Şeyh Nazım Kıbrısi

Sayın Adnan Oktar'ın 1 Nisan 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 1 Nisan 2018

 

Allah’ın Nitelikli Münafıkları Yaratması Müslümanlar İçin Nimettir. Bu Kadar Karaktersiz, Bu Kadar Haysiyetsiz, Köprü Altı Çakalı Karakteri Taşıyan Cemiyet Mikrobu Gibi Mahlukların Müslümanlarla Uğraşması Müslümanlar İçin Şereftir

Cenab-ı Allah’ın bizim arkadaş grubumuzu özel koruyup-kolladığı çok açık belli oluyor. Çünkü bu kadar düşmanı olan bir topluluk normalde ayakta kalamaz. Bilakis son derece sağlıklı, zinde ve süratle gelişen, mükemmelleşen bir mukaddes topluluk halinde. Bizim eksiğimiz münafığımızın az olmasıydı, olmamasıydı. O tabii ileride açıklayamayacağımız bir durum meydana getirirdi. Münafığımız olmasa bu, insanlarda kuşku meydana getirir. Yani bu nasıl bir hak topluluk ki hiç münafıkları yok, nasıl bir hak topluluk ki bunlarla küfür uğraşmamış, münafıklar uğraşmamış, zalimler, gaddarlar, ahlaksız insanlar bu kişilere karşı saldırıya geçmemiş, bir elleri yağda bir elleri balda yaşamışlar diye kuşku duyabilirlerdi. Allah asrın nitelikli münafıklarını yarattı. Normalde olmaz. Mesela bu kadar aşağılık, toplumun bu kadar dışladığı köprü altı çakallarından oluşmuş bir münafık topluluğu. Yine de mesela üniversite mezunu olur ama kafası gitmiştir şeytanlık falan yapar ama bunlar öyle değil. Adamlarda hiç okuma-yazma yok zır cahil. Adam bıçaklamış, hırsızlık yapmış, gasp yapmış, pislik yapmış, homoseksüel, haysiyetsiz, namussuz kaltabanlardan oluşan bir topluluk. Haya hissi hiç yok, utanma hissi tamamen gitmiş. Bunlara katılan kadın veya kadınlar da akıl almaz hayasız oluyor. İnsan mesela iradesinin dışında olur, gayriihtiyari utanma hissi olur insanda. Bir katilde bile utanma hissi olur, bir hırsızda bile utanma hissi olur bunlarda o da yok. Akıl almaz yüzsüz ve arsızlar. Bir mucize olduğu belli. Ne faydası oluyor görüyorsunuz. Burada kaç kişiydi? Üç-beş tane delikanlı vardı bak salona sığmıyorsunuz, maşaAllah. Zayıf olanları çok canlandırır, zayıf bir bitkiye çok etki eder, geliştirir. Güçlü olanı daha atak hale getirir. Yaratıcı gücü artırır telif gücünü, inşaAllah. Tebliğ yeteneğini artırır. Mevcut sevap gücünü çok artırır mesela bir sevap alıyorsa 400 sevap, 500 sevap alır o derece. Durduk yere bir sevap artışına sebep olur.

