunuz siz? Çok büyük hata olur. Uyarırız hatırlatırız.

VTR: Sevgi her şeyi halleder mi?

ADNAN OKTAR: Eğer Allah’ı seviyorsa tabii her şeyi halleder. Ama putlaştırıyorsa mesela karısını putlaştırıyorsa, çocuğunu putlaştırıyorsa, dünyayı putlaştırıyorsa sevgi başına bela olur. Sevgi değil o heves o zaten. Ama Allah’ı coşkuyla seviyorsa, derin sevgiyle Allah’ı seviyorsa tabii ki her şeyi halleder. Bütün olayın başı o zaten, o halloldu mu bitti. İnşaAllah o mertebeyi alır onu düşünen.

Evet.

VTR: Evlilikler neden çıkar ilişkili?

ADNAN OKTAR: Çok güzelsin çok, Allah güzelliğini daha da artırsın. Sende cennet yüzü görüyorum ben, çok güzel tertemizsin. Allah inşaAllah cennette arkadaş eder, dost eder çok dürüst bakışların. Evlilikler neden çıkar ilişkili? Eğitimle ilgili bir şey, Allah korkusu, Allah sevgisi iyi verilirse. Kadın çünkü bir emanet, çıkar ilişkisiyle kadın alınmaz. Kadınla çıkar için dost olunmaz. Allah için evlenilir. Ahiret arkadaşını seçiyorsun, cennet arkadaşını seçiyorsun. Allah’ın ruhuyla evlenmiş oluyorsun. Allah’ın verdiği bir emanet o. Onda çıkar çok aşağılayıcı bir şey. Kadın için de erkek için de korkunç tabii. Ama derin bir iman, Allah korkusu, Allah sevgisinde böyle belalar olmaz. Ama olmadığında facia şekilde insanların üzerine bu bela çöker. Toplumun üzerine çöküyor tabii ki.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şunları da söyledi: “Kur üzerinde oynanan oyunların kayda değer bir ekonomik gerekçesinin ve derinliğinin olmadığı her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Onun için şimdi bizim attığımız adım nedir; milli para, yerli para. Milli ve yerli parayla birlikte inşaAllah bu kur oyununu da bozacağız. Hatta bir diğer adımı daha söylüyorum; inşaAllah altını belirleyici hale getirmenin de adımlarını atacağız.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Ondan sonra sırtlarını tavana yapıştırsınlar ne yapıyorsa yapsınlar. Tabii, altınla tak tak bu kadar. Yalnız şu İngiltere’deki altınlarımızı nezaketiyle bir geri çeksek iyi olur adamlar el koymadan. Mebzul altınımız var hepsini geri çekelim.

Evet, dinliyorum.

VTR: Her nimette Allah’ı bulmak farz mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım zaten bir gerçek bu. Her nimet Allah tarafından yaratılıyor. Görüntü, ekranın içindeyiz, kendimiz de ekranın içindeyiz. Görüntüden başka bir şey yok. Hepsini de O yarattığına göre. Zaten doğru olanı kabul etmiş oluyoruz. Saç tıraşı tarz mükemmel olmuş onu da söyleyeyim. Çok iyi olmuş kısa saç, hafif sakal da çok iyi olmuş. Gözlük de çok iyi tam oturmuş, güzel yakışıklı delikanlısın. Allah nuruyla sarsın, cennette inşaAllah dost arkadaş oluruz. Dünya geçici.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sizce kadınlara en çok hangi saç rengi yakışıyor?

ADNAN OKTAR: Canımın içi şimdi işin doğrusu sarışın tabii ki. Mesela esmer benim arkadaşlarım şimdi burada, çok yakışıyor siyah mesela senin turkuaz yeşil saçın o da sana çok yakışıyor. Senin açık kahverengi altın karışımı o da çok yakışıyor. Nasıl diyelim tek bir renk. Ama tabii mesela kızıl senin saçlarının uçları falan o da çok çok güzel. Ama şöyle diyelim, esmere esmer yakışıyor, sarışına da sarışın yakışıyor. Kızıl da çok iddialı bir renk, güzel hanımlarda şahane duruyor. Öyle diyelim. Oldu mu adalet? Sayılır, evet.

VTR: Merhabalar. Programınızı severek izliyorum. Hz. İsa (as) şu an nerede saklanıyordur?

ADNAN OKTAR: Canım benim sen nasıl güzelsin sen, nasıl güzelsin, nasıl vicdanın temiz senin. Allah sana çok çok uzun ömür versin ama hep bu güzelliğinle. Hep seni Allah bu neşenle yaşatsın, sağlık sıhhat içerisinde, sevinç içerisinde Allah seni yaşatsın. Ve sevenin bol olsun, düşmanın hiç olmasın. Hep seni sevenlerle Allah korusun. Cennette de inşaAllah hep yanımda ol, dost olalım, arkadaş olalım inşaAllah. Seni bir daha dinleyeyim bir tanem.

VTR: Merhabalar. Programınızı severek izliyorum. Hz. İsa (as) şu an nerede saklanıyordur?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, çok çekiniyorlar ben sordum. Birkaç Hristiyan gruba sordum. Benim anladığım Amerika’da muhafaza ediyorlar. Coğrafi yönden pek dikkat çekmeyecek yerlerde sakladıklarını düşünüyorum. Yani böyle büyük şehirlere, büyük yerlere getirdiklerini zannetmiyorum. Evlerde sakladıklarını düşünüyorum. Hristiyan müminlerin evlerinde sakladıklarını düşünüyorum. Sade giydirdiklerini, sade bir kıyafet işte blucin gömlek, yakışıklı bir insan bir genç görünümünde. Ona hiç İsa dedirttirmediklerini düşünüyorum. Yani o konudan hiç bahsedilmemesine özen gösterdiklerini düşünüyorum. Onun da öyle lider konumunda hiç tavır göstermediğini düşünüyorum dikkat çekmeyecek şekilde. Oradaki rahipler olsun, dindarlar olsun sanki herhangi bir insanmış gibi ona tavır gösterdiklerini düşünüyorum. Çünkü eğer böyle bir imaj verirlerse çok tehlikeli olur bu. Büyük belaya sebep olabilir Allah esirgesin. Son ana kadar öyle yani kendi halinde iyi bir Müslüman Hristiyan olarak muhafaza edeceklerini düşünüyorum, ettiklerini düşünüyorum. Yakışıklı böyle tatlı güzel bir delikanlı, efendi bir delikanlı, mütevazi, mazlum. Hırslı değildir Hz. İsa (as). Tebliğ konusunda da öyle ataklar yapan, işte hadi kitaplar çıkaralım onu yapmaz. Hemen anlaşılır. Öyle bir çalışması yok, daha sakin. Kendi Hristiyan grupları çalışma yapıyorlar kendi içlerinde. Biraz masonik çalışmalar benim gördüğüm. Gönüllü çalışmaya dayalı bir faaliyetleri var. Yani kendi halinde tatlı bir delikanlı. Çok seveceğiniz bir insan, öyle düşünebilirsiniz. Hırslı falan değil. O tip bir faaliyet beklemesinler. Hz. Mehdi (as) gibi bir faaliyet yapmaz, o mümkün değil. Ama işte çok sevenleri, onun yakını olanlar büyük alimler oraya buraya gidiyorlardır. İşte mesela Rusya’ya gidiyorlardır, Putin’le görüşürler, Trump’la görüşürler fikir söylerler. Düşünce teatisi olur o tarzdadır. Hz. İsa (as)’ın duası çok güçlüdür duası evet. Yani onun her duası kabul olur, o yönü çok dikkat çekicidir. Allah esirgesin mesela helak isterse olur. Mesela “şurayı Allah helak etsin” derse eder Allah. Ne dua ediyorsa oluyor duası. Mesela Allah’tan sofra istese olur. Öyle, Allah’ın biz nazlı peygamberi çok şaşırtacak bir insan. Ama öyle her şeye dua eden bir insan değil her şeye dua etmez. Yeri geldiğinde önemli gördüğünde dua eder. Kabul olmayan bir duası yok, Kuran’da da bunu görüyoruz. Der demez oluyor. Biraz daha beklersek, zaten buralardayız biz. Siz de buralardasınız. Ama kuşku olur benim kanaatim, kuşku duyacaklardır. Çünkü mütevaziliğinden dolayı kuşku duyacaklarını düşünüyorum. Kılık-kıyafetinden dolayı da biraz kuşku duyacaklarını düşünüyorum. Çünkü artist gibi delikanlı, şimdi adam peygamber deyince aklında bambaşka bir şey geleceği için. Onu öyle yakışıklı, çok mütevazi sevecen, sessiz de benim bildiğim anladığım, öyle bağırıp-çağıran büyüklük yapan birisi değil. Mesela bak hadiste görüyorsunuz, Hz. Mehdi (as)’a “aman aman” diyor “sen öne geç.” Halbuki ululazim peygamber normalde onun hakkıdır, vahiy alan peygamber yani imamlık kesin onun hakkıdır. “Aman sakın ben senin yardımcınım” diyor, vezir falan da demiyor. Veziri Hz. Mehdi (as) söylüyor ona “sen vezirimsin” diye. O öyle bir şey demiyor “ben yardımcınım” diyor. Bayağı bir mücadele oluyor aralarında, tevazua bak yani, tabii. Normalde kabul etmesi lazım Hz. Mehdi (as) kolundan tutuyor “gel namazı sen kıldır” diyor. “Tamam kıldırayım” der, sonuna kadar direniyor. Tabii, tevazuu çok güzel. Sessiz kendi halinde bir insan. Ama şiddetli şüphe olur onu söyleyeyim. Birçok insanda şüphe olabilir o da bizi ilgilendirmez. Acaba o mudur diyebilirler bizi ilgilendirmez. Çünkü annesi babası yok, akrabaları yok. Kuran’ı, Tevrat’ı, İncil’i ezberden bilen bir insan, yaklaşık en az 12 yabancı dil biliyor bu normal bir şey mi? Her okuduğunu ezberden biliyor, çok dindar takva, geçmişini de hatırlamıyor. Bu ne bu? Nedir bu, insan ne anlar bundan? Eli-yüzü nurlu çok akıllı, gösterişli; belli ki o. Ama biz inanmak mecburiyetinde değiliz kimse de inanmak mecburiyetinde değil. Hz. Mehdi (as)’a da inanmak mecburiyetinde değiliz, Hz. İsa Mesih (as)’a da. Ama kuvvetle şüphe ederiz yani zannı galip. Zaten ondan sapıtıyorlar, vefatından sonra Hz. İsa Mesih (as)’ın birbirlerini dürtükleyecekler falan “ne alakası var Hz. İsa Mesih (as)’la, yakışıklı bir delikanlı getirmişler İsa Mesih diye.” Hz. Mehdi (as)’a “ne alakası var masonlar, tapınakçılar, Yahudiler destekledi, sermaye desteklemiş işte getirdiler. Adam eksikliği vardı onu aldılar getirdiler çıkarttılar karşımıza” diyebilirler yani. Çok basit çok sıradan mantıklar, akla hayale gelmeyecek zırvalar çıkarabilirler. O vakte yetişenler zaten görürler, Hz. Mehdi (as)’ın vefatından sonra veya direkt sıyıracak birçoğu. Hz. İsa Mesih (as)’dan sonra tam sıyırıyorlar birçok insan. Akıl kafa falan kalmaz. O sapıtma zaten başlıyor 82’lerde başlıyor. 2082’de başlıyor sapıtma. Ta 2120’den birkaç yıl öncesine kadar devam ediyor o iman ama çok ölü. İşte bir yaratıcı diye biliyor adam, namaz kılmıyor o şekilde. 2120’den birkaç yıl önce tamamen din-iman kalkacak, Kuran, ayet, hadis. Kabe’yi yıkacaklar, camilerin tamamı yıkılacak hiç cami hiçbir yer kalmayacak. Diyor ki Peygamberimiz (sav) “adam eşekle ilişkiye girer gibi kendi annesiyle ilişkiye girecek kişi” diyor, “o kadar sapıtacaklar” diyor. Bir de kıyametle de alay edecekler, “kıyamet kopacakmış” falan böyle hakır hakır gülmeler “ne kıyamet kopması” falan diye. Tam işte öyle eğlenirlerken ikindi-akşam arası. Muhtemelen İstanbul için söylenen bir hadis, akşam vakti gibi kıyamet başlıyor. Az boz değil yani öyle. Daha önce de söylemiştim. Şimdi burada boğaz var boğaz bir birleşecek. Geri çekilecek. Yer yerinden oynuyor. Tam net kıyamet olduğu akıllarına gelecek. Zaten ayette Cenab-ı Allah diyor ki “Sen onları sarhoş zannedersin.” Konuşmaya çalışıyor ailesiyle konuşmaya çalışıyor ama konuşamıyor. Abuk sabuk yani cümle kuramıyor. Hiçbiri cümle kuramayacak olayın dehşetinden. Yalnız küçük çocuklarda Allah nişane meydana getiriyor onların bembeyaz oluyor saçları O canlarının alındığını gösteriyor. Süt beyaz oluyor saçları bir anda mucize olarak. Küçük çocuk hiç kalmıyor o hengamda. Hepsinin Allah canını alıyor. Çünkü çocuk kıyameti görmemesi gerekiyor onların. O yüzden onlar alınıyorlar. Bu şekilde kıyamet, saatlerce sürecek bir anda biten bir şey değil. On şiddetinde depremle devam eden bir şey. Defalarca pişmanlıklarını dile getiriyorlar ama geçerli değil.

Bediüzzaman diyor ki Said Nursi “Küre-i arzın kafasının aklı hükmünde olan Kuran, onun başından çıkmasıyla” yani Kuran’ın ref edilmesiyle “zemin divane olur” diyor yeryüzü. “İzn-i İlahi’yle başını başka seyyareye” gezegene “çarpmasıyla hareketinden geri dönüp, garptan şarka” batıdan doğuya “olan seyahatini irade-i Rabbaniyle şarktan garba” doğudan batıya “tebdil etmekle” değiştirerek “güneş garptan (batıdan) tulua” doğmaya  “başlar.” Dünyanın yönü değişiyor çarpmanın etkisiyle tersine dönüyor. “Küre-i arzın ipi çözülür, başıboş, serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden güneş garptan çıkar. Hem müsademe neticesinde” çarpışma sonucunda “emr-i İlahi’yle kıyamet kopar” diyor. Yani o şiddetli çarpma işte güneş, ay, dünya birleşiyor o çarpışma anında. Ama asıl uyanan yani dünyayı terk eden, dünya boyutunu terk eden uyandığında öyle karmaşık bir yapıyla karşılaşmıyor. Bitmiş net bir sistemle karşılaşır. Kanunlar tamamen değişmiş, biyoloji kanunları değişmiş, fizik kanunları değişmiş asıl o biyoloji kanunlarının normal olduğunu düşüneceğiz. Çünkü görüntü niye dursun mantıksız olan bu. Toz niye olsun ki görüntüde, kirlenme niye olsun? İç organ olmasına gerek yok görüntüde, normal olan budur. Değil mi teknik olarak düşündüğünde görüntüde niye iç organ olsun? Hastalık niye olsun, acıkma niye olsun? Cennette makul olan oluyor aslında. Makul normal olana geçmiş oluyoruz. Normal fizik kanunlarına dönülmüş oluyor yani olağanüstülükten normale dönmüş oluyoruz.

