Şeyh Nazım Kıbrısi

Sayın Adnan Oktar'ın 27 Mart 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 27 Mart 2018

 

Bir Kadına Saldırı Varsa İsterse Hapis Cezası Olsun Hiç Fark Etmez Mutlaka Müdahale Edin.

Dün bir olay duydum, bir hanım kız sokakta bağırıyormuş falan. Var mı onun resimleri birisi saldırmış? Böyle şeylerde hiç tereddüt etmeyin kim olursa olsun. Bir kadına saldırı varsa isterse hapis cezası olsun hiç fark etmez mutlaka müdahale edin. Ailesi de mesela toplanıp gelebilir 40-50 kişi o da fark etmez. Burası dağ başı değil, adalet yurdu Türkiye, gereği yapılır. Çakallık, münasebetsizlik istemiyoruz. Hiçbir kadına zulüm yapılmasını istemiyoruz. Bir de bu çıkıyor, mesela kadına saldırıyor adam sokakta, adam koruyor-kolluyor. Bakıyorsun 30 kişiyi toplamış geliyor, hemen organize şubeye yetki verilsin. Bu adamları geldiğine geleceğine pişman etsinler öyle tipleri. Öyle terbiyesizlik olur mu? Genç kıza saldırmak ne demek? Çok büyük olay. Sokaklarda da panik butonu olsun, mühim şeylerde böyle genç kızlar rahatça haber verebilsin yahut vatandaş haber verebilsin, değil mi? O bölgeye hemen polis gelecek şekilde kameralı, panik butonuna basan görülsün böyle yakından yüzü. Bassın, o bölgedeki polis hemen oraya intikal etsin. Bir kadını dövemedim diye adam yeniden geliyorsa geldiğine geleceğine pişman etmek lazım kanunla hukukla.

 

(Afrin’de dün yürütülen arama-tarama faaliyetleri sırasında PKK’nın tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucunda Piyade Uzman Çavuş İbrahim Imış ve Piyade Uzman Çavuş Veysel Temel şehit oldu. Hatay Amanoslar’da ise PKK ile girilen çatışmada Jandarma Uzman Çavuş Samet Tokur şehit oldu. Şehitlerimizin fotoğraflarını görebiliriz. Jandarma Çavuş Şehit Samet Tokur.)

Samet bu değil mi? Yakışıklı Samet, güzel Samet Allah şehadetini makbul etsin, kabul etsin dünyalar güzelim benim. Sana imrendik. Cennet senin gibi bir güzeli görünce müthiş sevinçle ayağa kalkar. Allah bizlere de nasip etsin, annene babana Allah uzun ömür versin ne mutlu sana ne mutlu sana ne mutlu sana, maşaAllah diyoruz.

 

(“Kuran’ı neden yanlış yorumluyorlar?” izleyici sorusu)

Kuran yanlış yorumlanacak gibi değil, kasten yapıyorlar. “Namaz kılın” diyor, “manevi namaz o” diyor. Şimdi adamın insanın ağzını bir acayip şekle getirttirecekler. Namaz, bildiğin namaz. “Rüku” diyor “yok canım o anlamda değil” diyor. “Secde” diyor “yok o anlamda değil.” “Kıyam” diyor “yok o anlamda değil” diyor. Deli misin sen? “Hacca gidin” diyor “gönüllerin haccı kastediliyor” diyor. “Hacca gidin” diyor işte “Kabe-i Şerif’i tavaf edin diyor” hac işte bildiğin hac. “Zina etmeyin” diyor açık “o anlamda değil” diyor. Çok samimiyetsizlik. Kuran’ın hükümleri çok muhkemdir. Herkesin anlayacağı gibi nettir. Kasten yapıyorlar. Öyle adamlara hiç değer vermemek lazım, önem de vermemek lazım. Benim canım zaten öyle insanları kaale almaz. Bakar bakmaz Kuran hemen anlaşılan bir kitaptır. Dolayısıyla yanlış yorumlayanlara hiç önem verme. Türkiye’nin yüzde 99’u Kuran’ı düzgün yorumlar. Çok nadir adam çıkar öyle onları da kaale almamak lazım. Sesi çok çıkıyor onların ama etkisi olmaz.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dinde güncellemeyle ilgili açıklamasına Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 34. İl Müftüleri İstişare Toplantısı’nda da destek verildi. Toplantının sonuç bildirgesinde Nurettin Yıldız gibi ilahiyatçıların açıklamalarına karşı çıkıldı. Bildirgenin sonuç kısmı şöyle: “İlmi disiplinden yoksun gerçeklikten uzak söylemler dinin yanlış anlaşılmasına, bireysel ve sosyal sorunlara hatta krizlere neden olmaktadır. Dine dair görüş beyan edilirken hassas davranılmalı, toplumun genelini ilgilendirmeyen ve ilmi ortamlarda müzakere edilmesi gereken hususlar kamuoyu önünde tartışılmamalı. Yetkin olmayan kişiler ve grupların dini söylem ve uygulamalarına itibar edilmemelidir.”)

