Şeyh Nazım Kıbrısi

Sayın Adnan Oktar'ın 5 Nisan 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 5 Nisan 2018

 

(Zeytin Dalı Harekatı’na katılan askerlere moral vermek için sınıra giden sanatçı ve sporcuları “reziller” olarak nitelendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, bu sözleriyle ilgili bir açıklama daha yaptı. Kılıçdaroğlu “Sanatçılarla ilgili söylediğim her sözün arkasındayım az bile söyledim” dedi.)

Ama şimdi burada bir yanlış anlaşılma var. Bu sanatçılar biz AK Partiliyiz demiyorlar. CHP de çağırsa CHP’ye de giderler her yere giderler. Yani bir militan havası gibi falan mı gördü acaba bilmiyorum ki. Sanatçı bu insanlar nereye kim çağırsa gider. Halkın tamamını kucaklamakla mükelleftir sanatçı. Halkın her kesimine hitap eder. CHP’li çağırsa CHP’ye, MHP’li çağırsa MHP’ye de gider. Devletin Cumhurunun Reisi, Cumhur Reisi, Genelkurmay Başkanı bir yere gidiyor ve sanatçıları çağırıyorlar “buyurun gelin” diyorlar. Devleti, milleti, askeri desteklemek için, moral vermek için gidiyorlar. “Hayır gelmiyoruz” mu demeleri lazımdı nasıl olması gerekiyordu? Doğrusu ne, onu anlayamadım ben. Sanatçı demek halkı kucaklayan demektir. Askeri kucaklar, devleti kucaklar herkesle iç içedir. Mesela şarkı söylüyor sanatçı bütün halk dinliyor, değil mi? Mesela gazinoya gidiyor sağcısı da solcusu da, CHP’lisi de hepsi geliyor, herkes onlara alkışla karşılık veriyor, herkes takdir ediyor. “Ben MHP’liye söylemem, CHP’liye söylemem” demiyor ki, değil mi? Sanatçı bu insanlar. Bir savaş yapılmış, meydan savaşı yapılmış ve zafer kazanılmış, PKK yenilmiş o zafer kutlanıyor. Bizim bütün zaferlerimizde kutlama olmuştur. Osmanlı döneminde de Selçuklularda da her zaman bu böyledir adettir. Zafer kutlanır, gayet makul. Yani zafer kutlaması yapılmayacak da ne yapılacak? O zaman 30 Ağustos Zafer Bayramı, onu da kaldırmak gerekiyor. Orada da cephede çok fazla asker şehit oldu 30 Ağustos öncesinde, değil mi? Dumlupınar’da orada burada birçok yerde 1. İnönü, 2. İnönü her yerde çok fazla şehit verdik. Ee o zaman onları kutlamayalım. Zafer kazanmışız zaferi kutlayacağız.

 

(Geçtiğimiz günlerde 6 FETÖ’cü imam Kosova’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmişti. Bu gelişmenin ardından Kosova Başbakanı’nın çocuklarının FETÖ okullarında okuduğu ve örgütün Kosova Başbakanı’na bağış adı altında para aktardığı ortaya çıkmıştı. Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj bugün Türkiye’yi hedef aldı. Haradinaj, sınır dışı bilgisinin kendisine iletilmediğini söyleyip içişleri bakanıyla istihbarat şefini görevden uzaklaştırdı.)

Bilgi verilmemesi doğru mudur? Zaten küçük bir ülke, oradaki devletteki akıştan haberi olmaması mümkün değil. Herhalde sonradan pişman oldu. Almanya falan reaksiyon gösterince korkup haberim yoktuya getiriyor herhalde. Haberi olmaz olur mu? Haberi vardır. Böyle bir netice olacağını tahmin edememiş olabilir. İngiltere falan herkes reaksiyon gösterdiyse. Daha Türkçesi İngiliz derin devletini hesaplamamış. İngiliz derin devleti daha dişini yeni göstermiş. Evet, çekinmiş demek ki.

