Şeyh Nazım Kıbrısi

Sayın Adnan Oktar'ın 8 Mart 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 8 Mart 2018

 

(Adnan Bey, bugün Dünya Kadınlar Günü. Tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.)

Kadınlar günü her gün, sonsuza kadardır kadınlar günü, sonsuza kadar. Cennette her gün kadınlar günü vardır sonsuza kadar. Cennetin en güzel varlıklarıdır kadınlar. Kadınlar günü münasebetiyle hanımlar kendi aralarında bir toplantı yapmışlar Sait Halim Paşa Yalısı’nda. Beni de davet ettiler, yemekler, ortam, müzik, klasik müzik vardı muhteşem. Yani her şey çok güzeldi.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan kadının öneminden bahsederken sizin de daha önce defalarca üzerinde durduğunuz Hz. Hatice (ra)’ın Peygamberimiz (sav)’e olan desteği konusu üzerinden bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: “Peygamberimiz (sav)’e görev verildiğinde Hz. Hatice (ra) Validemiz onun tek dayanağıydı. Sevgili Peygamberimiz (sav) yetimdi, öksüzdü ve her şeyi Hz. Hatice (ra) Validemizdi. Validemize “beni ört beni ört” dediğinde Peygamberimiz (sav)’in bir ürpertisi vardı. O anda sevgili Peygamberimiz (sav)’e o gücü kuvveti Hz. Hatice (ra) Validemiz verdi biliyorsunuz. Ve o dayanışma ve bütünleşme gerçekten Hz. Hatice (ra) Validemizin şahsında bizim inancımızda kadını çok farklı bir yere doğru çıkartıyor” dedi.)

Tayyip Hocam ne konuşsa çok güzel konuşuyor. Bugün yolda da çocuklar telefonda dinlettiler bir konuşmasını Kuran’la ilgili, helal olsun. Bir de dedim “bütün gençleri tembihleyeyim de herkesi Tayyip Hoca’yı desteklesinler” dedim. Çünkü bak yobaz takımı da sardırdı, yobaz takımı kudurdular. Aslında biraz erken dürtükledim gibi oldu ama iyi yaptım. Çünkü bunlar daha ileride daha tehlikeli olurdu. Ama modern gençlik Tayyip Hoca’yı tam anlamadığı için onlardan yana gibi zannediyorlar bir kısmı. Avrupa da anlamadı. Halbuki adamları idare etmesi gerekiyor da onun için. Baş belası olmasınlar diye idare ediyor. Yoksa hiç hazzetmediği tipler. Tayyip Hocam modern delikanlıdır, aklı başında, aydın, Atatürkçü, milliyetçi, vatanını milletini seven, devletini seven hakiki Kuran Müslümanıdır ve hakiki mümindir yani saf mümindir tertemiz. Yani arı mümin saf derken arı mümindir. Gençlere onun için anlatmak istiyorum.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dinimizle bir konuyu değerlendirirken bırakın icmayı, sünneti asıl olan Kuran’dır. Kuran’a ters değilse mesele bitmiştir” dedi. Konuşmasının devamı şöyle: “Reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığıyla popüler olmak için söylenen sözleri biz asla kabul etmeyiz. Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi dini hususların tartışılmasında da seviyeler vardır. Kuran’da, sünnete, icmaya, kıyasa vakıf olmayan insanlara misal kabilinden bile olsa istisnai bir takım uygulamaları anlatmaya kalktığımızda zücaciye dükkanına giren fil misali pek çok şeyi kırıp-dökersiniz. Bir bakıyorsun sünneti tartışıyor, diğeri icmayı tartışıyor. Ya bırak bu işleri. Asıl olan nedir? Bizim mukaddes kitabımız Kuran’dır. Kuran’a ters değilse mesele bitmiştir” dedi.)

Aslan aslan aslan aslan koçyiğit. Helal olsun sana kabadayı helal olsun. Sen bunu dedin ya bütün millet, bütün İslam alemi yanında maşaAllah. Bak gelenekçi Ortodoks hepsini göze alarak hakkı Allah rızası için söylemiş, helal olsun sana. Yedi ceddine rahmet olsun, maşaAllah. Sonuna kadar yanındayız sonuna. Tam bir Mehdi üslubu çok çok güzel.