EBRU ALTAN: Bu dünyaya şaşırırız.

ADNAN OKTAR: Tabii dünya acayip aslında. Ahiret son derece normal. Her şey yerli yerinde makul. Görüntüye uygun olan her şey oluyor. Görüntü kanununa uygun olan her şey oluyor. Ben güzel yüzlümü bir daha dinleyeyim.

VTR: Merhabalar. Programınızı severek izliyorum. Hz. İsa (as) şu an nerede saklanıyordur?

ADNAN OKTAR: Canımın içi güzel yüzlüm Amerika’da tutacaklar. Uzun süre, yıllarca öyle tutacaklar diye düşünüyorum. Avrupa’ya falan getirmediklerini biliyorum, İsrail’e falan oraya buraya hiçbir yere getirmediklerini biliyorum. Vilayet olarak da söylemek istemiyorum. Ama bir bilinen vilayetinde tutuyorlar. Aldığımız bilgiye göre. Çok çekiniyor adamlar zaten. Fakat biz sorduğumuzda “geldi” diyorlar. O ilgili grup “evet” diyorlar “geldi” diyorlar. Ama o kadar. Haklılar da ben de olsa ben de öyle yapardım. Zaten Allah korur onu ama normal sebebe sarılıyorlar. Sebebe sarılma da bu.

Evet, dinliyorum.

HÜSNA KARAKUŞ: En Son Haber sitesinde çıkan habere göre ülke çapında kırk ilde görev yapan emniyet personeli ve jandarma personeline ocak ayında ve temmuz ayında ödenen operasyon tazminatı diğer adıyla terör tazminatı nisan ayının son günlerine geldiğimiz halde ödenmedi. Ödeneceğini düşünerek borca giren polis memurları endişeli.

ADNAN OKTAR: Yok yok biz aslanlarımıza ne yapar yapar öderiz evvelAllah. Tayyip Hocam gereğini yapar. Tabii ki yatırımlar falan feşmekan sorunlar çıkıyordur ama hiç önemli değil. Gerekirse zam yapılsın, gerekirse birçok yatırım durdurulsun benim aslanlarımın beslenmesi, sağlığı, sıhhati yerinde olsun. Onlar can. Onlar vatan için, Allah için canını veriyor. Biz onlara gani gani her şeyimizi feda ederiz Allah için.

Evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: Adnan Bey, yabancı basında yayınlanan makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyoruz. Hindistan’ın en eski ve en köklü İngilizce günlük ulusal gazetesi The Pioneer’da  “Gri propaganda ve sinsi operasyonlar” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda milli bilincin oluştuğu milletlerde milletin devletine olan sadakatinin güçlü olduğunu, herhangi bir dış etkiyle yıkılacak gibi olmayacağını belirtiyorsunuz. Bu nedenle dışarıdan veya sinsi ajanlar yoluyla içeriden gerçekleştirilen ataklara karşı mutlaka her ülkede devlet sisteminin güçlü ve milletin milli ve manevi bağlılıklarının keskin olmasının şart olduğunu anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet doğru. Gayet güzel söylemişim.

GÖRKEM ERDOĞAN: Hindistan’ın Cemmu ve Keşmir eyaletinde bulunan Srinagar’dan yayın yapan tanınmış köşe yazarlarına yer veren günlük gazete Kashmir Reader’da “Savaşları haklılaştırmaya çalışmak barış getirmez” başlıklı makaleniz yayınlandı. Günümüzde bazı siyaset bilimcilerin belirlediği ilkeler doğrultusunda savaşların haklılığını delillendiren ilkeler ifade ediliyor. Sizse bu makalenizde çözümün asıl olarak radikalizmin önüne geçecek eğitime ağırlık verilmesi gerektiğini, Ortadoğu’da gelişmesi muhtemel olan daha şiddetli savaşların bu şekilde önüne geçilebileceğini ifade ediyorsunuz.

PINAR YADA: Merkezi Londra’da bulunan Irak’ın günlük Arapça gazetesi Azzaman’ın hem basılı yayınında, hem internet gazetesinde “Tarihin en büyük insanlık ve savaş suçlarından: Irak işgali” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda bölünmeyi, ihtilafı, düşmanlığı teşvik eden bağnazlık yerine sevgi, merhamet, kardeşlik, demokrasi, ifade özgürlüğü, birlik ve beraberliği öğütleyen Kuran’a dönülmesinin İslam dünyasının en acil ve hayati ihtiyacı olduğunu söylüyorsunuz. Kuran’ın emrettiği bu birlik ve beraberlikle en çaresiz görünen İslam ülkelerinin dahi en ileri refah, zenginlik, huzur, güvenlik ve mutluluk düzeyine erişebileceğini belirtiyorsunuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah işte bunlar mesela normal gibi görünüyor ama dünyada böyle bir yazar yok. Bu kadar çok gazetede yazısı çıkan dünyada tek yazarım. İslam ülkelerinde en çok tutulan yazar olmam, en çok okunan yazar olmam Allah'ın bir lütfu. Mucize bu. En çok okunan yazarım. Ve fikirleri en çok tutulan kişiyim.

GÖRKEM ERDOĞAN: Adnan Bey “Tarihin en büyük insanlık ve savaş suçlarından: Irak işgali” başlıklı makaleniz aynı zamanda Amerika’dan yayın yapan düşünce kuruluşu Gidss’te de yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

PINAR YADA: İslamabad, Karachi, Lahor, Peshawar ve Muzaffarabad’da basılan günlük İngilizce gazete Pakistan Observer’da “Allah yaratırken evrimi kullanmamıştır” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Kuran’da evrimin yeri olmadığını Kuran ayetleri ve bilimsel delillerle anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evrim öyle rezalet bir açıklama ki. Nasıl oldu? “Tesadüfen oldu” diyor. Dalga mı geçiyorsun sen ya? “Kromozom tesadüfen oldu” diyor. “Protein tesadüfen oldu” diyor. “Peki proteinin molekül yapısını biliyor musun? “Yok ağabey ne bilek” diyor. Proteinin molekül yapısı dantel gibi. Bir protein olması için başka proteine ihtiyaç var. Olay orada bitiyor zaten. Bir yaratıcı mutlaka şart olduğu görülüyor. Daha ne uzatıyorsunuz? Hiçbir delil olmadığı halde. Yedi yüz milyon fosil veriyoruz adamlara diri diri bakıyorlar. “Peki” diyoruz “siz bir tane fosil verin, bir tane.” “Yok” diyor. Yoksa niye inanıyorsun öyle hurafeye?

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar önce kalplerini mi kafalarını mı temizlemeli?

ADNAN OKTAR: Nurum, güzel yüzlüm senin de takdir edeceğin gibi tabii kalp de, kafa da aynı şey biliyorsun. İnsan bir bütün sadece ruhu vardır insanın. Buna kalp de denir, kafa da denir, ruh da denir, iç ben denir, ben denir birçok isim takılır. Ama bir tane insan vardır o da ruh. O Allah'ın ruhu olan ruh. Onun temiz olması gerekiyor. Onun için de samimi olmak gerekir. Samimi olan bir insan alabildiğine samimi olduğunda ama biraz tabii vakit ayırmak lazım samimiyeti elde etmek için. Yani en az bir, bir buçuk dakika tutar diye düşünüyorum samimiyet boyutuna geçmesi bir insanın eğer kafası dağıldıysa. Sonra da Allah'ın büyüklüğü, Allah'ın büyüklüğünü kavradığında ama tabii gerçek anlamda büyüklüğü hayret edecek bir şey oluyor. Çok çok hayret edilecek bir şey. O insanı kimse yenemiyor. Ben şimdi mesela bunu söylesem olur mu falan derler. İspat ederim, aksini kimse ispat edemez ben ama dediğimi ispat ederim. Kimse yenemez öyle bir insanı.

Evet, dinliyorum.

HÜSNA KARAKUŞ: Kardeşlerimizin size bir mesajı var. “Selam kıymetli Hocamız. Ankara'da Konya'dan gelen kardeşlerimizle buluştuk sizin güzel sohbetinizi izliyoruz. Dualarınıza talibiz, sevgiler.”

ADNAN OKTAR: Ne güzel Allah güzelliğinizi arttırsın. Birbirinize olan sevginizi, saygınızı arttırsın. Hepinizi cennette kardeş etsin Allah. Ankara'nın aslanları, efeleri bunlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Anne ve babalar çocuklarını neden erken evlendirir?

ADNAN OKTAR: İşte bir an önce onların masrafından kurtulalım falan gibisinden herhalde. Asıl tabii o değil de üreme içgüdüsü yani torunlara kavuşmak, çoğalmak. Çünkü onunla sonsuzluğa kavuşacağını düşünüyor. Ben ölsem bile ben yine kalıyorum diyor. Halbuki onlar ayrı insan. Ama işte çocukları ile yaşayacağını düşünüyor. Halbuki çocuğu dediği çocuğu değil aslında. Allah tarafından yaratılan ayrı bir insan ama o öyle zannediyor. Dolayısıyla ayette “o aranızdaki çoğalma, mallar, oğullar, çocuklar, eşler” diyor “eğer Allah'tan, Resulünden ve Allah yolunda mücadeleden daha hayırlıysa bekleyedurun” diyor. Çünkü hepsini alacağım diyor Allah. Hepsi gidecek diyor. O yüzden biraz da herhalde dede olma heyecanları var, babaanne olma. Hoşlarına gidiyor öyle bir şey. Torunuyla oynamak hoşlarına gidiyor. Torunları olsun gezdirsin bahçede. Hayatta pek amaçları olmuyor boş oluyor, canları sıkılıyor. Yani İttihad-ı İslam olsun, Türk İslam Birliği olsun onları ilgilendirmiyor. Irak'taki Müslümanlar, Suriye'deki Müslümanlar, Afganistan'da Müslümanlar, Libya'da her Allah'ın günü yüzlerce Müslümanın katledilmesi, şehit edilmesi onları hatta rahatsız ediyor. Haberleri duymak dahi istemiyorlar. Hepsi için demiyorum da bir kısmı için bu böyle. Canı sıkılınca işte torunum olursa onunla eğlenirim diyor. Canım sıkılır diyor. Öbür türlü gidip kahvede oturuyor ama torunu olursa işte onunla ilgileniyor falan. Bir de geline musallat olmak istiyorlar. Damada musallat olmak istiyorlar. Geline telefon edecek “gel dolma soracağız” diyecek. Kızcağız gelecek onun evine iki saat bağdaş kurup böyle sakız çiğneyip dolma saracaklar. Ondan sonra “gözleme açacağız gel” diyor. Güne çağırıyorlar altın gününe zavallı gelin yani çocuk sürünüyor adeta. “Hadi şimdi kayınbabana gideceğiz” diyorlar. Kayınbaba hatıralarını anlatıyor höpür höpür çay içerek. Kaynanası gelinde hatalar buluyor, eksiklikler buluyor. Yürümesini beğenmiyor, şunu beğenmiyor, bunu beğenmiyor. Yani bir bela kaynaması gibi oluyor bazı vakalarda facia. Tabii böyle olmaması lazım.

VTR: İnsanlar Allah'ı sevmek için neden çaba harcamıyorlar?

ADNAN OKTAR: Aa maşaAllah benim güzel yüzlümü yakından göreyim. Bak makyaj yapmadığın halde olağanüstü güzelsin Allah'ın sana o bir lütfu, Allah'ın sana bir nimeti. İnşaAllah Allah seni uzun ömürle bu güzelliğinle yaşatır, sana cennet nasip eder. Cennette de inşaAllah arkadaş, dost oluruz gönlün çok güzel, kalbin çok güzel. Güzel yüzlüm Allah sizi işte çiçek gibi böyle ara ara ara ara yerleştirmiş. Dünyanın süsüsünüz. Şimdi onun öyle bir şeyin olması için, Allah'ı sevmesi için, çaba harcaması için ruh sahibi olması lazım. Şimdi ölü olunca, bilgisayar olunca kodlanmış oluyor zaten Allah'a muhalif kodlanmış. Hatta Peygamberimiz (sav) bunu fark edemediği için Allah sürekli söylüyor ona “bak kendini neredeyse helak edeceksin” diyor. “Onların hepsi ölü” diyor “sen onları diri zannediyorsun ama onlar ölüler” diyor. “Kulakları duymaz onların, gözleri de görmez. İç gözleri de ölü onların” diyor. “Şuurları da kapalı onun için sakın kendini onların ardı sıra esefle ve üzüntüyle kendini yorma ve kendini böyle helak edecek şekilde bir tavır sergileme” diyor Allah Peygamberimiz (sav)’e. Çünkü onlar bir bilgisayar, negatif bilgisayarlar. Ruh sahibi olan zaten Allah’ı sevecek şekilde yaratılıyor. Mesela benim dünyalar güzelim mümin yaratılmış belli. Sen Allah'ı sevecek şekilde yaratılıyorsun, Allah'ın ruhunu taşıdığın için. Ama o Allah'ın ruhunu taşımadığı için ne yaparsan yap o, o halde kalır. Orada kendini üzmek de çok büyük hata olur.

Evet, dinliyorum.

PINAR YADA: Arkadaşlarımız Seral Köprülü ve Sedat Altan sizi temsilen Şeyh Mehmet Efendi’yi ziyaret ettiler. Şeyhimiz “Aydınlıktan önceki son karanlıktayız, zuhurat yakın” demiş. Sizin selamlarınızı ilettiler Şeyh Mehmet Efendi'nin elini öptüler.

ADNAN OKTAR: Şeyh Mehmet Efendi, Şeyhimiz’in bize emaneti. O, dünyanın en güzel insanlarından çok değerli bir insan. Son derece mütevazi, gerçek şeyhtir biliyorsunuz, gerçek mürşittir, silsileli mürşittir. Şeyhimiz’in biat ettiği bir insan düşünün. Tabii “ben de sana biat ettim” dedi Şeyhimiz düşünün.  Mesela bu çok acayip. Kalabalığı çağırdı herkes bağırıyor biat, biat diye. Şeyhimiz diyor ki “sana herkes biat etsin” diyor. “Ben de sana biat ettim” diyor. Tabii öyle mübarek, tertemiz. Tabii bu bir ilim biatıdır, sevgi biatıdır, dostluk biatıdır. Biz de Şeyhimiz’i çok seviyoruz. Allah ona uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. Evlatlarıyla, torunlarıyla güzel bir hayatı var. Kaldığı yer de güzel maşaAllah. İnşaAllah cennet bahçelerinde de Şeyhimiz’le sohbet eder, konuşuruz. Mübarek, muhterem, müberra bir insan, tertemiz bir insan. Dünyadan tamamen çekilmiş ahiret için yaşayan gerçek bir mürşit. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız da öyle çok temiz, çok değerli bir insan. Şeyh Adnan Efendi var, Şeyh Hişam Efendi var hep onlar emanet bizlere Şeyhimiz’den. Çok değerli, tertemiz insanlar. Hepsine Allah uzun ömür versin.