Bir de münafığın iyi bir özelliği vidanjör görevidir. Nerede böyle çürümüş, eprimiş, bitmiş, tökezlemiş, pislik münafık varsa takar vidanjör borusunu alır-çeker kendi o pis midelerine indirirler. O pislik deposu dolar vidanjörün deposu böylece, müminler temizlenmiş tahir olmuş olur, münafıklar kirlerine kir katmış olurlar iyice. Yani dünyanın en azılı psikopatlarını bir araya getirmiş oluyorlar, en karaktersiz adamları. Tabii bu da onları çok yıpratıyor. O kadar karaktersizle yaşamak insanı manen çok çökertir. İnsanın beyni uyuşur, aklı gider yani. Takat yetiştiremiyorlar, takatleri yetmiyor. Akıl almaz çökme meydana geliyor. Hepsi birbirinin karaktersiz, ahlaksız olduklarından eminler, yani o eminlik, karaktersizlikten kaynaklanan o iğrenç ortam onları adeta bir cehennem hayatına sevk ediyor. Ve o da onların bünyesinin kaldıramayacağı bir durum meydana getiriyor. O yüzden de çöküyorlar. Onun için münafıklar genellikle hep erken ölürler. Müminlerin ömrü çok uzun olur imandan kaynaklanan. Ama münafıklar o çürümeye dayanamazlar. Müminle kıyaslasan en az 20 yıl fark vardır. Yani çökme hızı 20 yıl daha ileridir münafıkların. Mesela mümin 40 yaşındaysa münafık 60 yaşında olur, aynı 40 yaşında ama ikisi de fakat münafık 60 yaşında hükmünde olur. Çürüme ve bozulma onlarda çok şiddetlidir. Akıl bozukluğu da çok şiddetli olur münafıklarda. Malı-mülkü artar münafık sayesinde müminin.

 

(Hulusi Akar Paşamız’la birlikte Hatay’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan Oğulpınar Sınır Karakolu’nu ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti sırasında askeri kamuflaj giymesi dikkat çekti.)

Tayyip Hocam; o da kim diyorum, maşaAllah. Çok iyi olmuş. Tayyip Hocam ne yaman, maşaAllah. Hakikaten ben Genelkurmay Başkanı falan herhalde zannettim. Çok iyi olmuş. Ama Tayyip Hocam’a herhalde mareşal rütbesi yaklaşıyor ben ona yordum. Alenen mareşal, meydan muharebesi kazandı, tabii. Hulusi Paşa da aslında o da mareşal, tabii. Meydan muharebesi kazanan orgeneraller biliyorsunuz kanuna göre mareşal hükmündedirler. Aslında Tayyip Hocam da başkomutan zaten, Hulusi Paşa’nın üstündedir o başkomutan. O zaman o da mareşal olmuş oluyor. Kanun uygulansın, tabii. Tayyip Hocam’da ben mareşal madalyasını göreceğim, mareşal kıyafeti de istiyoruz. Hulusi Paşam’da da istiyoruz mareşal kıyafeti. Mareşalimiz yok. Afrin, koskoca Afrin’i aldık. Hep meydan muharebelerinin olduğu yerdir Afrin, çok fazla şehit verdik çok fazla gazimiz var, meydan muharebesi oldu. Mareşallik artık hak. Tayyip Hocam’ı göreceğim inşaAllah mareşal kıyafetiyle.

 

(Aralarında Ajda Pekkan, Şafak Sezer, Seda Sayan, Deniz Seki, Emel Müftüoğlu, Mustafa Sandal ve Fikret Orman’ın da bulunduğu sanatçı ve sporcular Zeytin Dalı Harekatı’na destek vermek için Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte Hatay’a geldiler.)

Tayyip Hocam’a yakışmış sen bir dur bakalım. Muazzam olmuş Tayyip Hocam. İlk defa görüyorum. Çakı gibi olmuş, şahane olmuş. Tayyip Hocam bence hiç çıkarma üstünden sen. Hakikaten, sürekli durdun üstünde. Şahane olmuş, çok iyi olmuş. Tayyip Hocam büyük bir fütuhat yapacak Allahualem durduk yere giymez o elbiseyi. İyi olmuş, bu toplantı da iyi olmuş. Bu kadar gayretli bir insanın üstüne gitmek ne kadar ayıp. Ben nasıl bir vicdandır bunu anlamıyorum. Gecesi yok gündüzü yok. Oradan oraya koşturuyor, oradan oraya koşturuyor, ona cevap veriyor, ona cevap veriyor çok yorucu bir hayat ve bayağı da şevkli. Yazık-günah, bilakis dua ederek, takdir ederek, yardımcı olarak yolunu açmak lazım. Sen yapmıyorsan, ya sen yap ya yapanın önünde durma. Niye ayağına dolanıyorsun? O zaman sen gel yap diyoruz “ben yapamam” diyor. Peki istediğin biri varsa onu getir diyoruz bildiğin biri varsa “öyle biri de yok” diyor. Bırak Tayyip Hocamız yapsın ona da müsaade etmiyorsunuz. Sen ne istiyorsun o zaman?