 

(“Allah’ın beğendiği ahlak nasıl olur?” izleyici sorusu) 

Allah’ın tek istediği Kendi ruhundan oluşan bu varlığın Kendini sevmesi. Allah’ın tek hedefi sevgidir. Kendi sevgiyi yaşar, bizim de onu sevmemizi ister. Her şey onun içindir. Mesela şu kahve fincanı, fincan bu sevgi amaçlıdır. Güzel olduğu için bu sevgiyi açmak içindir. Sevgiyi coşturmak içindir. Mesela farz edelim ceketin kenarında düğmeler var bunlar da sevgi içindir. Mesela bu kadehin düzgünlüğü sevgi içindir. Mesela “cennette kadehler var” diyor Allah, sevinç, sevgi, sanat bunların hepsi iç içedir, mutluluk. Ama bunların hepsinin tek noktası sevgidir. Ama Allah’ı severken tabii müphem bir varlığı seviyor gibi değil de samimi olup bir kere sarsıcı fevkaladeliği görmek lazım. Yani Allah’ın varlığının çok sarsıcı fevkaladeliğini bir görmek lazım. Sonra o bizi hayretler içinde bırakan, milyonlarca kere sonsuz kere hayretler içinde bırakan büyüklüğünü, gücünü görmek lazım. Bunu gördükten sonra, anladıktan sonra zaten biz bir boyuta geçeriz. Bu boyut; vücut bunu biraz hisseder yani vücudun hissettiği bir boyuttur. Hayatıyla belli olur ondan sonra. Hayatına baktığımızda o insanın şaşılacak derecede korunup kollandığını görürüz. Ve ne diyorsa olur. Bak, her istediği olur. Ama sevgi amaçlı olan, Allah için olan, hayırlı olan ne istiyorsa hepsi olur tek tek. Ayette diyor ya bak “dua edin duanızı kabul edeyim” diyor Allah. Hepsi olur. Ama adam zannediyor ki “Ya Rabbi beni milyarder et yan gelip yatayım” falan. Öyle bir şey olmaz. Allah süründürür öyle. Olur mu? Allah’ın doğrudan varlığını çok iyi kavramak ve Allah’ı çok sevmeye yönelik, sonsuz sevmeye yönelik bir bakış açısı gerekiyor. Bunun dışında bir hayat olmaz.

 

Filistin Halkı Hz. İsmail’in Evlatları, Hepsi Peygamber Soyu Nur Gibi İnsanlar. Museviler de Hz. Yakub’un Evlatları. Barışmalarını Sağlarsak O Güzel Topraklar Cennet Gibi Olur, Her Yer Bayram Olur

İsrail, 1. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere tarafından kuruldu herkes biliyor bunu. Bunun neyini reddediyorsun sen? Binlerce belgesi var. Bazı Protestanlarda da var o düşünce. Toptan hepsini İsrail’e götürüp hepsini imha etmek, sadece 120 bin Musevi’yi canlı bırakmak hepsini imha etmek. Öyle bir şey olmaz. İsrail’in kılına dokunanın canına dokunuruz söyleyeyim. Kanunla hukukla ilimle irfanla. Ve yine söylüyorum, gök kubbeyi başlarına geçiririz. Bu aynısı Filistin için de geçerli. Ben Filistin halkını kardeşlerim olarak çok seviyorum. Hz. İsmail (as)’ın evlatları peygamber soyudur hepsi. Ama bir barıştırabilsek ora cennete dönecek cennete. Filistinli kardeşlerimizin bulunduğu yerler sahiller falan çok nefis güzel yerler. İsrail’le işbirliği yapsalar ora yani Ortadoğu’nun en nezih, en güzel yerlerinden birisi olur. Ve çok ferahlık, bereket, iyilik, güzellik gelir. Dindarlığı yaşarlar, Allah’ı anarlar. Barıştırabileceğimiz bir yolu bulmaya çalışalım. Yani bir anda bayrama döner ortalık. İsrailli yöneticiler bu konuda biraz beceriksiz davranıyorlar. Filistinliler de beceriksiz davranıyorlar. Gereksiz yere kavgaya dönüşüyor olay. Halbuki barıştırsak inanılmaz güzellikler olur. Çok güzel yerler oralar. İnsanları da güzel ve barış yurdu olur ve nefis olur. Ama biz bir hakemlik yapalım vesile olalım.