Evet, dinliyorum.

HÜSNA KARAKUŞ: Hokkabaz filminden “kızı çıkartamıyorum” sahnesini görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Şimdi Darwinistlerin durumunu gösteriyor. Biz de Darwinistlere diyoruz ki “delil göster” diyoruz. “Çıkaramıyorum” diyor “delil. Bulamıyorum” diyor. Bir daha göster bakayım. Aslında nefis filmlerden biri de bu. Yani Türk sanatçılığının, Türk sanatının en mükemmel örneklerinden bir tanesi. Mesela hiç geçiriyor. Halbuki çok çok güzel. Değirmen filmi, bu hepsi çok çok güzeller. Kolpaçino, Eyvah Eyvah. Mesela muhteşem Eyvah Eyvah. Oradaki sanatçıların hepsi çok çok önemli. O uzaylılarla ilgili olan tip var ya neydi o ismi şahsın? Cengiz Bozkurt. Ya kardeşim o muhteşem bir sanatçı yani devlet övünç madalyası verilecek bir tip. Böyle bir sanatçı inanamıyorum yani muhteşem.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hırslı insanlar daha mı çok zengin olur?

ADNAN OKTAR: İnsanların çoğu hırslıdır güzel yüzlüm, hırslı olur da sürünür kazanacağım diye kendini yerden yere atar helak eder zengin de olmaz başını belaya sokar. Çoğu hapse giriyor o yüzden. Ya cinayet işliyor, ya intihar ediyor, ya bir şeyler oluyor. Hapishane o tip adamlarla doludur. Hiçbir şey de elde edemezler. Allah’tan istenir zenginlik, güç ve hayırlısı istenir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar programınızı severek izliyorum. Hz. Mehdi (as) dünyadaki savaşları bir günde mi durduracak?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm Mehdi (as)’nin çıkışı bir devrim tarzında oluyor. Biraz da tasarlanmış bir şey tabi. Bütün İslam aleminde çok yüksek heyecana sebep olan özel bir durum. Çünkü Sancak-ı Şerif çıkarılacak bu İslam alemi için çok vurucu bir şey, çok heyecan verici bir şey. Resulullah (sav)’ın hırkasını giyecek hiç görülmemiş bir şey mesela bu çok vurucu bir şey. Resulullah (sav)’ın kılıcını kuşanacak bu da çok heyecan verici bir şey. Bir de birçok harika olacağı için ve İslam aleminde birleşme heyecanı olacağı için tabii bu bütün dünyayı çok sarsan bir olay. Özellikle İslam aleminde cinnet derecesinde bir heyecana sebep olacaktır. Bunun da çok olumlu neticeleri olacak tabii. İnsanları motive eden, canlandıran, şevklendiren yönü olacaktır. Ben bir daha dinleyeyim seni.

VTR: Merhabalar programınızı severek izliyorum. Hz. Mehdi (as) dünyadaki savaşları bir günde mi durduracak?

ADNAN OKTAR: Tabii o zaman savaşın bir anlamı kalmıyor, İngiliz derin devletinin bir anlamı kalmıyor, deccaliyetin bir anlamı kalmıyor. Deccaliyet mantıksız hale geliyor. Çünkü İslam alemi birleşmiş. Deccal zaten onları yok etmek isterken, parçalamak isterken birleşmiş oluyorlar. Deccalin bütün gücü kırılmış oluyor. Deccalin savaştan amacı da kalmamış oluyor artık. O yüzden o da onun bitkinliğini, bezginliğini ve lakaytlığını yaşayacaktır. Sonunda tabii ki savaş diye bir şey olmayacak. Savaşlar organize edilerek ortaya çıkarılıyor. Teşvik edilmeden, şevklendirilmeden, yönlendirilmeden, emredilmeden savaş olmaz. Hiç kimse savaşmak istemez. Her savaş geniş çaplı organize edilerek elde ediliyor. Zorlamayla elde edilir. Toplumlar nefret eder savaşlardan. İnsanlar zorla o savaşlara sürüklenirler. Dolayısıyla tabii ki savaşlar da durmuş olacak. Benim canıma ben bir daha bakayım.

VTR: Merhabalar programınızı severek izliyorum. Hz. Mehdi (as) dünyadaki savaşları bir günde mi durduracak?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm bir kere çok güzel bir kızsın. Kendine has güzelliğin var. Allah heybetini artırsın, güzelliğini artırsın. Seni Naim cennetlerinde, Firdevs cennetlerinde bana kardeş etsin, dost etsin. Mehdi (as)’ye kalbine bağlaman, Mehdi (as)’yi sevmen senin mümin olduğunu, Kuran Müslümanı olduğunu gösteriyor. Allah seni doğru yoldan ayırmasın. Seni mahfuz etsin Allah korusun. Sadece iyilerle, güzel insanlarla birlikte yaşatsın seni. İnşaAllah cennet kardeşi oluruz. Mehdi (as)’yi göreceksin, iyi güzel bir zamandasın gençliğin çok güzel. İsa Mesih’i de göreceksin. Tabut-u Sekine’yi göreceksin. Kabe’nin altından çıkan defineleri göreceksin. Kabe’nin altından defineler çıkarılacak. Kutsal emanetler. Ta İbrahim (as) devrinden kalma. Çok eski. Nimrot’un mezarı açılacak. Orada çok değerli önemli hazineler çıkacak.

Evet, dinliyorum.

VTR: Genç kızların lens kullanması hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Lens, renkli lens olmuyor yakışmıyor. Ürkütücü duruyor gözdeki anlamı tamamen kaybettiriyor. Mekanik bir robotun gözleri gibi oluyor. Var ya Japon robotlar. Onlarda da göz oluyor aynı madde kullanılıyor zaten aynı onlarda da lens kullanılıyor renkli lens aynısı. Gözün bütün anlamı, derinliği, gözdeki mana tamamen kaybolur lenste. Onu iyi bir şey olarak görmeleri çok yanlış. Ama numaralı şeffaf lens belki olabilir. Ki ameliyat yaptırıp ondan da kurtulabilirler ama mecbur olursalar şeffaf olmak şartıyla lens kullanabilirler.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Yedinci Çanakkale Anma Törenleri’ne katılmak için Türkiye’ye gelen homoseksüel İngiliz Bakan Alan Duncan, Türkiye’yle İngiltere’nin karşı taraflarda olduğu dönemden yüz yıl sonra bugün birbirine güvenen dostlar olarak omuz omuza durduklarını söyledi.

ADNAN OKTAR: Bir kere sadece homoseksüelliği legal hale getirmek için geliyor. Türkiye’de legallik kazanmaya çalışıyor bu tipler. Dost olarak da görmüyorlar Türk milletini, bir an önce yok edilmesi gereken bir millet olarak görüyorlar yani İngiliz derin devleti olarak, bu şahsin ne düşündüğü açısından demiyorum da. Dolayısıyla çok samimiyetsiz rahatsız edici bir konuşma. Görüşleri malum, ısrarla Türkiye’yi bölmeye çalışıyorlar. İngiliz derin devleti yılardan beri uğraşıyor. Bunu anlamamak için onun hiçbir şey düşünmüyor olması gerekir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bir insanın tatlı olması mı yoksa ciddi olması mı onu daha güzel kılar?

ADNAN OKTAR: Sana tatlılık gider işin doğrusu çok çok güzelsin. Tatlılık sana çok yakışıyor. Çok temiz, güzel, bebek gibisin. Allah sana çok uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. Seni imanla, hidayetle, sağlık sıhhatle sarsın. Cennetiyle şereflendirsin. İnşaAllah cennette arkadaş oluruz. Ama insan hakikaten yüzüne bakmaya doyamıyor sen şeker kelimesi yeterli değil çok çok tatlısın. Allah sana iyilik versin, güzellik versin. Canımın içi sana ikisi de yakışır benim gördüğüm; şakacı şeker tatlı yönün de çok güzel. Ama ciddi olduğunda da çok kaliteli, klas bir kadın olacağın, etkileyici bir kadın olacağın görülüyor anlaşılıyor. Bence yerine göre sen onu en iyi şekilde düşünürsün arkadaşların da ona göre düşünüyorlardır. Zaman zaman neşeli bir kadın güzel tabii. Ama sürekli neşeli tabii hoş olmaz. Tutku güzel olur kadında, derinlik, aşk, aşk zaten hep ciddiyet ister, derinlik de hep ciddiyet ister. Onun kendine has bir ifadesi ve yüz şekli vardır. Bu güzel olur ama neşe de zaman zaman yakışır insana tabii güzel bir şey.

Evet, dinliyorum.

VTR: Şeytan insanlara nasıl tuzak kurar?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm aslında çok basit onun yaptığı tuzaklar, ilkel olur yöntemleri. Mesela böyle avanak, akılsız, aklı olmayan, ruhu olmayan varlıkları ararlar insanlar arasında. Ölü olduğunu anladığında hemen onun içine hulul eder vücudunun içine girerler onu esir eder ve kontrol altına alırlar. Daha ziyade onlarla etkili oluyorlar. Yoksa müminlere etkisi olmaz, müminin vücuduna hulul edemiyorlar. Ama münafığın vücuduna hulul eder girer içine tamamen kontrol altına alır. Görüyorsunuz adamlar işte homoseksüellik bir yandan, münafıklık bir yandan, ahlaksızlık bir yandan hepsi oluyor. Şeytanın etkisine girdi mi kontrolü kaybediyorlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar. Eğer mezuniyet gününüz olsaydı ne renk takım elbise giymek isterdiniz?

ADNAN OKTAR: Daima beyaz. Ama çok hoş bir hanım bir daha göreyim.     

VTR: Merhabalar. Eğer mezuniyet gününüz olsaydı ne renk takım elbise giymek isterdiniz?

ADNAN OKTAR: Her yönüyle çok çok güzel bir hanımsın Allah sana çok uzun ömür versin. Hem heybetin çok güzel hem hava hem sükse görünümü her şey çok güzel. Allah seni bu halinle, bu güzelliğinle uzun yaşatsın. Cennette de Allah arkadaş etsin inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kadınların hep ezildiği erkeklerin üstün tutulduğu dünyada daha ne kadar yaşayabiliriz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm o yerden göğe kadar haklı olduğun bir konu. Bu bir facia görüyoruz. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı bir yandan, Darwinist kafa bir yandan şeytanın desteğinde kadınlara bir dünya savaşı vermiş ve kadınları kontrol altına almış mahvetmiş yani. Erkek egemenliğini meydana getirmiş kadınları da eze eze adeta kadınları yok etme noktasına getirmişler. Başarılı gittiklerini zannederlerken tepelerine bindik şu an. Hükümetin çok güzel atakları oldu. Suudi Arabistan’da ataklar var. Bütün İslam ülkelerinde ataklar var. Benim kanaatim üç-beş yıla kadar bunların artık borusu ötmez. Bu yaptıkları rezilliğe artık dur dedik ve bundan sonra yapamazlar. Ama hanımların da tabii daha cesur, daha kararlı olması gerekiyor. Hiç üzülme, hiç sıkma kendini de. Bu densizlerin sayısı az fakat eylemleri çok oluyor. Bu münasebetsizlerin sayısı öyle fazla değil, sizin daha cesur olmanız gerekiyor. Biz de sizin yanınızdayız devlet de sizin yanınızda bundan sonra böyle bir kepazeliğe müsaade etmeyiz. Gittikçe daha iyi olacak özellikle bu seçimlerden sonra daha iyi olduğunu göreceksiniz inşaAllah. Çok güzelsin bu arada onu da söyleyeyim Allah güzelliğin artırsın. İnşaAllah cennette de kardeş oluruz. 

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar. İnsanların düşüncelerini kaliteli hale getirebilmek için ne yapabiliriz?

ADNAN OKTAR: Sen olağanüstü güzelsin çok sevindim bu kadar güzel olmana. Kendine has muhteşem bir güzelliğin var ve muhteşem bir etkileme gücün var. Ama bu tamamen sana has bu çok güzel, dişlerine varıncaya kadar çok çok güzelsin. Allah cennet arkadaşı yapsın seni, cennet dostu yapsın. İnsanın bir kere normal haline gelmesi gerekiyor. Normal hali, Allah’la bağlantılı halidir. Yani Allah’la bağlantılı halde olmadığında insan, normal halde olması mümkün değildir. Yani normal işleyişini Allah öyle yaratmış. Dünyayı, insanları yaratırken insanın normal olması için Allah’la bağlantı halinde ve Allah’ın büyüklüğünü kavramış olması şartıyla normal olarak yaratmıştır insanı. O boşaldığında adeta başı kopmuş gibi olur insanın. Yani Allah’ı unuttuğunda, Allah’ı fark edemediğinde başı kopmuş gibi olur ve düzgün ve düzenli bir kişilik göstermesi adeta mümkün olmaz. Dolayısıyla Allah’la iyi, derin, akıllı bir bağlantı kurduysa bir insan tamam. Yani kalitenin en yükseğini elde eder. Mesela Hazreti Süleyman (as)’da böyle oldu. Zülkarneyn (as)’de böyle oldu. Mehdiyet dönemi de kalitenin en yüksek olduğu dönem olacaktır. Neden? Modacı olduklarından falan değil. İman yüksekliğinden kaynaklanıyor. Akıl yüksekliğinden kaynaklanıyor.

Evet dinliyorum.

VTR: İslam’ın zaferi ne zaman olacak?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, 3-5 yıla kadar olur. Yani bak daha önce 40 yıl diyordum, 40 yıl. Şu anda 3-5 yıl diyorum.

Evet dinliyorum.

VTR: Fazla ekmek tüketenlerin ömrü kısa olur diyebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım tabii normal beslenememiş oluyorlar. Anadolu halkı hep ekmek ağırlıklı beslenirler. Kısa ömürlü oluyorlar tabii. Hep 50-60 yaşta falan vefat ediyorlar. Sağlıklı olmuyorlar. Etle beslenmeleri gerekiyor. Yani insanın yapısı öyledir. Ekmek, gece gündüz şeker almak demektir. Proteini de düşük almak anlamına geliyor. Ekmekte protein yok, sadece karbonhidrat. Dolayısıyla çok riskli bir beslenme şekli tabii. Ama bütün Anadolu’da ekmek ağırlıklıdır. “Ekmek kazanıyorum.” İşte “ekmeğimi kazanıyorum” falan diyorlar zaten. Nereye dönsen ekmek esastır. Benim gördüğüm Avrupa’da ekmek çok nadir yenen bir yiyecek. Çok az yenen bir yiyecek. Doğrusu da öyle olması lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Mehdiyet döneminde gelişen teknolojiyle ışık hızının üzerine çıkılabilecek mi?