 

Güzel Söz Kalbi Ferahlatır. Müslüman Eşyanın, Sözünün, İnsanın, Manzaranın En Güzeliyle Yaşamak İster. Sözün Güzel Olanı İnsanın Aklını Açar

Müminler güzel sözü işitiyorlar ve o güzel söze uyuyorlar. Bütün hayatları öyle zaten. Güzel söz söylemek, güzel söz işitmek bu. Cennet de öyledir zaten hep güzel söz. Çünkü sözün kötüsü çok ızdırap verir. Güzeli de kalbi açar, ferahlatır, sevgi için nimet olarak Allah tarafından sunulur. Eşyanın güzeli, insanın güzeli, sözün de güzeli tabii ki. Güzel söze de uyulur. Mesela merhametli olmak, şefkatli olmak, yardımsever olmak, egoistlikten, bencillikten uzak olmak her türlü güzel ahlak. Zümer Suresi’nin, 18. Ayetinde Allah diyor ki: şeytandan Allah'a sığınırım “Ki onlar sözü işitirler ve en güzeline uyarlar.” Bak güzeline değil en güzeline uyarlar. “İşte onlar Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir.” Allah'ın hadi ismiyle tecelli ettiği kimselerdir. “Ve onlar temiz akıl sahipleridir.” Aklı kirlenmemiş. Akıl neyle kirlenir? Korkuyla. Boş korkular. Başka? Şüpheler, vesveseler, kıskançlık onunla kafa kirlenir. Buna müsaade etmemek lazım.

 

(Siz dün İsmail Kahraman Hocamız’ın bir tiyatro oyununda kadınları çıkarmayışı iddiasına kendisinin cevap vermesini rica etmiştiniz. Bugün Sayın Kahraman bir basın toplantısı düzenledi ve konuyla ilgili şunları söyledi. “Orada bir sahne bile yok, tiyatro oyunu da yok. Sadece şehitleri anma programı başlarken elektrikler kapanacak ve oyuncular sürpriz olarak salona girip Çanakkale türküsünü seslendireceklerdi bütün konu bu. Sahnenin iki yanında türküyü söyleyenler içinde on altı tane hanım var. Her taraf kadın dolu” dedi.)

Ama bu adamlara niye böyle uzun uzun laf ettiriyorlar? Çok vakit geçti ben rica ettim cevap verin diye daha yeni cevap verdiler. İsmail Kahraman çok aklı başında makul, dengeli, tutarlı bir insandır ve çok vicdanlı, kibar bir insandır. Çok ayıp böyle bir insana böyle anormal şeyleri yapacak bir insan gözüyle bakmak çok çirkin. Senin zekan, aklın kadar o insanda akıl, zeka olmaz olur mu? Senin aklının bin misli daha akıl var onda da. Böyle bir garip beklenti içindeler. İnsan hep anormallik yapar, garip şeyler yapacaklar, suç işleyecekler ya bırakın bunları, bırakın bu mantığı.

 

(Afrin’de Türk askerinin gelmesiyle PKK zulmünden kurtulan Afrinli vatandaşlar PKK’nın kendilerinden köpek için bile haraç aldığını, köyde eğitimi durduklarını ve Araplara, “siz hainsiniz” diyerek sivilleri şehit ettiklerini anlattılar.)

Şimdi benim hayret ettiğimde bu, insan orada nasıl yaşamış? Orada olacaksın zaten yaşamak mucize orada, PKK’nın olduğu yerde. Haraç, iyi ki canını istememiş zaten adam asıl can ister. Bir de inisiyatife bırakmaz onlar vermiyorum diye bir şey yok der, vermezsen otomatik silahla tarar adam. Manyak ve çok alçaklar Allah korumuş. Onlar olaya tam kendini kaptırmamış da onun için yani PKK normal misyonunu gösterse orada bir kişi kalmazdı.