 

Sanat, Modernlik, Kadın Özgürlüğü, Kaliteye Öncelik Verilen Bir Anlayış Olduğunda Sahil Kesimlerinden Oy Alamamak Diye Bir Şey Söz Konusu Olmaz

AK Parti belediyeleri kazanması için, sahil kentleri kazanması için dekolte açılımında bulunması lazım. Hanımların dekoltesini saygıyla karşıladığını ve modern Türkiye’yi istediğini, müzik, resim, heykel, güzel sanatlara açık olduklarını, kaliteyi birinci planda önde tuttuklarını, kadın özgürlüğünü, alabildiğine desteklemenin delillerini defalarca vurgulamaları lazım ki kamuoyundaki bu imaj gitsin. Tayyip Hocam şimdi çok güzel bir atağa geçti mükemmel ataklar yaptı. Diyanet’i de tabii etkilediği için Diyanet de çok güzel ataklar yaptı Tayyip Hocam vesilesiyle. Çekilen fotoğraflarla, mesela bu sanatçılarla çekilen fotoğrafların muhalefeti bu kadar kızdırmasının nedeni AK Parti’nin modern görünümüdür. Sanata, modernliğe ve kadınlara ve dekolteye olan olumlu bakış açısıdır. Bak burada meydana gelen öfkenin tek nedeni bu. Çünkü CHP bu konuda avantajlı. Ama AK Parti’nin avantajı çok zayıf. Bu zayıf avantajdan dolayı boş yere sahil kentlerinin hemen hemen hepsini kaybediyor. Ve büyük illeri de kaybetme tehlikesi var belediye seçimlerinde. O yüzden modern gençliği kucaklayan, aydınları kucaklayan, kadın dekoltesine karışmayan hatta saygı duyduğunu açık açık beyan eden gösteren fiili eylemlerin çok olmasında büyük fayda var. Bir tek sanatçılarla bu konu hallolmaz. Bu güzel bir atılım, Tayyip Hocamız’ın çok güzel bir atılımı ama bu yeterli olmaz. Bunu daha da yaygınlaştırmak lazım.  

 

Melekler Allah Sevgisiyle Divane Olmuşlardır. Bu Yüzden Nur Gibi Tertemizlerdir. Allah’a Aşık Olanı da Deli Gibi Severler

Meleklerin görevi, Allah’ın aşkını insanlara öğretmek. Onlar aşıklar yani çılgın aşık, o dereceye gelmiş. Sonsuza kadar secdeden kalkmak istemiyor, o kadar aşıklar yani Allah aşığı. Allah sevgisini öğreten öğretmenlerdir melekler. Akılları fikirleri sevgi. Şu an burada da varlar. Akılları fikirleri sevgidir, her konuyu sevgi için yaparlar. Ne yapıyorlarsa Allah sevgisi için. Yani onunla adeta böyle divane olmuşlardır Allah sevgisiyle. Meleklerin vasfı budur. O yüzden ellerinden yüzlerinden nur akar meleklerin. Acayip tatlı ve çok güzeldirler. Ahlakları çok mükemmeldir. Allah, Allah, Allah başka hiçbir şey yoktur kalplerinde, hep Allah’ın sevgisi. Allah’ı sevenleri severler, Allah’ı severler. Onun için müminlerden Allah’ı kim seviyorsa oraya adeta böyle üşüşüyorlar. Mesela bak 3 bin melek. Hz. İsa Mesih (as)’ı göğe alan melekler aynı melekler. Hiç bırakmazlar Hz. Mehdi (as)’ı. Seviyor yani özel 3 bin melek, bir tane iki tane on tane değil 3 bin melek. Aşık acayip seviyor gece-gündüz destek oluyorlar Allah’a hizmet ediyor diye Hz. Mehdi (as). Mesela Hz. Musa (as)’a hayranlar, Peygamberimiz (sav)’e hayranlar melekler deli oluyorlar adeta sevgiden. Mesela Hz. Mehdi (as)’ı acayip severler melekler. Hep sevgidir, mesela Cenab-ı Allah’a Peygamberimiz (sav) diyor “o ışık saçan kişi kim?” diyor, “o Mehdi” diyor Cenab-ı Allah. “Ben onu çok seviyorum sen de onu çok sev. Onu sevmeyenlere Ben düşmanım sen de düşman ol” diyor. Bu ne bu? Sevgi bu.