Diyanet İşleri Başkanı maşaAllah Hızır gibi yetişti. Çok yaman bir insanmış. Yanındayız sonuna kadar destekliyoruz. Diyanet’i de tebrik ediyoruz, camia olarak da tebrik ediyoruz çok güzel gidiyorlar. Fitneyi fücuru ortadan kaldıracak şekilde, Kuran’ın, İslam’ın değerini en güzel şekilde insanlara anlatacak bir tarzda doğruları anlatarak gerçek Kuran İslam’ını anlatıyorlar. Doğru yoldalar Allah yardımcıları olsun. Sonuna kadar da yanlarındayız.

 

Şehitlerimizin Ardından Üzüntüyle Ağlamak Onları Rencide Eder. Bizim Yiğitlerimiz “Düğüne Gidiyoruz” Diyerek Şehadete Gidiyorlar

Mesela geçen gün delikanlı bir hanım gördüm ben şehit yakını, ağlayan birisi var onu susturuyor. Öyle kabadayı hanım istiyoruz biz. Kabadayı hanımefendi istiyoruz. Müslüman kadına yakışan odur. Helal olsun “sakın ağlama” diyor. Askeri parkayı da giyinmiş üstüne “sakın ağlamayın” diyor. O çok güzel ama ağlamak; şehidi mahcup etmiş oluyorsun. Şehit elinden gelse kalkar “ne yapıyorsunuz siz?” der. Denir mi o şehide? “Yürekler dağlandı” diyor bak, televizyon haberine bak sen “şehide yürekler dağlandı” niye yürek dağlansın cennete giden bir insan için? Bu bir şereftir, bir onurdur, bir güzelliktir tebrik etsene. “Yürekler dağlandı” diyor. Sakın böyle şeylere teşvik etmesinler bu çok yanlış. Şehidin vicdanına, ruhuna azap vermiş olur gereksiz yere. Gerçi o azabı duymaz tabii şehit aleminde olduğu için ama manen vermiş olur. Bütün seyredenlerin yüreğinde rahatsızlık meydana geliyor, yapılmaz bu. Kabadayı zaten bunun için gitmiş askere, değil mi? Allah için gitmiş zaten kabadayı adı üstünde. Ee? “Niye şeyi oldu?” diyor. Şehit olmaya gidiyor zaten. Niye şehit oldu denir mi? Sakın sakın sakın sakın. Müjde “müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir” diyor Allah. Mahzun olmuyor, sen mahzun oluyorsun. Şimdi bu olmaz. İyi niyetle de olsa kesinlikle olmaz. Allah rızası için yapmasınlar. Şehit yakını oldukları için tabii başka da bir şey diyemiyorum. Ancak bu kadar diyebiliyorum. Allah rızası için yapmasınlar. Bak o delikanlı, kabadayı şehit yakınları var, hanımefendiler var onlara benzesinler onlar örnek.

 

(2017 yılında Müzik Öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın, evine giderken PKK tarafından yolda şehit edilmişti. Bu saldırıda ayrıca Uzman Çavuş Ali Gülnar ve Jandarma Çavuş Soner Fazlıoğlu da şehit olmuştu. İran uyruklu Agit kod adlı PKK’lı yakalandı şehit olmalarına neden olan kişi. Ve Batman’da yanındaki 2 teröristle birlikte etkisiz hale getirildi. Şehitlerimizin intikamı alındı, inşaAllah. Şehidimiz Ali Gülnar’ın bir de aile fotoğrafı var, aile evinin fotoğrafı var.)

Aslanım benim, selvi boylu yiğidim benim. Allah şehadetini kabul etsin. Hep güzel yüzlerden seçiyor Allah şehitleri, maşaAllah. Hepsi nur yüzlüler, maşaAllah. Baksana o da çok dünya tatlısı, maşaAllah. Allah cennette birlikte olmayı nasip etsin, kardeş etsin Allah.