ADNAN OKTAR: Canımın içi ışık hızının üstüne çıktığında o araç da ışık olur zaten. O götüren, gidenler de ışık olurlar. Dolayısıyla biraz zor o. O kadar vakit yok. Yani teknolojinin o kadar gelişeceği bir zaman yok. Bir de teknolojinin gelişmesini isteyecek insan ruhu olmayacak. Yani o kalitede insan olmayacak. Boş vermiş, kavgacı, kepazelikten yana işte homoseksüel, ensest ilişkiye giren, ahlaksız yani gününü gün eden adamlar olacak ahir zamanda, sonraki devirde. Dolayısıyla öyle bilimle uğraşan, teknolojiyle uğraşan, çalışkan, aklı başında öyle bir adam kalmayacak ki onlarla uğraşsınlar. Yani 2082’lerden itibaren ciddi şekilde bozulma başlayacak. Şu anda bile birçok genç boş vermiş durumda. Büyük bölümü sigara içiyor bilmem ne. Sıkıntıdan ne yapacağını bilmiyorlar. Mehdiyet döneminde bir tek bu bela duruyor, toparlanıyorlar. Mehdiyet’ten sonra yeniden o sıkıntılı, huzursuz ruh haline yeniden giriyorlar ve genellikle bu eski teknolojiyi kullanacaklar. Yeni bir teknoloji gelişmez ondan sonra.

Evet dinliyorum.

VTR: Boş bakışlı insanların ruhu var mıdır?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm yani esefle söyleyeyim ki olmaması ihtimali çok yüksektir. Yani yüzde 99,99 yoktur. O çok belirgin bir alamettir. Ölme alametidir,  ölüm alametidir. Adam boşluğa bakıyor belli ki yok yani ama panik olmamak lazım tabii sakin değerlendirip oradan yavaşça eşyalarını toplayıp uzaklaşmak lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Ters kızlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bir kere çok güzelsin önce onu bir vurgulayayım. O burun ne o burun öyle minnacık nasıl güzel o burun öyle. O nasıl güzel bir cilt? Çok çok güzelsin bembeyazsın. Nur gibisin Allah seni koruyup kollasın, cennette seninle mutlaka arkadaş olmamız azım, mutlaka dost olacağız inşaAllah. Hiç ayrılmam yanından inşaAllah. Güzel yüzlüm ters kız diye bir şey olmuyor. Kızı ters hale getiriyorlar. Benim konuştuğum ünlü ters kızlar var yani artık namlı ters. Benim yanımda kuzu gibi oluyorlar. Söylesem isimlerini inanmazlar. Tahmin edemeyeceğin kadar ters yani biliniyor. Ama benim yanımda çok çok güzel huylu, sevgi dolu, çok anlamlı güzel bakan, derin sevgiyle ruhunu bezemiş, nefis insanlar, nefis kızlar çok güzeller. Ben zaten tahmin ediyordum öyle olduklarını. O çocuklar çok korkutulmuş ve ezilmişler. Kızlardan da çok korkuyorlar, erkeklerden de çok korkuyorlar. Çok yıldırıyorlar onları. Onlar da kendilerini korumak için minik kediler gibi tıslıyorlar, kabarıyorlar. Konu bu. Sert, ters kız yoktur. Toplumun onu çok şiddetli ezmesi vardır. Onlar da ona karşı şiddetli reaksiyon gösterip gard almış halde geziyorlar, konu bu. Yoksa hakikaten ben tabii bunu söylemem basına da yansıtmam bayağı ünlü ters kızlarla konuşuyorum ben. Ve dünyanın en tatlı kızları, baktım bayağı şekerler. Nefis sevgileri çok güzel, güzellikleri çok hoş, tavırları çok hoş, nefis, müthiş zekiler, çok konuşkan. Ama diyor ben kızlardan acayip çekiniyorum, çok saldırganlar diyor. Mecburen dişli görünüyorum diyor. Beni ezerler yoksa diyor. Erkekler de çok saldırgan diyor. Doğru, korkuyor çocuk da o kadar basit. Yoksa öyle bir şey olmaz. Ters kız diye bir şeyi ben kabul etmem. Benim güzel yüzlüm de aklım kaldı, çok çok güzel. Allah ona uzun ömür versin inşaAllah. Şu sevimliliğe bak hayret burnunun güzelliğine bak maşaAllah, inşaAllah görüşeceğiz ahirette inşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR: Sizce eğlenceler gece saat kaça kadar sürmeli?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım güneş doğana kadar usul budur. Güneş doğarken herkes gidip yatağına yatsın. Sabah namazını kılsın, sabah namazı vaktine kadardır. Sabah namazından sonra gidip yatsın. Darbuka, kanun, klarnet sesleri göklere yükselmesi lazım. İstanbul’da çıt yok. Bu İstanbul için ne kadar acı bir olay. Darbuka sesleriyle yıkılması lazım İstanbul’un. Klarnet sesleri acı acı göğe yükselmesi lazım. Keman, ut sesleri ve gençlerin şen kahkahaları, o güzel tempoları, o güzel dansları İstanbul’u süslemesi lazım. Maalesef bakıyorsun en fazla sigara içiyor gençler. Çok acı o kadar yaygın ki. Bak bu sevimliyi de yakaladım demin orada sigara içiyordu bahçede. Yazık mesela çok genç halbuki ona çok zarar vereceği belli. Genç kızlara soruyorum üniversiteli kız arkadaşlarıma ne kadar okulda diye, en az yüzde 90 diyor sigara içenler. Milli facia ne oluyorsunuz ya, milli facia ne var bu sigarada ya hepsi yaşlanıyor. Yapmayın etmeyin diyorum yalvarıyorum artık. Ne gerek var tadı yok tuzu yok berbat bir şey.

Evet dinliyorum.

VTR: Mehdi (as) Afganistan’a gelecek mi?

ADNAN OKTAR: Ah severim ben seni Afgan’sın herhalde sen maşaAllah. Afganlar sever Mehdi (as)’yi Mehdi (as) de Afganları sever. Tabii ki dünyayı gezecektir Hz. Mehdi (as). Ama benim kanaatim karada tek tek tek her yeri gezecek, bütün dünyayı gezecek. Velayet sistemini de gösterecek. Gezmesi gerekir ki göstersin velayet sistemini. Her yerde tabii sevgiyle karşılanacaktır. Onun gittiği her yerde insanlar birbirine çok güzel dost olacaktır. Dolayısıyla tabii ki Afganistan’a da gelecektir. Ama önceden domatesleri falan ekeceksiniz, meyve ağaçlarını ekeceksiniz hazırlık yapacaksınız. Mehdi (as) öyle yere gelir benim kanaatim. Biz de hazırlık yapıyoruz burada ağaçlar diktik Mehdi (as) gelecek diye.

Evet dinliyorum.

VTR: Sizi çok seviyoruz, siz de bizi seviyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Ah severim ben sizin güzelliğinizi, üçünüzün de ayrı ayrı güzel olması Allah’tan size bir lütuf. Bana deseler ki mesela hangisi güzel karar verilebilecek gibi değil hakikaten. Üçünüz de ayrı renksiniz, üçünüz de birbirinden güzelsiniz. Allah size uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. Benim güzel yüzlülerim sakın birbirinizden ayrılmayın. Üç arkadaş birbirinize sadık olduğunuz anlaşılıyor. Böyle çok güçlü olursunuz. Üçünüz mutlaka her zaman birlikte olun. Sakın küsüp darılmayın da birbirinize. Bir de şahane güzelsiniz. Yani sizi sevmemem mümkün mü? Bakar bakmaz içim eridi acayip sevdim. Allah sizi cennette bana dost etsin, kardeş etsin cennet bahçelerinde asıl sohbet edeceğiz. Burada çok kısa olur. Asıl orada kendinizi tanıyamayacaksınız kat kat kat daha güzel olacaksınız inşaAllah. Bu dediğimi de sakın unutmayın demiştiniz diyeceksiniz hatırlatacaksınız inşaAllah. Bu anı hatırlayacaksınız. Altını çizerek söylüyorum.

Evet.

VTR: Öfkelendiğimizde nasıl sakin olabiliriz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm çok komik duruma düşüyor insan. Kendine gülebilirsin öyle yap bence. Ya ne oluyorsun falan dersin değil mi? Çünkü bayağı garip bir duruma düşüyor insan. Görüntünün içerisinde o hale gelmesi çok acayip insanın. Şöyle düşün “Ya Rabbi Sen beni görüntü olarak yarattın bir görüntü gördüm ona sinirlendim. Sakın beni bir daha bırakma Ya Rabbi böyle utanacağım bir duruma, beni kontrol et, beni bana bırakma” dersin. Allah seni o zaman korur. Çünkü an an Allah’ın kontrolünde oluyorsun. An an kaderini yaşıyorsun. Gördüğün görüntüden, filmden etkilenmen tabiî ki garip bir durum olacağı için “Ya Rabbi o görüntüden etkilenmemeyi ve küçük düşmemeyi bana nasip et” dersin. Herkes için söylüyorum tabii müminler için bunu söylüyorum. Allah orada korur. Ama benim güzel yüzlüm öyle sinirlenecek biri değil. Zaten onun için öyle bir sorun yok. O başkaları için soruyor. Sen çok çok güzel yüzlü bir kızsın. Yüzündeki ifade şahane, gözlerindeki o ifade yani dünyalar onu karşılamaz dünyalar. Şahane yüzündeki ifade bir de nur gibi yüzün. Çok güzelsin inşaAllah cennet arkadaşı, cennet dostu oluruz. Naim cennetleri Firdevs cennetleri. Peygamberimiz (sav)’e de Cebrail (as) ve Azrail (as) geliyorlar. “İstersen kal biraz daha” diyorlar. Yani “ihtiyacın var olduğunu düşünüyorsan. Ama görevin bitti” diyorlar. “Çünkü vahiy bitti, Kuran’ı insanlara duyurdun, yapacağın bir şey yok takdir senin” diyorlar “istiyorsan bir süre daha kal. Ama öbür türlü düşünüyorsan yani hemen Rabbine kavuşmayı istiyorsan beklemeyeyim diyorsan Azrail hemen alsın canını” diyorlar. “Hemen gidelim” diyor. Yalnız Azrail (as)’in can alması deyince millet de zannediyor ki orakla falan geliyor böyle gırtlağına çöker. Öyle bir şey değil. Azrail (as) son derece mazlum efendi bir delikanlıdır güzel bir insan. Olay yerinde bulunuyor o kadar. Yani şahit olarak bulunuyor. Yoksa ciğerinden söküp böyle bir can alma öyle bir özelliği yok. Her gün canımızı alıyor Azrail (as). Rahatsız oldunuz mu hiç? Siz öyle bir şey gördünüz mü? Bak rüyada her gün canımız alınıyor. Rüya gördüğümüzde her gün alınır. Canı alan Azrail (as)’dir. Rahatsız oldunuz mu? Olmadınız? İşte tamam o tarzdadır. Yani öldüğünde de canı alınırken o tarzdadır aynısıdır. Birden başka boyuta geçiyor o kadar. Olayda hazirundur hazirun. Ama şimdi canı alındığında yalnızlık çekmemesi için melekler oluyor, sevdikleri oluyor, en sevdikleri oluyor. Şaşırmaması için böyle bir yalnızlık hissetmemesi için Allah nimet olarak sevdiklerini yanına getiriyor o kadar. Azrail (as) de oradaki güvenli bir delikanlı, Allah'ın memuru o kadar.

Mesela diyor ki “Ya Resulullah cennetleri süslediler. Huri ve rıdvan donandı Allah-u Teala sana hiç kimseye verilmeyen çok şeyler ihsan etti. Kevser Havzı, Makam-ı Mahmud, Şefaat-i ümmet verdi. Ya Resulullah ama” diyor “Melek-ül-mevt” ölüm meleği “de kapıda bekliyor eğer istiyorsan. İçeri girmeye izin ister” diyor. “Şimdiye kadar kimseden izin istememiştir” diyor. Melek niye izin istesin? “Bundan sonra da istemez” diyor böyle bir şey yok. Peygamberimiz (sav)’in izni üzerine Azrail (as) içeri giriyor selam veriyor, selam alıyor Peygamberimiz (sav) de. “Ya Resulullah Allah-u Teala senin huzuruna gönderdi. Senin emrinden dışarı çıkmamamı buyurdu. Dilersen şerefli ruhunu kabzedip ulvi aleme yükselteyim, yoksa dönüp gideyim bir süre daha kal” diyor. Niye, ne yapsın Peygamber (sav)? Çünkü Kuran son mukabeleyi yaptı Cebrail (as)’le Kuran okudu. O ona okudu ona okudu son mukabele büyük mukabele yapıldı biliyorsunuz. Tebliğ yapmayacak. Zaten ümmetle de vedalaştı. Bir yıl öncesinde Veda Haccı’nda “ben gidiyorum” dedi. Çok önceden bildirdi Cebrail (as) aslında gideceğini bir yıl öncesinden söyledi. “Ben gidiyorum başka da hac yapmayacağız” dedi. “Bir daha gelmeyeceğim hacca” dedi “vefat edeceğim” dedi söylüyor. Kızına da söyledi “kızım” dedi “ben çok yakında vefat edeceğim” dedi. “Bugünlerde vefat edeceğim” dedi. Artık iyice kısa vakti söyledi. Kızına da sonra dedi “bak ilk bana gelecek olan da sensin onu da söyleyeyim” dedi. Hakikaten vefatından çok kısa süre sonra kızı da vefat etti. Hemen onun yanına geldi. Hiç şaşmaz Peygamber (sav)’in söyledikleri hepsi vahye dayalı.

Evet, dinliyorum.

VTR: Çocuklara neden saçma masallar anlatılıyor?