 

(Sahih-i Buhari’den Mehdiyet ile ilgili bir hadis. “İmamınız (devlet başkanınız) kendinizden olduğu hâlde Meryem oğlu sizin içinize indiği zaman (İsâ da îmâmınıza uyduğunda) acaba sizler nasıl olursunuz?” diyor hadiste Peygamberimiz (sav).)

Ben adamlara acıyorum yani şaka gibi adamların çırpınması. Kütüb-i Sitte'nin tamamı çaka çaka dolu. Bütün Ehli Sünnet alimlerinin tamamı bap ayırmışlar, bap bölüm. Mehdiyet’i bölüm bölüm ayırıyorlar. Kitaplar yazmışlar Mehdi (as) ile ilgili. Nereye inkar ediyorsun? Bütün mücedditlerin tamamı yazmış uzun uzun. Tevrat’ta, Zebur’da geçiyor. Yani İncil’de geçiyor. Faraklit diye geçiyor İncil’de. Mehdi (as), Faraklit’tir. Moşiyah olarak da Tevrat’ta ve Zebur’da geçer. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace, Süneni Nesai, Süneni Davud hepsinde var. Ebu Hanife, açık açık anlatmış. Uzun uzun Mehdi (as)’ı. İmamı Habel, uzun uzun anlatıyor. İmamı Şafi, uzun uzun anlatıyor. İmamı Malik, uzun uzun anlatıyor Mehdi (as)’ı. Nereye inkar ediyorsunuz? Bütün Şii alimler, Şiilikte iman esaslarındandır Mehdi (as)’ın gelişi. Nereye inkar ediyorsunuz? Parklarda umutsuzca çay içip böyle “Mehdi (as) gelince ne yapacağız?” diyor. Ne yapacaksın? Daha iyi olacaksın. Çay içmezsin daha faydalı güzel şeyler içersin.

 

(Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde Volkan Bayar isimli araştırma görevlisinin silahlı saldırısı sonucu 4 kişi hayatını kaybetti. Adliyeye gitmesi nedeniyle saldırıdan kıl payı kurtulduğunu ifade eden Profesör Doktor Ayşe Aypay, Volkan Bayar hakkında defalarca şikayette bulunduklarını ancak hiçbir işlem yapılmadığını söyledi. Aypay, “Volkan Bayar tescilli bir FETÖ’cüdür. Bunu kimse görmek istemedi” dedi.)

Adam ruh hastadır o. Normal bir şey değildir. Yalnız tabii böyle vakalar kaynayıp gidiyor. Bunlar şizofren mi yoksa gelenekçi Ortodoks kafayla yetiştirilip FETÖ’cülüğün o deli kuyusunda manyaklaştırılmış tipler mi? Bir de FETÖ’cülük insanları nasıl delirtiyor bu da hiç araştırılmadı. Yani o delirme boyutuna, o manyaklık boyutuna nasıl geliyorlar? Yani orada bir gizem var. Manyaklığın elde edildiği bir sistem var. Bu sistem hakkında kimsenin bilgisi yok. Yani ilk aşamasını anlıyoruz. İşte Risale-i Nur’dan bahsediyorlar falan herhalde. İşte Fethullah Gülen’in dergilerinden, kitaplarından falan bahsediyorlar muhtemelen. Ama bu delilik aşamasına nasıl getiriyorlar bu belli değil. Devletin MİT’i var. İmkanları var. Emniyetin istihbaratı var. Bu konuda hiç araştırma yapılmadı yani. Bu adamlar manyak boyuta hangi sistemle hangi anlatımla sokuluyor bilinmiyor. Yani bilenlerin bu konuda araştırma yapması gerekiyor. Eldeki mevcut delilleri göndersinler bakalım. Yani mutlaka sorgulamalarda bir şeyler çıkmıştır. Polis araştırmalarında bir şey çıkmıştır.