 

(“İnsanlar günümüzde bu kadar neden dertli?” izleyici sorusu)

Daha önceki yıllarda mesela 1940’larda bile, savaş zamanında bile böyle bir şey yoktu. İnsanlar komşuluğa gider, dost olur, herkes birbirine selam verirdi. Benim çocukluğumda öyleydi. Sokakta gidenler herkes birbirine selam verirdi. “Merhaba” diyerek yol boyunca öyleydi. Komşuluk bağı çok güçlüydü. Bize akşam oturması derlerdi gelirlerdi. Macide kızlarını alır gelirdi bize oturmaya, Kudsiye’ler gelirlerdi, biz giderdik Yaşar Dayı’ya, işte bitişik Nadiye Hanımlara falan. Çok şahane bir ortam vardı, çok asil insanlardı, böyle basit şeylere tenezzül etmeyen, misafirperver güzel insanlardı. Sonra tabii çok şiddetli bir değişiklik meydana geldi. Deccal daha geniş çaplı abandı dünyaya, şeytan daha geniş abandı. Mehdiyet olmasa kıyameti koparmışlardı mahvolmuştu dünya. Kıyamete karşı direnmeyi sağladı Mehdiyet. Şu anda da galibane atağa geçti. Bundan sonra düzelir yani 3 yıl 5 yıl içerisinde düzelir. Zaten bak, Tayyip Hocam’ın konuşmalarına, Diyanet’in açıklamalarına bakın muazzam bir Mehdiyet mührü açık açık görülüyor. Muhteşem açıklamalar.

 

(“Ruhsuz insanlardan sorumlu muyuz?” izleyici sorusu)

Sorumlu oluruz tabii. Yani eğer onu birisi gider Müslüman birisi ona kötülük yaparsa, yaralarsa veyahut malına canına zarar verirse sorumlu olur çünkü bilmiyor. Ama çok fazla ruhsuz insan var dünyada. Yani ahirette insanlar şaşırır. Tahmin tahayyülün üstündedir. Milyarlar hesabıyla öyle bir tane, iki tane değil. Ruhu olmayan çok fazla insan var. Ruhu olan insan sayısı çok azdır toplumda. Cennet için yaratılmış insanlar çok azdır.

 

(“Sokak sanatçılarına belli bir kısıtlama koydular. Akşam 10:00’a kadar gündüz müzik yapamıyoruz. Buna bir çözüm bulmamız lazım. Niye böyle oluyor?” izleyici sorusu)

Delikanlının dediği çok hayati ve vahim. Akşam 10:00’a kadar gündüz müzik yapılamıyor. 10:00’dan sonra serbest. Bunun ne faydası olabilir? Ne anlamı vardır yani ne amaçla yapmış olabilirler? Bir mantığı yok. Olmaz yani Başbakanlığa, Cumhurbaşkanlığına dilekçe verelim herkes dilekçe versin. Olur mu, gündüz bir yerde çalar dinlersin ne mahsuru var? Kime ne mahsuru var? Sanat çok güzel bir şey, sanatçılar çok güzel insanlar. Öyle bir imkan da mevzubahisse zaten çok büyük bir nimet. Niye gece 10:00’dan sonra olsun yani? Her yer şenlenir. Köşe başlarında sokaklarda Avrupa’da hep öyle, değil mi? Sokak başlarında, köşe başlarında her yerde sanatçılar var, gayet güzel müzik icra ediyorlar her yer çok güzel oluyor, çok gösterişli oluyor. Hiçbir mahsuru da yok.

 

(“Acaba insanlar davranışlarını dini inançlarına göre mi şekillendiriyor?” izleyici sorusu)

Adam diyor ki “ben ateistim” diyor “dinsizim, komünistim” diyor. Bakıyorsun evleniyor, çocuklarına karşı çok saygılı, karısının namusuna çok dikkat ediyor, aile yapısına çok dikkat ediyor, bayramlara gidiyor bayramlarda büyüklerinin elini öpüyor. Yani dini cayır cayır yaşıyor. Dinin bütün kurallarını yaşıyor. Farkına varmadan hepsi yaşar. Git bir ateistle konuş her yerde dinin onda hakim olduğunu görürsün. Ta kainatın ilk yıllarından beri Hz. Adem (as) devrinden beri toplumda din hakimdir. Mesela Hülagü, Nimrot falan onlara bakıyoruz, onlar da bile din hakim. Firavun, normalde aile yapısını kabul etmemesi lazım, aile yapısını kabul ediyor, her şeyi kabul ediyor. Dinin varlığını kabul etmiyor, dinin etkisini kabul ediyorlar. Farkına varmadan veyahut bilerek. Dolayısıyla her insan, dinin etkisi altındadır, istesin veya istemesin. İsteyerek yapan zaten etkisi altında olmaktan ziyade doğrudan imanın gereği olarak yapar.