ADNAN OKTAR: Ama uyumak için iyi. Ben de bazen uyku tutmadığında masal anlatan olsun isterim yani. Masal dediğin zaten boş olacak. Ne var en ünlü uyumak için? Mesela Kırmızı Başlıklı Kız otuz kere dinlesem dinlerim yani ne olacak. Bir varmış… zaten onu da erken insan uyur. Bir kere uyumadan önce şart, başka türlü olmaz. Ama çocukları tabii kaale almamak çok ayıp. Çocuklara çok saygılı olmak lazım, değer vermek lazım. Büyük insan olarak kabul etmek lazım. Çünkü ruh sahibi ise Allah'ın ruhunu taşıyor. Çocukla niye dalga geçiyorsun? Hakarettir o çocuğa. Ben çok iyi hatırlıyorum üç yaşında bayağı aklı başındaydım. Millet eğlensin diye böyle konuşamıyor gibi yapardım. Bir de inandırıcı olsun diye de özen gösterirdim. Hangi kelimelerde mantıksız konuşmam gerektiğini de düşünürdüm. Mesela öbürleri daha dikkat çekeceği için onu kasten çocuklandığımı vurgulayacağı belli olduğu için söylemezdim. En uygun olanı söylerdim. Yani örnekler veririm de şimdi gerek yok yani çok iyi de aklımda biliyorum hangi kelimeleri kullandığımı. Akıllarını atıyorlardı acayip seviniyorlardı. “A diyemiyor, konuşamıyor” falan diyerekten. Zehir gibiydi kafam. Hiç öyle derdim yoktu. Re’ler, şe’ler, te’ler vurgulayarak çok akıcı, gayet rahat konuşuyordum öyle bir derdim yoktu. Ama mutlu olmasını istiyorum etrafımdaki insanların.

Evet, dinliyorum.

PINAR YADA: 1915 olaylarının her sene anıldığı 24 Nisan'da ABD Başkanı Trump ‘büyük felaket’ ifadesini kullandı. Büyük felaket tanımını ABD başkanları arasında ilk kez Obama kullanmıştı. Trump, ABD'de ve dünyanın dört bir yanında çok fazla kişinin çektiği acı ve masum hayatların kaybedilmesi anısına yas tutan Ermeni toplumunun yanında olduğunu söyledi. Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise “1915 olayları hakkında 24 Nisan 2018 tarihinde yapılan yazılı açıklamada yer alan yanlış ifadeleri ve sübjektif tarih yorumunu reddediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

ADNAN OKTAR: 1915'te o zamanki faşist, Darwinist zihniyet bizi birbirimize düşürtmeye çalıştı o zamanlar. Kendi evlatlarımızla bizi mücadelenin içine soktu, olay bu. İki taraf da birbirini kırdı geçirdi. Türkler Ermenileri, Ermeniler Türkleri. Biz kardeşiz, biz dostuz bize oyun oynadılar. Bu oyunu bozduk. Kimsenin araya girmesine gerek yok. Ermenistan-Türkiye kardeştir. Azerbaycan’la da kardeş olacaktır. İşgal ettikleri topraklardan da çekileceklerdir. Cinayet işleyen varsa hesabını da verir onlar da.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kanalınızı çok severek izliyoruz.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben sizin güzelliğinizi. Siz melekseniz ne yapacağız peki. Melek olma ihtimaliniz de var sizin. Çok çok güzel, masumsunuz. Allah size çok uzun ömür versin. Sağlık sıhhat versin. Nasıl söyleyeyim bilmiyorum ki hepiniz birbirinden güzelsiniz. O ikisi kardeş gibi geliyor bana değil mi? Allah birbirinizden ayırmasın. İnşaAllah hep böyle dost olarak kalın. Cennette de Allah hiç ayırmasın sizi. Cennette de böyle dost olarak yaşayalım ama ben mutlaka yanınızda olacağım. Allah mühim olan size uzun ömür versin ki çok sevap alın. Sağlıklı güzel yaşayın inşaAllah. Kötüleri de Allah sizden uzak tutsun sadece iyilerle birlikte olun inşaAllah. Çok sevdim sizi, Allah size her şeyin en iyisini, en güzelini versin inşaAllah.

Vefat edeceği sene Cebrail (as) iki kere geldi biliyorsunuz. Peygamberimiz (sav)’le diz dize oturuyordu. Peygamberimiz (sav)’e yeniden tekrar ettiriyor ayeti. Bir daha söyletiyor, bir daha okutuyor, bir daha tekrar ettiriyor. Mukabele deniliyor ona. Ama onu tabii sahabeler görmüyorlar. Peygamberimiz (sav) görüyor. Sadece bir tanesinde gördü sahabeler. “Kim bu kişi?” dediler anlamadılar. Saygıya uygun bulmadılar Peygamberimiz (sav)’in dizine gelip dizlerini dayadı. Bir şey soruyor “doğru söyledin” diyor bir şey söylüyor “doğru söyledin” diyor. Diyorlar ki “Ne haddine Ya Resulullah size böyle söylüyor” diyorlar. Gittikten sonra söylüyor Peygamberimiz (sav) “Cebrail’di gelen” diyor. Anlamıyorlar sahabeler. Peygamberimiz (sav) “ellemeyin” diyor. Çok huylanıyorlar sahabeler bir acayip karşılıyorlar. Niye böyle bir şey oluyor gibisinden. Hiç bak aklın ihtiyarı alınmıyor görüyor musun? Peygamber (sav)’in de aklının ihtiyarı alınmaz.

Evet dinliyorum.

VTR: Şu an dünyada mücadele edilmesi gereken en önemli şey ne?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm en büyük bela deccaliyet. Yani İngiliz derin devleti. Şu an bütün dünyada çekilen felaketin kökeni bu. Ekonomik kriz oluşturmak için özel komite var özel. Bayağı büyük finans çevrelerinden oluşturulmuş ekonomik kriz komitesi var. Mesela bir ülke zenginleştiğinde hemen haber veriliyor. Hemen orada olay çıkarılıyor, dolar yükseltiliyor, euro yükseltiliyor, altının fiyatı yükseltiliyor yahut petrolde oynuyorlar hemen ekonomiyi yıkıp oturtuyorlar. Hemen kredi notunu düşürüyorlar. Hiçbir ülkenin zenginleşmesine müsaade edilmiyor. Bakın dikkat edin dünyada hiçbir ülke zengin olamıyor. Bunu bakan hemen anlar. Ama insanların dikkatini çekmiyor. Ya kardeşim bir tane ülke zengin olamaz mı? Hiçbir ülke zengin olamıyor. Hiçbirine müsaade etmiyorlar. Özel komite var bu işle ilgilenen.

Evet, dinliyorum.

VTR: Şeytan olmasaydı biz neyle sınanacaktık?

ADNAN OKTAR: Şeytan olmasaydı tabii nefsimizle sınanırdık. Ama tabii zayıf onun da etkisi zayıftır. Yani aslında sınayan Allah tabii de öyle bir bahane gerekiyor. Onların hepsi bahanedir. Şeytanı yaratan Allah'tır. “Şeytan çok zekidir” diyor Papa korkmuş. Ona o aklı kim veriyor onun haberi yok. O zekayı ona Allah veriyor vermese biter o lamba gibi söner anında.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlara maddenin aslını en kısa şekilde nasıl anlatabiliriz?

ADNAN OKTAR: Sen ne kadar güzel insansın, ne kadar güzelsin. Ne kadar anlamlı yüzün, ne kadar güzel maşaAllah. Allah sana işte bütün insanlarda var bu genç kızların hepsinde var, her birinize ayrı bir etkileme gücü, ayrı özel bir karakter veriyor. Hiçbiriniz birbirinize benzemiyorsunuz ama hepiniz birbirinizden güzelsiniz. Mesela sen çok şahane bir insansın. Ama hiç kimseye benzemiyorsun. Çok çok güzelsin. İnşaAllah cennette birlikte arkadaş oluruz. En kısa şekilde nasıl anlatabiliriz? Aman aman aman güzel yüzlüm o konuya biz hiç girmeyelim. Sen de sorma. Adama öyle kısa sürede anlatmaya kalkarsak aklını atar. Bu sefer de onun tedavisi ile uğraşmak durumunda kalırız. Feci şekilde korkarlar olmaz. Yani tahminin üstünde etki yapar çok korkar. Maddenin olmadığını anlarsa adamın gemisi yok, araba yok, ev yok falan o yok bu yok aklını atar çok kötü etki yapar. Öyle yapmayalım teorik anlatalım teorik. İşte kitaplarda anlattığım şekliyle olsun. Pratik süper riskli. Bence hiç yapmayalım öyle bir şey.

Evet, dinliyorum.

VTR: Allah insanlara iyilik duygusunu verdiği için mi iyi olurlar yoksa sonradan kendileri mi başarırlar?

ADNAN OKTAR: Ne diyorsunuz güzelliğine?

GÖRKEM ERDOĞAN: Çok güzel maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel değil mi? Her şeyiyle çok güzel maşaAllah. Tam cennet arkadaşı tam. Allah her şeyde en güzelini nasip etsin ona, en hayırlısını nasip etsin. İnşaAllah cennette bahçelerde gezeriz, cennet meyvelerini birlikte toplarız inşaAllah. Ben güzel yüzlümü yeniden dinleyeyim.

VTR: Allah insanlara iyilik duygusunu verdiği için mi iyi olurlar yoksa sonradan kendileri mi başarırlar?

ADNAN OKTAR: Bak güzel yüzlüm doğrusunu söyleyeyim ben daha annemden doğmadan burada oturuyordum şu an konuşuyordum. Kaderin gösterdiği ne varsa milimi milimine yapıyorum aksini yapamam. Sen de kaderin gösterdiğini milimi milimine yapıyorsun aksini yapamazsın. İyilik yapacağımız tam net belirlenmiştir onu yaparız. Şeytan falan hepsi olayın mantık kısmıdır yani mantığa uysun diye Allah yaratır. Tamamını Allah yaratır. Şeytan, nefis, melekler sayıyoruz ya sadece Allah vardır. Onların hepsi tecellidir. Tecelli görüntülerdir. O ne diyorsa o olur. Mesela münafık yaratıyor. Adamlar ahirette bakacağız cehennemde oturuyor ama ölü. Bildiğin ceset gibi yani. Mezardan adamın kemiğini almışsın düşün ona bir ses verdiğini düşün aynısı. Hiçbir farkı yok. Allah'ın dediğinin dışında hiçbir şey olmuyor. Allah dediği için şu an ben konuşuyorum. Ve hangi kelimeyi nasıl vurgulayacağım ses tonuma varıncaya kadar ayarlı. Benim ses meydana getirmem mümkün değil. Madde değilim ki yapayım asla yapamam. Madde de olsam yapamam böyle bir şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

HÜSNA KARAKUŞ: Lice kırsalında bölücü terör örgütüne yönelik başlatılan sürdürülen operasyon kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları dün saat 17:30 sıralarında bir grup teröristle karşılaştı. Çıkan çatışmada Jandarma Uzman Çavuş İsmail Cesur şehit oldu, dört asker yaralandı.

ADNAN OKTAR: Kabadayı'nın ismini bir daha söyle.

HÜSNA KARAKUŞ: Jandarma Uzman Çavuş İsmail Cesur.

ADNAN OKTAR: İsmail deden İsmail gibi maşaAllah. Peygamber İsmail gibi cesursun. Allah adını koymuş işte cesurlukla. Şanlı şerefli güzel bir nimet sana sunmuş Cenab-ı Allah. Allah'a hamdolsun sana gıpta ettik. Allah bize de sunsun o nimetini. Güzelliğinle müsemma olmuş şehadetin. Yaklaştır yüzünü bakayım. Bak doğuştan Allah sana şehit yüzü vermiş, şehit temizliği vermiş. Allah mübarek etsin. Karşılaştığımızda senin o güzel yüzünü daha detaylı göreceğim inşaAllah. Annene babana Allah uzun ömür versin, onları sabr-ı cemil ile süslesin, hidayetiyle nimetlendirsin. Yaralananlar da mı var dedin?

HÜSNA KARAKUŞ: Evet, dört asker.

ADNAN OKTAR: Dört de kabadayı. Kabadayının şanındandır onlar da gazi olmuşlar. Ne güzel Şeref Hz. Ali (kv) on yedi yerinden yaralanmıştı. Kabadayıların şahıydı. Benim aslanlarım da yaralanmışlar. Hazreti Ali (kv)'nin makamı. O hem gazi hem şehit biliyorsunuz Hazreti Ali (kv). Hem gazilik rütbesi var, hem şehitlik rütbesi var. Resulullah (sav)'ın da en sevdiğidir Hz. Ali (kv) inşaAllah, bayağı sever. Hazreti Ebubekir (ra)'i çok seviyor ama gönlü hep Hazreti Ali (kv)’deydi çok seviyordu Hz. Ali (kv)'yi. Çocuk yaşta geldi Peygamberimiz (sav)’in yanına on yaşında falandı. Kabadayıların piridir Hazreti Ali (kv). Aleviler deli olurlar Hz. Ali (kv)'ye, acayip severler. Yani onun kabadayılığı da Türklere oradan geçmiştir. Bütün böyle Alevi köylerinde falan hep kabadayılık modadır, gelenektir her kabadayıya bak hep Alevidir o kökenden gelir. Hz. Ali (kv)'ye özenmekten kaynaklanıyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ummadığınız zamanda sizi sevindiren olaylar oluyor mu?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm tabii ki. Beni sevindiren olaylar malumdur. Ummadığım sayılır tabii ummadığım gibi oluyor ama olduğunda da çok seviniyorum. Beni en çok kadın güzelliği mutlu eder hayatta. Ne para, ne pul hiçbir şey yani kadın güzelliği ve kadın sevgisi, kadın tutkusu, kadın aşkı ve onlara gösterdiğim sevgi, onları korumak için gösterdiğim gayret. Ben en çok bundan mutlu olurum. Allah'ı sevmek ve Allah için kadınları sevmek.

Evet dinliyorum.