 

Mümin Cennetten Gelir ve Cennete Gider. Müminin Sonsuz Hayatı ve Dünya İmtihanı Bütün Olarak Yaratılmıştır. Müminin Hayatı Bloktur, Bütündür

İman eden zaten ruh sahibi olarak en baştan öyle yaratılıyor. Yani kaderinde zaten iman etmek, Kuran, Müslümanlık oluyor onun. Müslümanlarla birlikte yaratılıyor yani bloktur o. Bakıldığında görülür. Yani cennette sonsuz hayatı vardır onun, o kişinin. Cennetteki sonsuz hayatından dünyaya bir geçiş vardır. Dünyadaki hayatında da arkadaşları Müslümanlar, Kuran, namazları, ibadetleri hepsi bir bütündür. Yani kesintisiz devam ediyor dikkat ederseniz. Annesinden dünyaya gelme şekli vardır. Bellidir. Yani dünyaya gelmek için bir sebebi o. Ve Zer Alemi’ne gider, öbür taraftan da bağlantısı. Zer Alemi’nden yine cennete gider. Yani ucu bucağı olmayan bir çizgi bu. Dolayısıyla yani sonradan durduk yere iman etme diye bir konu yok. Müslüman blok olarak, imanlı olarak yaratılıyor. Mesela Peygamberimiz (sav) cennetten gelen bir insandır. Yani bir ucu cennettedir. Ama gelir burada mücadele eder. Cihat eder. Bir ucu Zer Alemi’ndedir. Allah’a söz verir. Ama mesela blok olarak çıkartılmış olsa Zer Alemi, dünyaya gelişi, savaşları, cihadı, ibadetleri, namazı, ahlakı, güzelliği, münafıklarla mücadelesi sonra vefatı ve cennetteki hayatı bir parça olarak çıkartılabilir. Ama bütündür.

 

Samimiyet Aklın Üzerindeki Tüm Baskıları Ortadan Kaldırır. Bu Berraklıkla Allah’ın Büyüklüğü Anlaşılır. Samimiyette Ferahlık Vardır

Gerçek akıl samimiyet içerisinde baskıdan arındırılmış akıldır. Yani temiz akıl sahipleri deniyor Kuran'da buna. Yani insan çok samimi olarak kafasında bütün baskıları ortadan kaldırır. Yani duygusallık, öfke, kin, nefret, dar düşünme, sıradan düşünme, egoistlik bencillik gibi insan beynini olumsuz etkileyen bütün kötü, saldırgan fikirlerden arandığında aklı berraklaşır. Ama bu bak sadece berraklık sağlar bu yeterli değildir. Bu berraklıkla Allah'a bakılır, Allah'ın büyüklüğü anlaşılır. Allah'ın büyüklüğü ben açıkça söyleyeyim en fazla on, on beş dakika sürer bir insan için anlaşılması. Yani dikkatini verirse on, on beş dakika içinde anlar. Samimiyette bir ferahlık vardır. Konuşma düzgünlüğü meydana getirir, düşünme, muhakeme, yargı düzgünleşir. Allah'ın büyüklüğünde metafizik dünya çapında bir güç haline gelir. Bu da vücudunda sessiz sedasız bir duygu şeklinde hissettirilir ona. Yani olumlu bir duygu şeklinde vücudunda hissettirilir. O gücü aldığında o insanı artık yenemezsin. Dünyada onu yenecek güç yoktur. Hiç kimse yenemez. Allah'ın yardımı onun üzerindedir artık. Her dediği olur o insanın, her istediği. Ama bakın dikkat edin Allah için istiyor o, her şeyi Allah için yapıyor. Her istediği yerine getirilir. Belirli bir süreç içinde, ömrü içerisinde istediği her şeyin tamamı yapılır. Bu çok çok büyük bir mucizedir. Elle tutulur gözle görülür bir mucizedir. Mesela Hazreti Süleyman (as)'ın istediği her şey oldu. Peygamberimiz (sav)’in istediği her şey oldu. Ne istediyse oldu. Mesela Nuh (as); istediği her şey oldu. “Ya Rabbi bütün küfrü helak et” dedi. “Küfürden hiç kimseyi sağ bırakma” dedi. Allah dediğini yaptı. Normalde çok zor bir şey bu, bayağı zor. Bütün Müslümanları Allah gemiye topladı. Tamamını imha etti Allah yok etti. Mesela “benim zürriyetimi çoğalt” dedi. Yaptı Allah. “Bana tebliğde uzun ömür ver” dedi. Allah çok muazzam uzun ömür verdi. Hem de sağlık içerisinde. Ama dokuz yüz elli sene ona bir sor bakalım ne kadar geçmiş. Dokuz yüz elli gün kadar bile geçmemiştir. “Daha dün gibi” diyor mesela sorsan. Hiçbir şey değildir yani.