 

(İran'da düşen ve 11 genç kadının vefat ettiği Başaran Holding’e ait uçakla ilgili sürpriz bir tanık ortaya çıktı. Türk Hava Yolları'na ait Boeing 777 uçağının aynı saatlerde İran üzerinde uçuş yaptığı ve uçağın pilotunun olaya tanık olduğu öğrenildi. Pilot, “Jeti gördüm, normal seyrediyordu; birden gözden kayboldu” dedi. Kazayla ilgili olarak da pilot ile daha ayrıntılı bir görüşme yapılacağı söylendi.)

Evet, nasıl olmuş anlatırsa çok iyi olur. Ama çok esrarengiz bir olay bu. Bayağı esrarengiz ve gerekli araştırmanın da yapıldığını zannetmiyorum. Genellikle böyle şeylerin bir türlü içinden çıkamıyorlar. Halbuki teknik basit bir konu, çok rahat anlaşılması lazım. Kara kutuyu açamadık diyor, nasıl kara kutuyu açamazsın kardeşim? Kara kutunun özelliği, benzin içinde yanmaya göre ayarlanıyor ve her türlü basınca göre hazırlanıyor. Çarpmanın etkisiyle diyor, açılamayacak hale gelmiş diyor. Ne demek öyle bir şey? Özelliği o onun zaten, benzin yandığında 3 bin derece falan sıcaklık oluşuyor ona benzer.

 

(“Seccade bulamadığımız yerde namaz kılmalı mıyız?” izleyici sorusu)

O kadar çok şart getirmişler ki namaz kılmak için, kadınları çok zor durumda bırakıyorlar. Yok etek giyeceksin, yok kafanı örteceksin, yok işte seccade bulman gerekir. Şimdi şartlarını saysam ucu sonu yok. Zelletül karii’a ait meseleler şu bu falan. Halbuki Allah, dünyanın her tarafını seccade yapmış. Mühim olan, elbisesinin kirlenmemesi yani dizlerinin geldiği yer ve elinin, alnının geldiği yer temiz olması kirlenmemesi için yeterlidir. Yoksa sokakta da, caddede de, her yerde namaz kılınır. Rusya'da sokakta kılıyor insanlar. Peygamberimiz (sav)’in zamanında sokakta kılıyorlardı, kumda kılıyorlardı. Neden seccade gereksin? Ama hani güvenemiyorsa, steril olmaya dikkat ediyorsa, alnı temiz olsun diyorsa o olabilir. Yoksa öyle bir şart yok. Temiz bir yer mesela evin içi, halının üstünde istediği gibi kılar; temiz, hiçbir şey olmaz. Ama genellikle alında sivilce falan oluşabilir, kızarıklık, alerji oluşabilir temiz bir şey koymakta fayda var. Alnın geldiği yere, özellikle oranın çok iyi korunması lazım. Alın, burun gelen yer. Benim canım zaten çok iyi biliyordur o, alime, hanım bir kız, değerli bir insan olduğu belli oluyor. Ama bazı insanlar seccade yok diye namaz kılmak istemiyorlar.

 

Sevdiğimiz Birini Sonsuz Evvelde ve Sonsuz Sonrada da Sevmiş Oluyoruz. Allah ile Doğrudan Bağlantıda, Allah’ın Büyüklüğünün İyi Bilinmesi Durumunda Sonsuz Sevgi Başlamış Olur

Biz birini sevdiğimizde, o sonsuz evvelde sevmiş oluyoruz zaten, sonsuz sonrada da sevmiş oluyoruz. Yani eğer teknik açıdan açıklanacak olursa, bu zaten oluyor. Ama benim canımın demek istediği, sonsuz sevgi yani ucu bucağı olmayan, bitmeyen, tükenmeyen, gittikçe artan sevgiyi kastediyorsun. Allah ile doğrudan bağlantıda, Allah'ın büyüklüğünün iyi bilinmesi durumunda bu sistem hemen başlar. Allah tarafından başlatılır ve geri dönüşü de olmaz. Gayet güzel, sürekli akar, yeter ki samimi olunsun, yeter ki Allah'ın büyüklüğü unutulmasın.

2018-06-18 03:27:57

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top