 

(Trump’ın “çok yakında Suriye’den çekileceğiz” demesine rağmen Suriye’deki birliklere takviyeler devam ediyor. Amerika PKK işgalindeki Menbiç ilçesinin batı kısmında yer alan Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinin cephe hattına üç yüz asker ile çok sayıda zırhlı araç ve iş makinesi sevk etti.)   

Biraz tabii şaka yapıyorlar gitmezler tabii çünkü İngiliz derin devleti orayı parçalamak istiyor, Suriye’yi parçalamak istiyor, istediği parçalamayı henüz yapamadı benim gördüğüm. Katliamı yaptı da parçalanmayı yapamadı bilmiyorum bundan memnun oldu mu yeterli bir tatmine ulaştılar mı? Benim kanaatim daha fazla kan dökmek istiyorlardır, bu kan onlara yeteceğini zannetmiyorum yani biraz daha kan döktükten sonra gitmek isteyeceklerdir.

 

(“Sizce sakin huylu mu olmak güzeldir yoksa coşkulu olmak mı?” izleyici sorusu)

Coşkuluyken akıllı davranmak biraz zor oluyor. Coşkulu olmak çok güzel ama o anda dikkat teksif etmek. Çünkü biz hatasız yaşamak durumundayız hayat çok tehlikeli. Dünya çok tehlikeli bin bir türlü riskle dolu. Bir konuşmadaki bir hata, bir tavırdaki hatta bir el kol hareketindeki bir hata çok büyük zarar meydana getirebilir. Mesela bir ayağın kaymasıyla insanın başı çok büyük belaya girebilir. Bilmeden bir şey içersin başın büyük belaya girebilir. Yediğine, içtiğine, konuştuğuna her şeyine dikkat etmek durumundasın. Allah hayatı çok riskli yaratmıştır keskin bir dikkatle biz düzgün yaşayabiliriz. O yüzden bu kadar insan ölüyor veya yaralanıyor. Yani özen ve dikkat vermediği için. Mesela coşuyor düğünlerde kendilerini kaybediyorlar düğün yapılan bina çöküyor, tavanı çöküyor. Dikkat veremiyorlar. Büyük topluluklarda genellikle hep bela olur, büyük olaylar olur. Yaralananlar olur. Çok özenli yaşamak durumundayız. Yerken içerken bile sıvı oranına dikkat ediyoruz, protein oranına dikkat ediyoruz. Protein az alırsın hastalanırsın. Pür neşe yersin hiçbir şey olmayacak zannedersin üç dört saat sonra hasta olursun.

 

(Türkiye- Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi'nin yedinci toplantısı Sayın Erdoğan ve Putin’in eş başkanlıklarında 3 Nisan’da Ankara’da düzenlenecek. Yeniçağ Gazetesi’nden Ahmet Ercilasun, isim vermeden hükümete seslenerek “Vakıf ve cemaatleriniz bu gençleri değiştiremeyecek. Bu gençlik Atatürk gençliği” dedi. “Gençler sizin istediğiniz gibi yetişmiyor. Ne müfredatlarınız, ne vakıflarınız, ne hizmet verdiğiniz örgütleriniz, ne de cemaatleriniz bunların hiçbiri gençliğin önüne düşecek birikime sahip değil. Gençler bağırıp çağırarak meydan okuyan değil, bilimde, sanatta ve teknolojide yaratıcı hamleler yapabilecek öncüler istiyorlar. Vakıflarınız, hizmet örgütleriniz ve cemaatleriniz o beyinlere giremiyor, müfredatlarınız o beyinleri yakalayamıyor” dedi.)