VTR: Kısa saçlı kadınları beğeniyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi şahane olmuşsun şahane. Çok çok güzel olmuşsun yani olabilecek en iyiyi yapmışsın tebrik ediyorum. Yüzün zaten çok çok güzel, boynunun uzunluğu çok güzel. Ama model olarak mükemmel bir model oluşturmuşsun. O perçem kısmı falan onunla beraber şahane. Gözlüğün çok güzel olmuş, makyajın güzel. Nefis çok çok güzel. Allah bu güzelliğinle seni çok uzun yaşatsın. İnşaAllah cennette de güzelliğini doya doya görürüm. Allah cennette arkadaş etsin. Kısa saç tabii mesela bizim Beril falan hepsi kısa saçlılar çoğu. Emel de kısa saçlı. Sen de kısa saçlısın yakışıyor güzel oluyor. Boynunun falan güzelliği ortaya çıkıyor. Ensesinin, boynunun güzelliği ortaya çıkıyor. Uzun saç da yakışır ama kısa saç da yakışır. Fakat sen nefis bir stil yapmışsın. Çok çarpıcı, çok çok güzel. Hayran oldum ben çok beğendim. İnşaAllah hep böyle çok güzel, genç kalırsın. Allah sevgini artırsın, imanını arttırsın, hidayetiyle seni sarsın, seni kötülerden korusun Allah. Kem nazarlardan, kötü insanlardan ve seni kıskananlardan Allah seni korusun. Hep seni sevenlerle birlikte etsin. Muhteşemsin maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Aşırı kıskanç olan ev arkadaşları hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi zor tabii. Bayağı güzel, çok tatlı bir kızsın sen. Sen herkese iyilik yapacak, sevgi dolu bir insansın. Melek gibisin yüzünden hemen anlaşılıyor. Mazlum kendi halinde bir insansın. Kıskanç değil de güzel yüzlüm onlar çirkeftir yani çok çok özür dilerim çirkeftir. Kıskançlık onun bir bölümüdür. Saldırgandır, ahlaksızdır özetle. O bir kısmı olarak söyleyebiliriz. Eğer gücün yetiyorsa ayrıl güzel yüzlüm. Yani sen çünkü çok temiz, masum kızsın. Seni üzerler. Bir de müsait de bulurlar daha da azgınlaşabilirler. Gücün yetiyorsa mutlaka değiştir. Kendin gibi efendi, hanım, kendi halinde güzel kızlar var terbiyeli. Ama o kızlar da bazen çok uzatıyorlar. İşte ne güzel arkadaş, halim arkadaş arasana çekiniyor. Belli güzel, terbiyeli, efendi hemen arkadaş olun üç-beş kişi bir arada yaşayın, birbirinizi koruyun. Çünkü efendisiniz belli terbiyeli kızlarsınız. Bazen çok gereksiz onlar tavır koyuyorlar öbür kızlarla arkadaşlıkta. Bu çok büyük hata olur. Hiç bu konuda tereddüt etmemek lazım. Benim güzel yüzlüme Allah uzun ömür versin. İnşaAllah cennet arkadaşı oluruz. Çok çok temiz yüzün, çok dinlendirici. Allah seni korusun, kötülerden, her türlü kötü insandan, hasutlardan korusun.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile ortak basın açıklaması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Önümüzdeki en büyük proje TANAP'ın (Trans Anadolu doğalgaz boru hattının) açılışını yapacağız. Haziran ayı başlarında yapacağız. Seçim öncesinde milletimiz ve dünyaya büyük bir müjdemiz olacak” dedi.

ADNAN OKTAR: İki kabadayı bir araya gelmişler “var mı diyeceğiniz?” diyorlar. Çok iyi olmuş daha yeni söyledim sahip çıkmasını Tayyip Hocam’a. Özel çağırmış benim anladığım. Çünkü bu konu değil, özel çağırdığı anlaşılıyor. Meydan okumuşlar daha Türkçesi çok güzel olmuş. Tayyip Hocam’dan daima majestelerine destek rica ediyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Cennetteki görüntü kaç boyutlu olacak mesela?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bundan hiçbir farkı yok. Daha keskin, daha berrak. Yani bunun uyku hali olduğu belli. Ben düşünmek dahi istemiyorum yani alenen rüya, görülüyor yani rüya olduğu. Bundan uyanacaksınız o kadar. Keskin yani havayı keskin alırsınız. Kokuyu keskin alırsınız, görüntüyü keskin alırsınız. Bulanıklık yok, uzak bir mesafeyi bulanık görme yok. Çok net görüyorsunuz o kadar. Hisler çok güçlüdür. Dokunma hissi falan güçlü. Yani madde olduğunuzdan aşağı yukarı emin olursunuz o kadar net yani çok keskin. Rüya olduğuna inanamazsınız anlatsak bile inanmazsınız o kadar nettir. O kadar. Yoksa boyut farkı yok, bu tarzdadır. Ama istersen görürsün arkanı da görürsün. Canın isterse önün, arkan, sağın, solun her yeri görürsün öyle bir dert yok. Yani en uzak noktayı işitebilirsin. Ama normal karşılarsınız bunda ne var ki zaten gibisinden. Bu sistemde bu bizim acayibimize gidiyor normal olan odur. Görüntüsü olarak da düz, geniş bir zemin yani o kadar, çok geniş dünyayla kıyaslanmayacak kadar geniş. İnsanlar güzel, düzgün, doğal ihtiyaçlar yok. Zaten olması mucize hiçbir mantık yok. Hepsi insanı mahcup etmek içindir. Dünyada nefsini kırmak içindir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sevgililer arasındaki yaş farkı neden toplum arasında yanlış anlaşılıyor?

ADNAN OKTAR: Sen nasıl tatlı, nasıl sevimli, nasıl güzel bir insansın sen böyle. O burun niye o kadar minicik? Niye bu kadar güzelsin sen maşaAllah. Allah seni hayırla, bereketle yaşatsın. Güzel yüzlüm sen çok iyisin Allah seni kötülerden korusun. Ama çok yamandır benim canım o kendini çok iyi korur inşaAllah. Ama seni hep iyi arkadaşlarla, iyi dostlarla Allah teçhiz etsin. Yanında hep iyi insanlar olsun. Zorluklardan Allah seni beri etsin. Cennette mutlaka arkadaş olalım, çok sevdim çünkü seni. Sevgililer arasında yaş farkı “abo” diyor “deden yaşında adam, anneannen yaşında kadın” çok ipsiz sapsız ifadeler ne alakası var ya. Ruh vardır bir trilyon yaşında olur, yüz trilyon yaşında olur. Yani ne fark eder ruh taşımıyor musun? Tamam. Bedende değişiklikler olabilir yani adam yaşa göre, duruma göre değişiyor. Bazen ama yaşlılar tabii tahminin üstünde bir çöküntü meydana getirebiliyor. Mesela otuz yaşında, kırk beş, elli yaşında gibi oluyor. Veyahut elli yaşında oluyor da yirmi beş yaşında gibi gösteriyor. Yirmi altı, yirmi yedi yaşında gibi gösteriyor. Yani ölçü değil. Sevgiyi frenleyen bir şey değil çok ayıp ve çok akılsızca bir şey aslında, akılsızca bir üslup, mantığı da yok. O çıkarcıların yaptığı hesaplar onlar. Yani mesela kadınla evleniyorsa diyor ki “sen bu yaşta kadın aldın ama bu yarın bir gün ölür.” Adam ölürse ne yapacaksın? Çok çirkin hesaplardan kaynaklanıyor. Kim kimden önce ölecek? Ne alakası var onunla çoğu zaman tam tersi olur, çoğu zaman tam tersi olur. Hiç alakası yok. Dolayısıyla toplumdaki yanlış, kötü inançlardan biri de o çok berbat. Hiç kaale almamak lazım. Hiçbir şey olmaz. Genç kızdan mesela yirmi yaş büyük erkek, otuz yaş büyük olur. Kadın da büyük olabilir erkekten yirmi yaş, yirmi beş yaş, otuz yaş bile büyük olabilir. Hiçbir mahsuru yok. Mühim olan orada Allah'ın sevgisidir, Allah'a olan tutkudur, Allah'ı derin sevmektir. Ruhta yaşlanma olmayacağına göre ruh sahibi iki ruh birbirini sevdiğine göre her ikisi de Allah'ın ruhu olduğuna göre yaş problemi tamamen suni. Bedene göre konuşuyor bedenle ne alakası var? Adam sonsuz arkadaşını seçiyor. Sonsuzluk zaten başlamış. Ne fark eder yani? Elli yaş, altmış yaş sonsuzluğun yanında daha sıfır oluyor başlangıç bile değil.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kadınların Allah'a olan sevgisi erkeklere göre daha mı derindir?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm kadınların her şeyi daha iyi erkeklere göre ben açıkça görüyorum. Fiilen çünkü benim çok sevdiğim kadın var. Ben ruhlarını yakından izliyorum erkekle kıyısı kabil değil yani gerek derinlikleri, gerek sadakat, gerek sabrı, şefkati, temizlik anlayışı, vefası, yiğitliği. Kadının mesela kabadayılığı çok yamandır. Erkekle kıyası kabil değildir. Akıl almaz kabadayıdır kadınlar. Dolayısıyla üstün varlıklardır, güzel varlıklardır kadınlar. Tabii ki Allah'a yaklaşımları da o sevgi ile orantılı olarak derindir. Mesela Hz. Hatice annemiz Peygamberimiz (sav) çok heyecanlandı anlamadı peygamber olduğunu sadece şüphelendi. Hz. Hatice annemiz çok mübarek muhterem üstünü örttü, “anlat bana ne olduğunu” dedi. “Allah'a hamdolsun müjdeliyorum, tebrik ediyorum seni peygambersin” dedi. Bak kadın ferasetini görüyor musun, aklını. “Elhamdülillah” dedi “Allah'a şükür. Peygambersin çok net gelen de Cibril-i Emin” dedi. “Cebrail'i gördün” dedi. Sana ne oldu falan demedi yani. Bir şey mi oldu sana demiyor. Doğrudan peygamber olduğunu söylüyor. Peygamberimiz (sav) yirmi beş yaşındaydı o kırk yaşında. Yaş farkı diye öyle bir şey; hikaye bunlar ne alakası var. İlk namaz kılan hanımdır Hz. Hatice. İlk vahyi kabul edendir, ilk mümindir. Ve candan derin iman etti. Öyle hafif bir iman değil. Peygamberimiz (sav)’e kafa tutuyordu müşrikler o Hazreti Hatice'nin tabii anne böyle nasıl diyeyim kabadayıydı Hazreti Hatice. O devrin kabadayısıydı bilinmiyor o. Adamları da vardı. “İflahınızı keserim” dedi “Muhammed'e karşı eğer bir tavrınız olursa” adamlar böyle cıva zehirlenmesi gibi titremeye başladılar. Acayip korktular. O devrin garantisi oydu Hz. Hatice'ydi. Korkusundan gıklarını çıkaramıyordu Peygamberimiz (sav)’e karşı. Vefatından sonra kudurdular. Hz. Hatice sağken nefes alamıyorlardı. Namlı kabadayıydı Hazreti Hatice bilmiyorum o biliniyor mu? Namlı kabadayıydı, bayağı titretiyordu adamları yani. Çok zeki, çok kaliteli bir iş kadınıydı. Görgülü, kültürlü her şeyi bilen bir insandı maşaAllah. Peygamberimiz (sav)’e Cenab-ı Allah'tan hediye işte, cennet süsü.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kalite ve eğitim kıyafetle mi oluşur?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım hadi kalite aklım alır da yine bir derece eğitimle bağlantısını kuramayız tabii ki. Ama kıyafet tabii güzel bir şey çok şık güzel giyinen bir insanın ikinci bir açıklaması yoktur. Belli ki görgülü demektir. Mesela bir hanım arkadaşım var yeni gelen çok çok şık giyiniyor. Bayağı güzel. Belli yani sanat anlayışı, görgüsü, kültürü yürüyüşünden, konuşmasından, ses tonundan falan her şeyden anlaşılıyor. Bu çok makul. Benim diğer arkadaşlarımda olduğu gibi o bir şey ifade eder. Durduk yere bir insanda böyle bir gelişme olmaz.

Evet.

VTR: Maddeyi incelemek materyalist olmak mıdır?

ADNAN OKTAR: Yok güzel yüzlüm maddeyi incelemek Allah'ın sanatını incelemektir. Maddede Allah'ın ihtişamını görürüz, sanatını görürüz atomun yapısında, elektronlarda, protonlar da, nötronda, çekirdeklerinde her şeyde Allah'ın muhteşem hayret verici, nefes kesici sanatını görürüz. Dolayısıyla Allah'a hayranlığımızı artırır, Allah'ın büyüklüğünü daha iyi anlarız.

Evet.

VTR: Erkekler kadınları neden ruhlarından anlamıyorlar, neden böyle saçma sapan hareketler yapıyorlar?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bak burada bulunan herkes seni çok sevdi şu an. Ben onların bakışlarından anlıyorum. Nefis bir varlıksın, nefis bir insansın, çok çok güzelsin ve çok akıllı, dışa dönük, sevecen, kalender bir kızsın, candan bir kızsın. Allah seni zaten çok güzel yaratmış. O büyük bir nimet, çok sevindirici. Tarzın da şahane olmuş. Canımın içi onlara acı bence. Hakikaten acınacak haldeler. Yani büyük bölümü acınacak halde. Hakikaten bedenen gelişiyorlar ama yani hakikaten yazık yani insan acıyor. Merhametle yaklaş bence. Allah başkasını da bu halde yaratabilirdi yani. Hepsi olmasa da bayağı bir kısmı hakikaten akılsızlar. Ben görüyorum vücut gelişmiş, hayret edecek şekilde aklı yok. Ve bir de kızlara trip atıyor. Onları oyuna getireceğini zannediyor. Kafaladığını, kandırdığını zannediyor ve zekasının karihasından dolayı da sarhoşluk halinde. Çok iyi parmağına takıp oynattığı kanaatinde. Kız ona acıyor saflığına, kafasının çalışmamasına. O da onu çok iyi kandırdığı kanaatinde. Bu facia birçok yerde yaşanıyor. Artık kızlar olarak idare edeceksiniz. Allah böyle yaratmış bir hayır vardır. İnşaAllah akıllanırlar o problemli olanlar. Allah seni bana cennette arkadaş etsin. Çok çok tatlı, çok çok güzelsin. Müthiş zengin ruhun, dolu dolu, çok zeki, akıllı olduğun hemen anlaşılıyor. Allah seni çok sevenlerle muhatap etsin seni. Senin değerini bilmeyenleri senden uzak etsin Allah. Seni hep koruyup kollasın. Ama şahane bir şeysin, şahane bir varlıksın. Bir daha o güzel sesini dinleyeyim.

VTR: Erkekler kadınları neden ruhlarından anlamıyorlar, neden böyle saçma sapan hareketler yapıyorlar?

ADNAN OKTAR: Ruhları hiç ilgilendirmiyor hakikaten güzel yüzlüm orada çok büyük bir hata yapıyorlar. Bütün dertleri bedeninde. Onu bir şekilde ele geçirmek. Ele geçirdiğinde de hemen soğuyor zaten. Yani niye yaptığının da farkında değil. Bu sefer yeni bir maceraya doğru yol almaya başlıyor. Bu sefer aynı şey orada da oluyor. Halbuki kadının ruhunu görse, o uçsuz bucaksız denizi görse ruhu eriyecek adeta ve çok büyük bir zevk alacak, çok mutlu olacak. Fark edemiyor onu. Aklı fikri işte kolunda, bacağında işte bedeninde aklı fikri. O zaman Allah tabi ona ceza olarak onu veriyor. O nimeti onun elinden alıyor. Halbuki kadının ruhu sonsuzluğa açılan müthiş bir deniz, bir sevgi denizidir. İnsan boğulur o güzelliğin içerisinde. Kahredicidir kadının etkileme gücü. Yeter ki o kıvamı tam tutturacak bir ruhu ona yansıtsın ilgili kişi. Onun değerini gerçekten bildiğini ona göstersin. Kadın alabildiğine açılır ama çok nazik bir varlıktır kadın. Tabii böyle milimetrik davranmak gerekiyor. Milimetrik yani santimetre de değil milimetrik dikkat edeceksin. En ufak bir hatada ayarı dengesi gidebilir kadının. Tül gibi düşünebiliriz. Kağıt tülü gibi de düşünebiliriz. Çok özenli olunursa tam o rayına oturursa kadın uçsuz bucaksız bir güneş, uçsuz bucaksız bir sevgi güneşidir. Muazzam bir nimettir. Allah onda tecelli eder. Ama garibim erkeklerin büyük bir bölümü bunu fark edemediği için et kemikçi oldukları için Allah onları et kemikle boğuyor. Bu sefer de Allah vermesin kötü yollara gidiyorlar. Tabii. Benim canımı inşaAllah Allah bana cennette kardeş etsin. Çok çok tatlısın sen unutulacak gibi değilsin.