 

(“Sizce neden çoğu insan yüzlerindeki maskeyi çıkarmaz?” izleyici sorusu)

Genç kızlar için özellikle çok tehlikeli oluyor. Çok aklı başında olduğunu, kişilikli olduğunu gösterdiğinde insanlar saldırganlaşabiliyorlar. Onun için genç kızlar kendilerini saf böyle kafası çalışmayan, konulara karşı lakayt, boş bakışlı, bir şeyden anlamayan insan gibi göstererek kendilerini korumaya alıyorlar. Tabii bu çok korkunç, genç kızları buna mecbur etmek. Bir kere ailesinin dehşetinden öyle korunuyor. Ağabeyinin dövmesinden, babasının bıçaklamasından. Hepsi için demiyorum tabii bazıları için söylüyorum. Sokakta tecavüzden veyahut saldırıdan o şekilde kurtulabiliyorlar. Yüzünde genç kızların büyük bölümünde anlamsız bir ifade oluyor. Onu bilinçli olarak yapıyorlar. Zaten sorulduğunda da kendini örttüğünü, kişiliğini gizlediğini de söylüyorlar. Yani öyle kapalı bir şey değil bilinen bir şey. O bir savunma mekanizması. Ama gençlerin yapması için bir sebep yok. Bir kısmı alenen yüzünde bir garip ifade oluyor. Neden olduğunu bilmiyorum. Belki hakikaten öyle veyahut yüzüne öyle yapmacık bir ifade vermesi akılsızlığından olabilir. Tabii ki bu, genç kızları, insanları çok rahatsız eder. Yüzünde gerçek bir ifade olmaması, insanın karşılaştığı varlığın plastik bir madde ile kaplı olduğunu görmek, insan için çok ürkütücü. Yani adamın ne gerçek sesiyle konuşabiliyorsun, ne gerçek gözüyle muhatapsın, ne gerçek konuşması ile muhatapsın, adam yok, başka bir şeyle konuşuyorsun. Bu çok ürkütücü tabii ve hiçbir şekilde de anlamak mümkün olmuyor. Biraz daha vakit geçince bambaşka bir karakter mesela manyak bir karakter çıkmaya başlıyor yani korku filmi gibi çok kötü berbat bir şey tabii. İnsan neyse o olması lazım. Benim kanaatim, Mehdiyet devrinde bu ortaya çıkacak. İnsanlar, kendi gerçek yüzleri ile gerçek kişilikleriyle ve genç kızlar, göğüslerini gere gere rahat rahat gezebilecekler; gerçek kişiliklerini de özgürce gösterebilecekler. Çünkü güvenlik tam olacak.

 

(“Gelecekte maddenin ışınlanması olacak mı?” izleyici sorusu)

Cinler yapıyor bu işi nasıl yapıyorlar bilmiyorum. Ufak tefek şeyleri götürdüklerini biliyorum. Denizden denizanasını alıyor adamın evine götürüp bırakıyor. Manyaklık yani. Hem de denizanası. Yahut denizatı. Adam ne mana versin şimdi masanın üstünde çok acayip bir şey. Cinler biliyor bunu ama insanların bildiğine dair bir bilgim yok. Kuran’daki ifadede kitaptan ilmi olan insanların yani Tevrat’taki bilgide bunun gizli olduğunu anlıyoruz Tevrat’taki bilgiden. “Kitaptan ilmi olan bir kişi dedi ki” diyor. “Ben sen gözünü açıp kapamadan onu getiririm” yani yerinden kalkmadan. “Yerinden kalkmadan onu getiririm dedi” diyor. Mesela cinlerden bir ifrit de “sen daha gözünü açıp kapamadan getiririm” diyor. Bak hem cinler biliyor, hem insanlar biliyor böyle bir ilim var. Böyle bir bilgi var. Ama nasıl işliyor sistemi şu an bilmiyorum. Yani tahtının nakledilmesinde görüntüsünün nakledildiğini düşünüyorum. Tahtın görüntüsünün nakledildiğini düşünüyorum. Yani muhtemelen şöyle dört metreye üç metre bir ekran üzerinde görüntüsünün nakledildiği. Çünkü bu bilgi henüz insanlar tarafından uygulanmasa da bilinen bir ilim dalı bu. Var bu. Yani uygulanıyor. Bu büyüklükte olmasa da buna yakın uygulanıyor biliniyor. Muhtemelen böyle bir şey.