Tamam öyle olduğunu farz edelim. Fakat senin stilin ne? Tamam onlarla hadi gençler anlaşamıyor diyelim yahut sen? Seninle hiç bağlantı kuramazlar. Tayyip Hocam ve hükümet işte kendince iyi niyetle ataklar yaptı. Daha ne yapsın? Kuran’ın yeterliliğini söyledi, bu çok hayati bir şey. İki; ne dedi? “Kuran’a uygun sünnetin dışında sünneti kabul etmiyoruz” dedi. Bu 1200 yıldan beri yapılmış en büyük devrim. Üç; “zırvaların hepsini çıkaracağız” dedi. “Hiçbirini kabul etmiyoruz” dedi. Güncelleme dediği o. “Ne kadar rezalet varsa hepsini atacağız” diyor. Dört; Diyanet İşleri Başkanı çıktı dedi ki, “Kadınların aleyhindeki bütün hükümler geçersizdir.” Muazzam bir devrim yaşandı aslında. Muazzam bir çalışma yapıldı. Hükümet bu kadar yapabilir. Ne yapsın bunun dışında? Ana yönleri, ana noktaları darmadağın edip dümdüz ettiler. Düzelttiler. Mükemmel bir devrim oldu. Tam Mehdiyet’in ruhu, üslubu, anlatımı oturmuş oldu. Konu tamam.

 

(“Eğlenceyi neden bu kadar çok seviyorsunuz?” izleyici sorusu)

Onu Bediüzzaman Said Nursi de söylüyor, İmamı Azam da söylüyor, Peygamberimiz (sav) de söylüyor. Eğer eğlence olmazsa, kalp dumura uğrar. Yani sürekli böyle ciddi konular, ağır konularla iştigal eden bir beyin, bir süre sonra işlemez hale gelir Allah esirgesin. Beden ve dimağ dumura uğrar. Onun için İmamı Gazali de, “mutlaka eğlenceyle, müzikle, raksla gerekirse, kalbi ferahlatmak, nefsi açmak gerekir” diyor. “O zaman nefis ibadete kuvvet bulur” diyor. Öbür türlü nefis gücünü kaybeder yani iflas eder insan. Sürekli baskı yahut sürekli ciddiyet, sürekli neşesiz bir ortam, sürekli fikir düzeyinde kalan konular insanı yıkabilir. Mesela diyor ki Gazali İhya’sında: “Eğlence kalbe ferahlık verir, fikri yorgunlukları hafifletir. Daima zorlanan ve ciddi işlerle meşgul olan kalpler körleşir. Eğlence ile kalbi rahatlatmak, ciddi bir iş görmesi için ona yardım etmek demektir. Eğlence hayatı ciddi hayata hizmetçi olur. Daima ciddi bir hayat yaşamaya takat getirilemez, buna sabredilemez. Şu halde eğlence yorulan kalbin devasıdır.” Bak “şu halde” diyor, “eğlence yorulan kalbin devasıdır. Şu halde bu niyetle yapılan eğlence, ibadet, kurbet haline gelir. Kalbi tedavi etmenin ve gönlü hoş bir şekle, Hakk’a sevk etmenin usulüne vâkıf olanlar kesinlikle bilirler ki, kalbi bu gibi işlerle neşelendirmek müstağni kılınmayacak olan faydalı bir ilaçtır. Oyun ve eğlence, kalbi ferahlatmak için mubah kılınmıştır. Dinlenen ve neşelenen kalpte ticaret gibi, dünyevi işlere veya namaz, ibadet gibi ahiret işleriyle ciddi bir şekilde meşgul olma arzusu uyanır” diyor. (Gazali İhya, cilt 2, sayfa 281) Eğlence olmadan insan normal olamaz. Vücudun, nefsin bir ihtiyacıdır. Kalbe inşirah, ferahlık verir.