Evet, dinliyorum.

HÜSNA KARAKUŞ: Abdullah Gül aday olursa destek verip vermeyecekleri sorusu üzerine HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Bizim gündemimize düşmüyor. Ama saygın bir siyasetçi, değerlendirilebilir” şeklinde cevap verdi.

ADNAN OKTAR: Ya şimdi bak işin doğrusunu söyleyeyim mi şöyle yapacaklar. HDP, CHP, Saadet bu Haydar Baş'ın partisi Büyük Türkiye Partisi işte bunlar aşağı yukarı bir araya gelip tek bir kişiyi destekleyecekler Tayyip Hoca'ya karşı. O da mazlum delikanlı onu yalnız bırakmaya çalışıyorlar. Tabii o Anadolu delikanlısı böyle olayları bilmez o, böyle şeyleri bilmez. Hayatı onun mertlik, dümdüz delikanlı olmayı bilir o. Tabii ince bir taktik var şu an. Ama millet vefalı millet. Tayyip Hoca ilk turda alır özetle. Yani reaksiyon adayıyla netice alınır mı? Reaksiyon adayı. Bak iktidar adayı değil reaksiyon adayı. Böyle bir olay olur mu ya? Sırf Tayyip Hoca kazanmasın diye aday mı çıkarılır? Tamam kazanmadı siz de kazandınız, aldın adamı başa getirdin. Ne yapacaksın? “Hiçbir şey yapamayacağız” diyor. O zaman niye getiriyorsun adamı ya? Türkiye'nin başını belaya mı sokacaksın? Usta gerekir bu işe usta. Bu işi usta becerebilen birisi olması lazım. Tayyip Hoca da ustalaştı yıllardan beri usta. Onu mazlum görüyorlar, yalnız görüyorlar öyle bir şey yok. Ben açıkça söyledim direkt ilk turda kazanır. Yani bir bildiğimiz var ki söylüyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hocam biz sizinle tanışmak istiyoruz. Kanalınıza ve programınız gelmek için ne yapmamız gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, güzel yüzlüm sadece telefon etmeniz yeterli. Nereden isterseniz arkadaşlarımı göndereyim sizi alsınlar. Şeref duyarım, onur duyarım, çok sevinirim. Hepiniz birbirinizden iyi ve birbirinden güzel insanlarsınız. Nurlandırırsınız, şereflendirirsiniz. Bizim nasıl oluyor kanalın telefonu mu var? WhatsApp telefonu. Facebook'tan arkadaşlarımızdan birine yazabilirler. Evet, en kestirmesi o. Facebook'taki bilinen arkadaşlarımızdan birisine yazarsanız hemen olur. En iyi bilinenlerden birisi. Benim hesabıma da yazabilirsiniz Facebook'taki. Benim hesabıma Instagram'dan olabilir. Facebook hesabıma olabilir. Twitter hesabıma olabilir. İnternetten yazın benim hesabıma adres verin hemen aldırayım. Şeref duyarım. Hem yemek de yeriz, sohbet ederiz, köşke de gideriz, çok iyi olur. Bahçe de iyi zaten, havalar da iyi. Mangal yaparız güzel olur. Misafir ağırlamayı severim ben. Cümbür cemaat gelin hep beraber çok iyi olur, çok sevinirim. Allah size uzun ömür versin, cennette de kardeş etsin. Şahane insanlarsınız şahane. Allah şaşırtmasın inşaAllah cennet arkadaşı oluruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Peygamberlerle cennette görüşebilecek miyiz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi zaten oranın özelliği odur cennetin en hoşunuza gidecek yönlerinden birisi de odur. Çok fazla hatıralarını, bütün olayları. Bir de bilinmeyen peygamberler de var onlarla da tanışacaksınız. Mesela Yeşaya Peygamber geçmez Kuran'da ama peygamberdir. Çok fazla peygamber var, çok fazla sayıda. Bilinmeyen mesela iki ümmeti var, bir ümmeti var peygamberler. Bayağı değerli güzel insanlar. Onlarla tanışacaksınız. Yalnız uyum sorunu olmayacak onu söyleyeyim. Hiç boş yere öyle heyecanlanmanıza gerek yok. Bura biraz acayibinize gidecek biz burada ne yaptık nasıl oldu falan gibi süre de kısa gelecek size. Yani “bir gün” diyen tabii sembolik olarak “çok az kaldık” diyeceksiniz, diyeceğiz. Birden bir netlik budur yani çok net bir hayat o kadar. Ölüm denen şey budur. Azrail (as) sizin yakanıza falan yapışmaz öyle bir şey olmaz. Çok efendi, dürüst, şeker bir delikanlı, güzel bir insandır. Allah'ın bir kulu, insan derken kul yani kullardan bir kul. Melektir yani. O çok yanlış şimdi Allah'ın haberi yok Azrail (as) geliyor karanlık odaya “gel ben senin canını alayım” öyle bir şey yok. Bu küfür içindir, küfür içindir mahveder yani Azrail (as). Onun arkadaşları da var. Azrail (as) yalnız gelmez. Mahveder. Bizi ilgilendiren bir konu değildir o. O küfür içindir. Biz onu biliriz kendi halimize şükrederiz. Allah düşmanlarının mesela münafıkların canının alınışı bize gösterilecek. Mesela onların ağzı burnu kırılarak feci şekilde dövülerek canları alınıyor. Yani rezil rüsva ediliyor. Yerlerde sürüklüyorlar götürürlerken. Müminlerin kalbi rahatlasın diye yapılıyor bu. Mesela bunları gayya kuyusuna atıyor melekler. Direniyor bunlar direnmelerine rağmen kaldırıp atıyorlar. Onun için Allah diyor ya “Güçlü kuvvetli” diyor. Zebani dediği o yüzden böyle çok kuvvetlidirler. Direnemiyorlar yoksa eşek gibi direnecekler. Bas bas bağıracaklar. Ama zorla onları oraya atacak. O müminlerde ferahlık meydana getirmek için yapılıyor. Yoksa hepsi zaten ölü yani mahluk, müminlerin hoşuna gitsin diye yapılıyor. Azrail (as)'in tavrı çok şeker. O benim aklıma geldikçe çok seviniyorum ben.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben müzikle ilgileniyorum insanlar bize değer vermiyorlar müzikle ilgili karşı duruyorlar, neden önyargılılar bu kadar?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm onların kalitesizliğini, görgüsüzlüğünü, aklının eksikliğini gösterir. Sıradanlıklarını gösterir. Bir basitlik alametidir. Onları niye adam yerine koyuyorsun? İnsanlar dedi değil mi yanlış duymadım. Yani bir kere çok özür dilerim de adam o vasıfta mı değil mi ona bir bakman gerekir. İnsan öyle bir şeye o tarzda yaklaşmaz. Müzisyen kutsaldır, müzik, sanat kutsaldır. Ve baş tacıdır sanatçılar. Sanatçıya adamın saygısı yoksa zaten o kelime biraz fazla olmuş oluyor. O başka bir şeydir yani şimdi söylemeyeyim de orman müziğine alışıktır öyle diyelim. Onun için öyle tipleri hiç kafanıza takmayın. Onların erime devrindeyiz onların tamamı bitip yok olacak öyle bir şey olmaz. Siz birbirinizi destekleyin, hepimiz millet olarak sizi destekliyoruz. Sanatçılar daima baş tacıdır. Müzisyenler çok sevdiğimiz insanlardır. O müziği size Allah yaptırıyor. Çok hayırlı güzel yoldasınız. Sakın kaale almayın. İnşaAllah cennette de öyle müzik güzel icra edersin dinleriz.

VTR: İnsanlar çocuklarıyla ve malıyla övünmekten neden hoşlanırlar?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım çocuğuyla dedem de övünüyordu. “Efendim bir kızım var öğretmen, bir oğlum var doktor” herkese anlatırdı böyle övünürdü. Ben de gururla dinlerdim. Övünsün canım eğer hayırlı bir şey yaptıysa kızı, çocuğu, oğlu eğer güzel şeyler yapıyorsa övünsün. Malıyla da eğer hayır yapıyorsa onunla da övünsün. Ama şöyle yığdım, böyle yığdım bu kıroluk. Odun olduğunu açıklıyor demektir. Odunluk havası olur. Ama “malım var fakat şöyle harcıyorum, böyle harcıyorum” ne güzel, ne mutlu Allah razı olsun. Çok güzel, sevinç duyarız. “Şöyle güzel hayırlı evlat yetiştirdim, böyle hayırlı evlat yetiştirdim” gıpta ederiz, tebrik ederiz, teşekkür ederiz. Ama yani ben tabii delikanlının demek istediğini anlıyorum. Acıyarak bak onlara o kadar önemli değil. Kaale almazsın tam o konuşurken “birazdan geleceğim” dersin çeker gidersin ne yapacaksın. Ayette var Tekasür Suresi’nde şeytandan Allah'a sığınırım “(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.'” [Tekasür Suresi, 1] diyor Allah. Aklınız gitti diyor sapıttınız. “Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü.” [Tekasür Suresi, 2] Artık ölünceye kadar devam ettirdiniz bunu diyor.

Evet dinliyorum.

PINAR YADA: Dün bir araya gelen Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Donald Trump, İran’ın bölgedeki etkinliğine karşı ortak mücadele edeceklerini söylediler. Daha önceki basın toplantılarında “Nereye gitsek sorunların altından İran çıkıyor” gibi ifadeler kullanan ABD Başkanı, Akdeniz’i İran’a özgür bir alan olarak bırakmak istemediklerini söyledi. İran’ın bölgedeki etkisini azaltmak istediklerini dile getiren Macron ise bölgesel konularda ve ayrıca Suriye sorunu hakkında Türkiye ve Rusya ile iyi bir iletişime sahip olmak gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: İran şöyle olabilir daha özgürlükçü, daha Kuran'dan yana olması gerekir. Yani şu gelenekçi sistemden çıkması gerekiyor. Yazık oradaki halka. Mesela başörtü mecbur; bırak isteyen giysin isteyen takmasın sana ne. Müziği serbest bırak, sanatı serbest bırak millet eğlenen eğlensin sana ne ya. Sen namazını kıl. Yani baskının kalkması gerekiyor. Opera da olsun, sanat olsun her şey olsun. Genç kızlar mini etek de giysin, dekolte de giysin ne karışıyorsun ya. Adamı sen gıcık ediyorsun. Rejimden nefret eden büyük bir kitle var. Yazık günah değil mi ya. Bırak serbest olsunlar. Hepsi seni sever, saygı da duyar. Güçlü olmanız zaten güzel, iyi bir şey.

VTR: Çalışan kadınların paralarını neden eşleri alıyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım şimdi iki türlü anlaşılabilir. Bir eşi iyi muhasebecidir, parayı iyi kullanıyordur, beraber birleştirirler. İşte evin kirasına, şuna vereceğim, şunu ödeyeceğim maliye bakanı gibidir eşi olabilir. Ama ikincisi adam manyaktır kadını çalıştırır parasını alıyordur gidip onu harcıyordur. Kadını da mağdur durumda bırakıyordur. Bu çok yaygın, bilinen bir şey. Bu tabii ahlaksızlık, alçaklık, çok büyük terbiyesizlik. Ne yapılabilir kadına? Devlet kontrol edebilir böyle bir şeyi? Ailenin konumunu ara ara kontrol edecek bir sistem olabilir. Memnun mu, normal bir hayat yaşanıyor mu bu sorulabilir. Ama yazık tabii öyle kadınlara, toplum yardımcısı olması lazım. Amcası, babası, ağabeyi, sokağın delikanlıları, mahalle herkesin yardımcı olması lazım. Kadın hiçbir zaman için yalnız bırakılmaz. Yazık günah yani. Kadının dostu herkes olması lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar Mehdiyet’e tabi olmak için neyi bekliyorlar?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm, aslanım benim herhalde Afgan veyahut kazak asıllı olabilir. İnsanlar Mehdi (as)’ye tabi olmak için neyi bekliyorlar? Kaderdeki Allah'ın emrini bekliyorlar. Ruhlara gelen bir emir bu. Mesela bak şimdi 2023’lerde de biz burada olacağız bambaşka bir Türkiye olacak. Nasıl oluyor? İşte Allah yine ruhlara hitap ediyor. Bayağı olaylar olacak, birçok şey olacak 2023'e kadar. Biz de burada olacağız inşaAllah. O zaman ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Allah'ın ruhlara vahyetmesi çok önemlidir. Sürekli vahyeder ve vahye de inanır insanlar Allah isterse. Yani kaderdeki o görüntünün akışı, bütün konu bu.

Evet, dinliyorum.

VTR: Çok uyumak kalbi karartır mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bazen susuz kalıyor gençler, su içmiyorlar, yemek de yemiyorlar vücut bitkin olduğu için sürekli uyumak istiyor. Bir türlü toparlanamıyor. Halbuki kalksa bir elini yüzünü yıkasa yemek yese falan sonra da spor yapsa falan hiç o bitkinliği falan kalmayacak. Genellikle mineral eksikliğinden oluyor. Potasyum eksikliği falan. Ama daha çok susuzluk, gençler su içmeye çok üşeniyorlar. Sabah bir bardak çay içiyor akşama kadar onunla geziyorlar. Nasıl yaşıyorlar ben anlamıyorum yani. Su içmeleri önemli, diri ve canlı olmalarını sağlar. O zaman da o kadar uyumazlar. Öbür türlü on altı, on yedi saat falan uyuyorlar benim duyduğum. Bir de yatak yorgan pijama bir yanda pantolon bir yanda odada ne nerede belli değil. İkinci dünya harbinden çıkmış gibi. “Ben” diyor “hep böyle yaşarım zaten” diyor. Normal bir hayat mı? Normal değil o, normalde düzgün güzel olması lazım. Aslında tabii en kökeninde iman zafiyeti ve Darwinizm'in, materyalizmin, gelenekçi sistemin korkunçluğundan onları unutmak için uyuşturucu gibi kullanıyorlar uykuyu. Yani uyuşturuyorlar vücutlarını uykuyla kurtulmaya çalışıyorlar o beladan. Gelenekçi sistemin iticiliğinden, belasından, saldırganlığından ve Darwinist sistemin o küt, mantıksız, ruhsuz, sevgisiz felsefesinden açmaza girdikleri için adeta uyuşturucu gibi kullanarak uykuyu öyle yaşamaya çalışıyorlar. Halbuki onlarla ilmi mücadele etseler, akıllarını kullansalar diri, canlı güzel bir hayat onları bekliyor. Uykuya niye vakit ayırsınlar?