 

(“Bir insan kendine yakışan rengi nasıl seçer?” izleyici sorusu)

Göz kararıyla. Aynaya baktığında hemen o hissedilir. Allah ona vahyeder. Yani hangi kıyafetin yakıştığını Allah ona vahyeder hemen içinde rahatsızlık duyar, uygun değilse hemen çıkartır. Uygun olan olduğunda da hemen Allah vahyeder o kalır üstünde. Eşyada da öyledir, ev eşyasında falan. Bakar, kaderinde olmayan eşyaysa almaz. Kaderinde olan eşya onu hemen çeker. O işi de kolaylaştırır, hemen alır götürür. Öyle, Allah’ın kanunu öyle.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan son dönemde tartışmalarla ilgili de Diyanet’i sert bir dille eleştirdi. “Diyanet’ten sorumlu yardımcıma söyledim, Din İşleri Kurulu’nda vasıflı hocalarımız var. Bu hocalarımız ne iş yapıyorlar acaba? Niye sessiz kalıyorlar? Sessiz kalıp bu alanı ne için bu adamlara kaptırıyorlar? FETÖ olayı da böyle oldu. Söyledik söyledik sonunda Diyanet’e bir şura yaptırdık. Asıl konuşması gereken konuşmayınca meydan kime kaldı? FETÖ’ye kaldı. FETÖ’nün arkasından gelen maalesef tiplere kaldı. Onların da zaten vasıfları ortada. FETÖ’nün kalitesi vasfı ortada. Arkasından gidenler de ona tabi olduklarına göre onlar ondan daha da geriler demektir” dedi.)

Doğru söylüyor. Ama bundan sonra FETÖ konusu mümkün değil. Çünkü eskiden FETÖ’yü devlet destekliyordu, bütün hükümetler destekliyordu, bütün kurumlar destekliyordu. Şimdi şeylerinin üstüne oturdular yani sırtlarının üstüne oturdular. Bundan sonra mümkün değil. Şu an artıkları da bin pişmanlar, onlar bir daha toparlanacak bir şey değil. Yani yaşayacak bir ideoloji kalmadı. Onlar öyle sükseyle, şamatayla işte Abant’ta yok İnegöl’de orada burada toplanıp köfte yiyip halledeceklerini zannediyorlardı. Milleti kafaladıklarını zannediyorlardı. Rezil-rüsva oldular ve konu kökünden bitti. Bundan sonra mümkünü yok. Tayyip Hocam da iyi niyetle Diyanet diyor ama Diyanet şimdi Osmanlı’dan beri hep Diyanet suskundur ve çekingendir. Şanlı kabadayı biz senden bekliyoruz açık açık söyle hiçbir şey olmaz. Hakikaten hiç çekinmesin, şu doğrudur bu yanlıştır desin hiçbir şey olmaz. O biraz hani olmaz diye düşünüyor ama onu da oldururuz Allah’ın izniyle. Hiç çekinme ne olacak yani? Allah’ın hükmü nihayetinde. “Bana göre şu doğru” dersin bu kadar basit. Millet peşinde hiç çekinme yani. Ama illaki hani riskli de görüyorsan hukuk kanun açısından, bilmiyorum o gerçi ayarlanabilir ama Diyanet’te birkaç kişi ona memurluğu müşahhas hale getirilebilir. Ama yakışan bence direkt Tayyip Hoca’nın açıklaması, hiçbir şey olmaz. O hale de getiririz Allah’ın izniyle. Kanunu hukuku bir planlarsak, ayarlarsak olur yani. Çünkü millet arasında bazen tartışma konusu oluyor. Bir kişiye bağlı olmak çok iyidir, bir kişinin hakemliği. İki oldu mu battın, üç oldu mu iyice battın demektir. Dörtte anarşi artık yani çok tehlikelidir. Bir baş olacak bir şey diyecek, bitti. Çünkü Allah ona vahyeder kalbine ilham eder doğruyu. Ululemr olduğu için, Allah diyor bak “güven veya korkuya dair haber olduğunda ululemre götürün yani içinizden emir sahiplerine götürün, o doğru veya yanlış karar verir” diyor. Şimdi vicdanlı bir insan Tayyip Hocam. Bak ne kadar güzel açıklama yaptı. Hiç gelenekçi adamları falan kafaya taktı mı adamları? Takmadı. Ne dedi? Tak “Kuran yeterlidir” dedi. Konu kökünden bitti. Ha şimdi guruldayanlar hırıldayanlar olur hiç önemli değil. Onları bize bıraksın o bizim işimiz, evvelAllah. Kanunla hukukla, ilimle irfanla tabii. Sen bunu dedin ya artık sırtın yere gelmez. Çünkü uğursuzluk buradan geliyordu, sen o uğursuzluğu yıktın. Bitti yani bundan sonra. Şirke darbeyi vurdun, şirkin kafasına balyozu vurdun konu bitti gönlün rahat olsun artık.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan son dönemlerde fetvalarıyla gündeme gelen sözde din hocaları hakkında şunları söyledi: “Dinimizin değerleriyle hesaplaşmaktan başka hiçbir hedefi olmayan marjinalleri dikkate almayız. İşte son günlerde bakıyorsunuz din adamı olarak ortaya çıkıp da ne yazık ki kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup dinimizde kesinlikle yeri olmayan konularda kendine göre içtihatta bulunan kişiler çıkıyor ortaya. İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslam’ın uygulanması yer, zaman, koşullara göre değişir. İslam’ın güzelliği burada zaten, önemi burada. İstisnaları genelleştirerek tarihin belli bir döneminde toplumların kendi özel şartlarına uygun davranışları, geleneksel davranışları günümüze taşıyamazsınız. Şimdi birçok hoca efendi beni tefe koyacak ayrı mesele. Rabbim katındaki Rabbimin gözündeki durumum önemlidir benim için” dedi Sayın Cumhurbaşkanımız.)