 

(“Peygamberimiz (sav)’in hırkasını Hz. Mehdi (as) ne zaman giyecek?” izleyici sorusu)

Beş yıla kadar falan bence Mehdi (as) belli olur. Yedi yıla kadar da giyer diye düşünüyorum inşaAllah. O, millete cinnet geçirtmek için yapılacak bir şeydir, cinnet oluşsun diye yapılacak bir şey. Peygamberimiz (sav)’in kılıcını hiç kimse kuşanmamıştır, ilk Mehdi (as) kuşanacak. Sancak-ı Şerif açılmıştır zaman zaman ayaklanmalarda falan Sancak-ı Şerif açılmıştır, savaşlarda çok nadir açılmıştır. Mehdi (as)’de direkt sağ elinde oluyor sancak. Resulullah (sav)'ın kılıcı ve hırkası özel olarak tamir ettirildi, sağlam hale geldi. Hırka-i Şerif'i giyecek. Özel olarak bakımdan geçirildi gayet sağlam şu an ve özel bir teknik, bilinmeyen bir teknikle örülmüş. Şu ana kadar yapılmayan bir teknik. Örme tekniği, gördünüz mü siz yakından? Çok karmaşık ve acayip kibar bir örme tekniği kullanılmış. Görünüşü mükemmel bir görünüş veriyor. Tamamen orijinal. Hırka-i Şerif'i giyecek, Ümmeti Muhammed’e cinnet geçirtecekler. Yani cezbe olsun diye yapılacak inşaAllah. Bir kereliğine, iki kereliğine teberrüken. O, bir manevi devrimdir yani sevgi devrimi. Onun için giyecek. Kutsal sandık açılacak, onda da Museviler cezbeye gelecekler. Yani Peygamberimiz (sav) diyor “çok azı hariç hepsi Müslüman olur” diyor. İmam Mehdi (as)'nin önünde sandık. Çünkü ilk o açıyor başka açıklaması yok. Belli ki Moşiyah o. Çünkü ona has bir şey olduğu Tevrat'ta geçiyor. “Bir tek o yapacak” diyor Tevrat, o yapacak dediğine ve o yaptığına göre o da odur. O zaman itiraz yok. Zaten Sanhedrin de karar verecek Mehdi'nin Mehdi (as) olduğuna yani Moşiyah olduğuna. Kutsayacaklar, kutsanması çok önemli.

Kutsanma şöyle oluyor, geliyor baş haham, onların seçtiği haham, başına Mesih yağı sürüp Allah adına kutsadığını söylüyor. Şöyle sürüyor ama çokça dökecekler başına yüzünden akacak sakalına, sakalından elbisesine kadar dökülecek. Yani o önemli, Tevrat'ta o şekilde geçiyor. Bayağı dökecekler başına, onu da sürecekler başına iyice o Mesih yağını. Onun için özel Mesih yağı saklanıyor hususi ama Hz. Musa (as) da ayrıca Mesih yağı koydurmuş sandığa, Moşiyah’a sürülmesi için, başına sürülmesi için. O da şişede muhafaza ediliyor. Ama bunca sene o yağ durur mu bilmiyorum ki nasıl olur? Bozulmuştur herhalde. İnşaAllah bozulmamıştır. Hz. Musa (as) ama onun bir yolunu bulmuştur. 4000 yıl durur mu zeytinyağı? Yani özel altın kapta falan saklıyorlarsa yahut özel bir yöntem kullanıldıysa bilmediğimiz. Benim kanaatim sandığın en üst kısmı zift ile kaplı olacak, ziftli muşambayla kaplayacaklar Kutsal Sandık. Yani okside olmaması için ayrıca örtüsü olacak. Onlar, emek verilerek açılacak.

 

(Mehmet Şevket Eygi Hocamız yine Mehdi (as)’nin zuhuru ile ilgili yazı yazdı. “Mehdi (as)’nin zuhuru ve İsa (as)’ın nüzulünden sonra dünya ve insanlık büyük sarsıntılar geçirecektir. Sonunda 7 veya 9 yıllık altın çağ başlayacaktır. Bu altın çağdan sonra azgınlık başlayacak ve vakti merhunu gelince kıyamet kopacaktır” dedi.)