 

(“Kızlar sempatik erkekleri mi yakışıklı erkekleri mi daha çok tercih eder?” izleyici sorusu)

Kızlar sempatik erkekleri tercih etmelerinin nedeni güvenlik korkusudur yani bakın şaşıracaksınız ama minyon erkekleri tercih eder kızlar. Böyle minyon yani mesela iri yarı, yapılı erkeklerden korkar kızlar, çekinirler çünkü kontrol edemeyeceğini düşünür onu. Adam mesela tutar kolundan sürükleyebilir bilmem ne, gençler de habire badi madi yapıp falan öyle bir şey yok yani o kızları çok tedirgin eder yapılı olması. Genellikle böyle ciddi anlamda minyon böyle naif, kibar, şakacı falan hoş sohbet gençlerle konuşuyor. Çünkü orda risk iyice düşmüş oluyor tehlikeli olmaz. Çünkü şakacı adam ne yapabilir ona? Küfredemez, saldıramaz, bir kötülük yapamaz, fiili bir şeyi olamaz. Ama yakışıklı olanlar daha gururlu ve kibirli olabiliyorlar. Bir de güçlü kuvvetli oldukları için kadınlar için caydırıcı bir unsur oluyor yani bir nasıl Amerika’dan insanlar çekiniyor değil mi mesela ne bileyim Afrika’daki herhangi bir Zimbabve’den falan kimse çekinmez ama Amerika’dan çekinir onun için öyle yapılı olmak erkekler açısından dezavantaj oluyor onu bilsinler, onu söyleyeyim. Kızlar haklı olarak güven istiyorlar ilk başta güven isterler yani can güvenlikleri yok kızların bundan çok korkuyor çocuklar. Yani adam kompleks yapıyor bir güçsüzlük durumunda, bir muktedir olamama iktidarsızlık durumunda saldırganlaşabiliyor yani o onun için çok büyük bir meseleye dönüşüyor, cinnete dönüşebiliyor. Onun için genç kızlar da naif, kibar ve efendi oldukları için, özellikle genç kızın korktuğunu anlarsa daha da saldırganlaşıyor, daha vahşileşiyor, genç kızlara sunulacak en güzel nimet müthiş bir güven yani bir; onlara çok saygı duymak, iki; çok değer vermek ve muazzam bir güven. Özellikle saldırmaya karşı güven bir de tehdit korkusu genç kızlarda çok şiddetlidir. Özellikle işte böyle selfie çekiyor bilmem ne falan kıza soyuyor bir şekilde, az da olsa soyuyor onu uygunsuz pozisyonda resmini çekiyor. Ondan sonra o çocuğu esir ediyor adeta. Hâlbuki genç kızlar hiç korkmaması lazım, kanun da onlardan yana olması lazım, genç kızlardan yana olması lazım.

 

Harcama Zengini Olmak Önemlidir. Zenginliği Genellikle Biriktirme Zengini Olarak Biliyorlar. Para Gelir Gelmez Harcanmalıdır ki Bereket Olsun

Ben harcama zenginiyim biriktirme zengini değilim şimdi zengin diye genellikle biriktirme zenginine denir. Yani adam multi milyarder kardeşim malın mülkünün hesabı yok derler mesela adam yığmış derler değil mi malını mülkünü hesap edemiyor o kadar çok ki hesabı mümkün değil. Hanlar, hamamlar, katlar öyle değil bende. Gelir gelmez harcama; en fazla bir hafta yani harcama zenginiyim. Böyle bir zenginlik nadir olur mesela Hz. Ebubekir (ra) yığma zenginiydi. Malı yığıyordu. Klasik yığma zenginiydi sonra da harcama zengini oldu. Resulullah (sav)’tan sonra harcama zengini, ne eline geçerse harcardı doğrusu da o.