Evet, dinliyorum.

VTR: Münafıklar robot mudur, acı çekmeyecek mi?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bak sana nasıl söyleyeyim uygunuyla robotlar yani açıkça söyleyeyim ölüdürler. Bir adam böyle bu kadar ahmak olmaz zaten. Ancak makine ahmak olabilir. Olabilir diyebiliyor muyuz yani. Bir insanın bu kadar ahmak olması mümkün mü? O zaman işte makine olduğu anlaşılıyor.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani “Ülkede Türk yok, Azeriler Türkleşmiş Farslardır” açıklaması yapan yardımcısı Ali Yunusi’ye cevap verdi. Siz dün cevap verilsin demiştiniz bu konuyla ilgili. Ziyaret ettiği Tebriz kentindeki Tahti Stadyumu’nda halka hitap eden Cumhurbaşkanı Ruhani…

ADNAN OKTAR: İranlıların ünlü güreşçisiydi Tahti hiç unutmam. Tabii ünlü güreşçilerdendir Tahti bak orada da stadyumun ismiymiş. İranlı güreşçiler çıktı mı güreşçiler bayağı dağılıyorlardı. Ünlüdür İranlıların elli iki kilosu vardı Allahverdi.

VTR: Mehdi (as) hadislerine güvenebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm şimdi o kadar acayip bir durum var ki hepsi çıkmış. Normalde gerçekten ben lisede böyle bir şeyin olacağını hani olabilir diye aklıma geliyordu ama bu kadar abartılı benzeme olur mu ya. İki uçlu kuyruklu yıldız olur mu kardeşim? Şu aklınız, hafızanız alıyor mu? Bir ateş yanarken şöyle çektiğinde duman arkasından gider. Önden duman gider mi? Şu kuyruklu yıldızın bir mantığı var mı? İki uçlu. Allah iki uçlu kuyruklu yıldız yaratıyor. Bak diyor ki Peygamber (sav)…Sırf Peygamber (sav)’den bilgi var. Hiçbir tarihi kaynakta, hiçbir yerde, hiçbir kabartmada, hiçbir yazılı metinde iki uçlu kuyruklu yıldızdan bahsedilmiyor. Hiçbir yerde yok. Bir tek Peygamberimiz (sav)’den var. Diyor ki “Mehdi (as)’ın zamanında iki uçlu bir kuyruklu yıldız çıkacak” diyor. “Diğer kuyruklu yıldızlardan daha parlak olacak” diyor. Bak ikinci detaya bak “diğer kuyruklu yıldızlardan daha parlak olacak.” Ve çok mühim bir şey söylüyor “bütün kuyruklu yıldızların aksi istikamete gidecek” diyor. Ya kardeşim bu aynısıyla oldu. Bu yeri göğü birbirine katacak bir şey. Peygamber (sav) 1400 yıl önce söylüyor. Şu detay normal bir şey mi? Bir de böyle bir kuyrukluyıldız nedenini açıklayamıyor bilim. İki uçlu neden olur bunu açıklayamıyor. Niye parlak olduğunu bunu da açıklayamıyorlar. Niye ters yöne gidiyor onu da açıklayamıyorlar.

EBRU ALTAN: Bir detay daha vermiştiniz hadisten üç yıl öncesinde de kuraklık var diye o da aynısı ile çıktı.

ADNAN OKTAR: Bak diyor ki “o kuyruklu yıldız çıkmadan önce” diyor “kuraklık olacak, yağmurlar kesilecek, sonra kuyruklu yıldız çıktıktan sonra yağmurların fazlalığından insanlar şikayet edecek” diyor. Ya kardeşim bak yüz hadisten bir tanesi bu. Yüz hadisten bir tanesi. Hepsi doğru çıktı. Yani net doğru. Diyor ki “on beş gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak ramazan ayında” aynısı ile oldu. “Kabe'de baskın olacak” diyor “Ramazan ayında” yani ilk çıkışında hicri yılbaşında hicri 1400’de aynısı ile oldu. “Fırat'ın suyu kesilecek” diyor aynısı ile oldu tarihinde ilk defa. “Irak ve Suriye işgal edilecek” diyor aynısıyla oldu. “Afganistan işgal edilecek” diyor aynısıyla oldu. Azerbaycan'a kadar detay veriyor Peygamber (sav) hepsi oldu. Yani yüzlerce. Şimdi olacak mı değil de olmuş. Yani net tahakkuk etmiş, bitmiş. Altı yüz alamet var. Altı yüz alamet hepsi olmuş. O Mehdi (as) tarifi fotoğraf gibi. Fotoğraf gibi gayet net. Bir de sosyal yönünü de söylüyor. “Bir tane ağabeyi olacak” diyor “kardeşi olacak” diyor “doğumu evde olacak” diyor “diz kapağı çıkık olacak” diyor. “Sağ göğsünde yaprak büyüklüğünde ben olacak” diyor. Normal mi bunlar peki? “Omuzunda ben olacak Peygamber (sav)’de olduğu gibi” diyor. “Gerdek düğmesi büyüklüğünde” diyor gerdek düğmesi şu kadar. “Uykusuz kaldığında göz kapağı düşer” diyor. “Kaş çatma çizgisi bir tanedir” diyor “Çukur alnında çukurluk şeklinde vardır” diyor. “Kara denen bir köyden çıkar” diyor. “Sağ bacağında bir ben vardır” diyor. Kardeşim bu ne bu? Eğer böyle biri de çıkarsa bu olaylarla beraber bu akıl durduracak bir olay.

Evet, dinliyorum.

HÜSNA KARAKUŞ: Paris'te hayata geçirilen yeni bir proje var. Çimleri biçmek yerine koyunlara otlatmak. Özel bir firma talep üzerine koyunlarını götürüp otlatıyor. Fotoğrafta görebiliyoruz. Kentin meşhur mekanlarından Breteuil Bulvarı'nda koyunlar otluyorlar. Yani çimleri biçiyorlar.

ADNAN OKTAR: Doğrusu budur canım.

GÖRKEM ERDOĞAN: Adnan Bey, bu koyunları otlatan firma sahipleri koyunların sigortalı çalıştıklarını söylemişler. Çok sağlıklarını ve mutluluklarını ön planda tuttuklarını beyan etmişler. Mesela belediyenin otoban kenarındaki çimleri otlatma önerisini tehlikeli bularak reddetmiştir.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyorlar tabii ki.

VTR: Sizi çok seviyoruz Hocam.

ADNAN OKTAR: Benim aslanlarımın hepsi birbirinden yakışıklı. Bir de çelik gibi delikanlılar maşaAllah. Hepsi de kabadayı, hepsi de yiğit Allah'a çok şükür. Hepiniz hem güzelsiniz, hem yakışıklısınız, hem de yapılı, sağlam delikanlısınız. Allah cennette arkadaş etsin, dost etsin sakın birbirinizden ayrılmayın. Birbirinizi destekleyin. Öyle sudan bahanelerle falan sakın arkadaşlığınız bitmesin. Sabırla dostluğunuzu devam ettirin. Bu arkadaşlığınız çok güzel. Nereye giderseniz gidin ayrılmayın birbirinizden. Allah sevginizi, imanınızı kat kat arttırsın. Aklınızı, imanınızı bir süs, güzellik olarak size vermiş. İnşaAllah cennette de gerçek güzelliğinizle sizinle karşılaşırız inşaAllah.

Umut Akyürek çok kibar, güzel bir hanım. Umut Akyürek'in bir rahatsızlığı varmış. Onu biz yakından takip edelim. Oktar arasın yarın. Onu bir takip edelim. Öyle çaresiz maresiz diye edebiyat yapıyorlar ne çaresiz olacak? Çaresiz ne var dünyada? Öyle bir şey olmaz. Evet bana yarın bilgi getirsinler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Karakterli bir kadın nasıl olur?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm makul, dengeli, tutarlıysa, Allah'tan korkuyorsa, laf söz dinleyen yahut onun da sözü dinlenen bir insansa Allah'tan korkusu, dine titizliğiyle kendini gösteriyorsa o karakterlidir. Karakter demek din demektir. Din de demek karakter; bunun dışında bir karakter olmaz. Dinin adı karakterdir. Karakteri biz dinden öğreniriz. Dini uyguluyorsa karakterlidir o adam. Din yoksa o karakter de yoktur. Din karakteri yoktur o kadar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sizce ilk önce Kuran'a mı bakmalıyız yoksa hadislere mi bakmalıyız?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım sen daha da iyi biliyorsundur ama tabii benim ağzımdan insanların duymasın istiyorsun. Allah bize Kuran'da diyor ki “Ben sizi sadece Kuran'dan sorgulayacağım” diyor. Bak “sadece Kuran'dan sorgulanacaksınız.” O zaman bizi diğer kısmı niye ilgilendirsin ki? Hayır deseydi ki mesela diğer detaylardan sorgulanacaksınız tamam. “Sadece Kuran'dan sorgulanacaksınız” denmesine rağmen “yok Allah yanlış dedi” diyor adam haşa. Ee? “İlaveler var başka” diyor “siz bilmezsiniz” diyor. “Allah da bilmez” diyor “siz de bilmezsiniz ben bilirim” diyor. Bu küfür bu böyle şey olmaz. Kuran yeterlidir biz sadece Kuran'dan sorgulanacağız. Kuran'a uygun sünnet varsa eyvAllah Tayyip Hocam da onu söylüyor aynısı.

Evet dinliyorum.

PINAR YADA: Rus devlet silah ihracat şirketi Başkanı Aleksandr Miheyev, Türkiye’ye sevk edilecek S400 füze savunma sistemlerinin üretimine başladıklarını açıkladı.

ADNAN OKTAR: Bir an önce bitirin Allah aşkına. Millet ihtiyarladı daha hala füzeler gelecek. Yapmayın etmeyin Allah aşkına. Biz çocuktuk o zaman füze muhabbeti vardı. Daha hala gelecek.

Evet, dinliyorum.

VTR: Her yerde sevgi tabelası olsa nasıl olur?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm bazı yerler için olur ama öküzlerin olduğu yerde “çimlere basmayın” dersen öküz gider çime basar. Sevgiden ne anlar? Ayı gibi adama sen sevgiden bahsediyorsun köfte ekmek falan versen daha mutlu olur anlamaz. Önce Allah korkusunu, Allah sevgisini vermek lazım. Allah'a aşık olmayan sevgiyi yaşayamaz. Egoist, bencil olmaması lazım önce insanın. Egoist bencil bir insan sevgiyi nasıl yaşasın? Bitti demektir sevgi. Egoist, bencilse zaten çirkinleşir, güzelliği gider. Ruhu kararır.

Evet, dinliyorum.

VTR: İngiliz derin devleti sizce Ortadoğu'da büyük bir savaş çıkaracak mı?

ADNAN OKTAR: Şimdi onun alt yapısını oluşturmaya çalışıyorlar ama o kadar müsait bir kitle var ki. Mesela şu Akit’çilerin öfke kafasına bir bak adamı gördünüz işte Etiler, Ulus Mahallesi, Bebek falan sayıyor. Gözüne kestirmiş semtleri hazır. Meclis de diyor ayrıca Gazi Meclisi için ora da diyor. Akıl almaz öfkeliler. Böyle adamları yönlendirmek çok kolaydır. İngiliz derin devleti için bunlar çocuk oyuncağı. Pakistan'da, Hindistan'da da korkunç öfkeli kitleler var. Bir kere bu internetteki nefret toplulukları var ya nefret grupları milyonluk işte bunlar savaş için potansiyel hazır kıta demektir. Buna çok dikkat etmek lazım. Bu nefret kitlelerini yok etmek gerekiyor. Yani tabii döverek söverek değil de eğiterek.

Evet dinliyorum.

VTR: Bıktık şu münafıklardan. Dediğiniz hiçbir şeye inanmıyoruz.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben sizin güzelliğinizi, yakışıklılığınızı. Gençliğiniz, güzelliğiniz muhteşem. İkiniz de çok çok yakışıklı ve süper güzelsiniz. Allah sizi cennetiyle, cemalullahıyla şereflendirsin. Allah'ın güzel yüzünü görmekle şereflenin. İnşaAllah cennet arkadaşı oluruz. Nur gibisiniz nur. Çok temiz yüzünüzdeki ifade maşaAllah diyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar neden Kuran'dan uzaklaşmış durumda?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım şeytan o kadar şeytani ki artık öyle diyeyim. Allah'ın Kitabı’na muhalif olmayı kutsal gösteriyor. Allah'ın Kitabı’na uymamayı kutsal gösteriyor. Hurafeye uymayı da çok çok isabetli gösteriyor. Yani ne kadar hurafeye uyarsa “maşaAllah” diyor. “Müslüman dediğin böyle olur” diyor. Adamlar da bunu yiyor. Yani bu belalı, pis sistemi yiyorlar idi bundan sonra yapsınlar da göreyim. Devlet, devlet Mehdiyet kılıcıyla olayı yardı gitti. Devlet Mehdiyet kılıcıyla paramparça etti bunu. Cumhurun Başı ne dedi? “Kuran yeterli” dedi bitti. Şeytanı ortadan böldü. “Kuran'a uygun sünnet varsa getirin” dedi “yoksa defolun gidin” dedi özetle. Konuyu bitirdi. Diyanet İşleri Başkanı da çıktı dedi ki; tabii Tayyip Hocam’la bağlantılı olan şeyler bunlar. Yani Mehdiyet ruhu bunların hepsi “Kadınların aleyhine bütün hükümler geçersiz” dedi. Adamlar böğürmeye başladılar garip sesler çıkarıyorlar.

GÖRKEM ERDOĞAN: Cumhurbaşkanımızın “Kuran yeterlidir” dediği videosunu izleyebiliriz.

ADNAN OKTAR: Gördün mü kabadayıyı konuyu bitirdi. İşte bu kadar basit.

Evet, dinliyorum.

VTR: Şirk içinde olan bir insanla evliliği sürdürmek doğru mudur?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım çok zor tabii bir uyarırsın iki uyarırsın adam şirkte kararlıysa olmaz. Bu arada çok yakışıklısın onu söyleyeyim. Tarzın da şahane olmuş. Hafif sakal. Bir kere yüz mükemmel tam delikanlısın maşaAllah. Allah cennet genci yapsın seni, cennete inşaAllah dost, arkadaş oluruz.

Biz gidelim bence yarın gelelim. Millet uykusuz kalmasın.

HÜSNA KARAKUŞ: Yayınımızın sonuna geldik. Yarın tekrar görüşmek üzere inşaAllah.

2018-05-05 00:14:56

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top