Dedikleri doğru ama bu aralar bu kadar sıklaştırması bir bildiği var. Çok mübarek bir insan. Allah ömrünü uzun etsin. Tam cennet insanı, çok güzel ahlaklı bir insan. Kıymeti bilinmiyor o kadar. Ben bir daha tekrar ediyorum. En fazla 5 kişi vardır şu an dünyada Mehmet Şevket Eygi Hocamız gibi. Birisi Mahmut Efendi’dir. Allah ömrünü uzun etsin, biri Mehmet Şevket Eygi Hocamızdır. Böyle insanlar kalmadı dünyada yani çok çok değerli. Kıymetini çok iyi bilmeleri lazım. Fransız Lisesi mezunu çok kültürlü, görgülü. Hem İngiliz adabını, edebini çok iyi bilir hem Osmanlı terbiyesini, Osmanlı saray adabını iyi bilir. Nezaket, kibarlık, efendilik, nezihlik, nezafet her şey üzerindedir. Lafını sözünü bilir. Çok kibar, hürmetli bir insandır. Yani bilmiyorum. Tam saray insanı yani.

 

(Cübbeli Ahmet, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın isim vermeden “Cahilliği ile övünen hocalar var, iyi ki okul okumamışım diyenler var” diye yaptığı eleştiriye yanıt verdi. Şöyle diyor Cübbeli “İlim eğer diplomayla oluyorsa çıkın istediğiniz ortamda karşıma, diplomanızı koyun ortaya. Siz ancak bilgisayarın şarjını doldurursunuz. Ben de tek başıma gelirim anlatırım. Bana cahil denilmesine solcular bile güldü. Herkes güldü. Cübbeli’ye her şeyi de ama cahil deme. 5 saat konuşup 800 ayet, hadis okuyorum. Hiçbir hafız bunda hiçbir yanlış bulamıyor” dedi.)

Canım din anlamında, hadis, Kuran bilgisi anlamında tabii ki alenen alim yani. O anlamda cahil denemez. Ama tabii üslubu “iyi ki okumamışım” falan demesi bunlar normal bir ifade değil. Yani okumayı, genel kültürü, bilgiyi ve ‘okununca dinsiz olunur’a getiriyor. ‘Kuran incelenirse insan Kuran’ı reddeder’e getiriyor. Bunlar çok vahim ifadeler burada Diyanet haklı. Ama genel kültürü yani din kültürü vardır tabii ki. Bunu kimse inkar etmez. Fakat Diyanet’in kastettiği bu değil. Sen diyorsun ki, ‘ben eğer müspet bilimleri öğrenirsem, biyolojiyi, paleontolojiyi, şunu bunu öğrenirsem, Kuran’ı analiz edip Kuran’ı inkar etme imkanım vardı. Böyle bir ihtimal dahilinde’ye getiriyorsun. Bu facia bir ifade. Halbuki bilimle sen daha dindar olursun, daha imanın güçlenir. Allah “ancak ilim sahipleri Allah’tan korkarlar” diyor. Genel kültür seni Allah’a daha çok yaklaştırır. Müspet bilimler seni iman konusunda daha güçlü hale getirir.

 

(“Ashab-ı Kehf'in köpeği hakkında bilgi verebilir misiniz?” izleyici sorusu)

Tabii o bildiğimiz köpek değildir. Biraz garip olacak ama Hızır (as) olması ihtimali çok yüksek onun. Yani köpek şeklinde de geliyor çünkü Hızır (as). Onun bir özelliği, şuurlu çünkü orada normal bir hareket yok. Olay zaten baştan sona garip. Kıtmir denilen bir köpek, biliyorsunuz. Herkes uyuyor ama o kapıda bekliyor, o kadar uzun olması zaten Hızır (as)'a ait özelliklerden birisi. Bir de bu ekip, Hızır (as)'ın ekibinin tipik özelliklerini gösteriyor. Yani bildiğimiz klasik köpek değil benim anladığım. “Üçtürler, dördüncüsü köpekleridir” diyor, 34. “Beştir, onların altıncısı köpekleridir” 56. “Yedidirler, sekizincisi köpekleridir” 78. 300 var, 309 sayısı var, Mehdi talebelerinin sayısıdır.