 

(“Allah’ın zatını aklımızla anlayabilir miyiz?” izleyici sorusu)

Bir kere Allah’ın varlığına yönelik düşünme gayreti Allah’ın istediği kadar oluyor. Yani o mesela senin şu konuşman bile Allah istediği için oluyor. Allah’ı düşünenler bağımsız olarak Allah’ı bulacaklarını düşünüyorlar o çok büyük hata olur yani imkânsız her anını Allah yaratıyor. Öyle bir şey olmaz ve ama bizim anlamamızı istediği kadarını zaten bize gösteriyor Allah, sonsuz sevgiden oluşan, sonsuz akla sahip bir varlık Allah. Bak, sonsuz sevgiden oluşan sonsuz akla sahip sonsuz güzel olan bir varlık. Bu Allah’ın özelliği, sonsuz akıl, sonsuz güzellik, sonsuz sevgi bu kadar. Yani neyi nasıl öğreneceğiz biz bir kere şu ekranın dışına çıkamayız ki ne yaparsak yapalım teknik olarak da mümkün değil zaten yani böyle bir varlık meydana gelmesi mümkün değil teknik olarak olmuyor olmaz yani yine bir ekrandan bakacak çıkamaz yani. Diyor “Bu ekrandan dışarı çıksam ne olacak?” Çık yine bir ekrandan bakarsın yani ikinci bir yolu olmaz.

 

(“İnsanlar çekingenlik duygusunu nasıl yenebilir?” izleyici sorusu)

O, koruma refleksiniz. Normal o yani adamlar psikopat insanlar. Sağı solu belli olmuyor. Kızların da bayağı bir kısmı tehlikeli. Erkeklerin zaten epey büyük bir bölümü tehlikeli. Sağı solu belli olmadığına göre, kıskanç ve hasut olduklarına göre, ne yapacaklarını kestiremediğine göre çekingenlik en akılcısıdır. Kedi bile patisini çok dikkatlice uzatıyor geri çekiyor. Dikkat ediyor, değil mi? Yani istese direkt dokunabilir. Genç kızların da özellikle çekingen olması bence makul. Ama teşhisi çabuk koyabilirlerse çekingenliği de yenebilirler. Çünkü güvene ihtiyaçları oluyor. Güven olması için karşısındaki insanın aklı başında makul birisi olduğunu görmeleri gerekir. Yani dengeli olduğunu anlamaları gerekir. Çoğu dengesiz.  Apar topar evlenir. Mesela geçenlerde de adam evlenmiş kızı sürükleyerek götürüyor. Ne kadar ayıp, çirkin. Hadi evlendiğini düşünelim. Mesela sen onu sürüklemeyi nerden çıkartıyorsun?  Yani o hakkı nereden kazandın? İmza attıysa o senin kölen değil ki değil mi? Yani kadın seninle tamam kabul ettiğini söylüyor ama o tip bir hak getirmez sana. Yani özetle benim canım güzel yüzlü çok hanım bir kız, çok mazlum. Canımın içi seni çok üzerler mecbursun öyle yapmaya. Dikkatli olacaksın. Yani özellikle delikanlılarda falan çok çok özenli ol. Başına dert eder sen çok nazik kibar bir kızsın. Tehdit etmeye kalkabilir. Çok dangalak adamlar var. Beraber resim çektiriyor falan. Annene gönderirim, babana gönderirim, dayına gönderirim diye terbiyesizlik yapıyor. Çekingen olunca onlar da korkuyor yazık. Daha abartılı şeyler yapmaya başlıyorlar. Bu sefer onun da resmini çekiyor. Bu sefer, bunu da gönderirim diyor. Mahvedinceye kadar uğraşıyor. Onun için bence dikkatli olmanda fayda var.

2018-06-18 03:36:26

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top