 

(“Rabbimize nasıl dua etmeliyiz?” izleyici sorusu)

Bir; çok samimi olacaksın, egoist olmayacaksın. Egoist, bencil olmayacaksın. Allah'ın büyüklüğünü bileceksin. Ona bir on-on beş dakikanı ayırman gerekir büyüklüğünü bilmen için. Büyüklüğünü bilince garip bir hisse gireceksin yani vücudunda garip bir his duyacaksın. Çünkü o anda sen dünyanın en büyük gücü olmuş oluyorsun. Allah'a samimi iman ettiğinde, samimi olduğunda Allah'ın sonsuz büyüklüğünü akılcı dürüst kavradığında dünyanın en büyük gücü haline gelirsin. Onu vücudun hisseder. Ondan sonra istediğin duaları edebilirsin. Kısa, özlü dua edebilirsin. Yani yok yok ondan sonra. Ne istiyorsan olur, her şey olur.

 

(“Müslümanların birbirlerinden başka kardeşi yok mudur?” izleyici sorusu)

Müslümanlar kardeştir. Hristiyanlarla da kardeştir. Musevilerle de kardeştir. Çünkü hepsi mümin insanlar. Çünkü “La İlahe İllaAllah” diyorlar. Peygamber de yalan söyledi demiyorlar. Ne demek? Resul. Peygambere yalan söylemedi demek, ne demek? “Doğru söylüyor” diyor. Mümin olmuş olur. Soruyoruz Musevi hahamlara “ne diyorsunuz?” diyoruz. “Ben senin yalan söylediğine inanmam. Müslüman olarak görüyorum seni” diyor. Dolayısıyla “sen ne diyorsan doğrudur” diyorlar. Ben ne diyorum? “Hz. Muhammed (sav) peygamber” diyorsan doğrudur” diyor. Bu ne olur bu insan? Mümin. “Ne diyorsan doğrudur. Ben inanırım” diyor. Daha ne desin?

 

(“Sizce münafıklar güzel sözler söyler mi?” izleyici sorusu)

Münafıklar çok dilbazdır. Ama yani dolandırıcı dilbazlığı vardır. Yani çok sahtekardır. Mesela insanların iyiliği için çalıştığını, hayır için çalıştığını, ‘sizi doğru yola getirmek için söylüyorum, gerçekten kurtuluşun için’ diye söylerler. Peki o zaman İslam’ı anlat, Kuran’ı anlat. Git kafirlerle mücadele et. Niye Müslümanlara kafayı takıyorsun? Yani derdin, günün, gecen, gündüzün Müslümanlar. Hadi diyelim Müslümanlar yanlış yolda. Küfür bin misli yanlış yolda. Niye küfrü direkt hedef almıyorsun? Değil mi? Küfür seni ilgilendirmiyor. Niye? Çünkü münafıksın. Bütün derdin günün Müslümanlar. Çünkü Müslümanları dağıtacaksın ki kendi kafanda insanlar oluşsun etrafında ve böylece de kendini rahat hisset. Ayetteki ifade de bu zaten.

 

(Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Madem FETÖ bitti OHAL niye devam ediyor?” şeklindeki sözlerine ilişkin şu açıklamayı yaptı; “Kırk yıllık bir terör örgütüne karşı iki yıl içerisinde her şey tamamlandı mücadele bitti demeyi asla bizden beklemesin.”)

Hiç cevap vermeye gerek yok. Olur mu nerede FETÖ bitiyor? Her yerde duruyorlar ve çok büyük bir tehlike. Hapiste durmaları bile tehlike bu adamların. İngiliz derin devleti var karşımızda çok büyük bir olay bu. Onların ne dediği önemli değil, onlar laf jimnastiği yapıyor öyle şey olmaz. Ben Sayın Kılıçdaroğlu’nu severim saygı duyduğum bir insan ama laf olsun diye söylüyor. Olur mu? PKK’yle işbirliği yapan bir örgüt bu, süper tehlikeli.

2018-06-18 03:31:48

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top