İşte millet sahip çıksın Tayyip Hocam’a onun için diyorum. MHP doğru yolda Allah razı olsun, Büyük Birlik Allah razı olsun onlardan, gençlik, sol, solcu aydınlar bütün güçleriyle desteklesinler. Görüyorsunuz açık. Bağnaz kitleyle Cumhurbaşkanını karşı karşıya getirmek zulüm olur. Madem aydınsınız, madem aklı başındasınız Tayyip Hoca’nın yanında yer alın. Bütün Kuran Müslümanları, bütün Müslüman millet Cumhurbaşkanının yanında. Biz can-ı gönülden en başta yanındayız, inşaAllah.

 

(“Kuran’da insanın yaratılışı nasıl anlatılır?” izleyici sorusu)

Biz zer aleminde, en başta vardık bak sonsuz öncede vardık öyle anlayın. Zer aleminde vardık. Bizim olmadığımız hiçbir zaman yok, sonsuz öncede de vardık sonsuz sonrada da vardık. Allah’ın ruhunu taşıyoruz biz öyle anla artık. Ama cezbeye müsait konular soruyorsunuz ben de anlatamıyorum fazla. O kadarını anlatabilirim. Bak sonsuz öncede de vardık, sonsuz sonrada da vardık, zer aleminde de vardık. Cennetteysek cennette de varız halen ki inşaAllah cennetteyiz. Adam diyor ki “Allah’ın bir gün canı sıkıldı” bak münasebetsizliğe bak “hiçlik aynasına baktı” diyor “bayağı sıkıldı” diyor “insan yaratayım dedi” diyor. Kardeşim, sonsuz öncede de sonsuz sonrada da sen varsın. Bunu anlamayacak ne var? “Belirli bir zamanda yarattı” diyor. Senin aklına bir şey mi oldu? Zaman var mı Allah için? “Yok” diyorsun. Nasıl diyorsun “belli bir zamanda yarattı” diye? O zaman anla işte, sonsuz öncede de var sonsuz sonrada da var, her zaman. Allah hiçbir zaman için yalnız olmadı. Hiçbir zaman için yalnız olmadı hep sevdikleriyledir, hep beraberdir. Önce zer aleminde yaratıldık, sonra dünyaya sunulduk. Ama tabii işte anadan babadan doğuyormuş gibi gösteriliyor. Hz. Adem (as)’ı de Allah böyle bir taş gibi güzel bir model yaptı yani insan, kilden, pişmiş çamurdan porselen yani ama aynısı tıpkısı. Allah “İki Elimle yaptım” diyor. Kusursuz net aynısıydı yani görüntüsü. “Ya Adem gel” dedi “derhal Ya Rabbi” dedi o kadar indi aşağı geldi o kadar. Hz. Adem (as)’ın yaratılışı böyledir, porselendir ilk başlangıcı.

 

İnsanların Bir Kısmı Allah Büyük Der Ama Anlamını Düşünmez. Bir İşi Olur “Allah Büyük” Der Ama Allah’ın Büyüklüğü Hakkında Düşünmez

Allah’ın büyüklüğü çok fazla yani çok çok çok fazla. Düşün, bir atomun içi bile alem oluyor ona göre düşün. Çok büyük büyüklüğü. O zaman bizim bir avuç beynimizle “bunda hayırsızlık var” dememiz mümkün mü? Diyemeyiz. Müminse mutlaka hayır vardır. İmkansız. Bana mesela çok atak oluyor görüyorsunuz, umurumda bile değil. Çünkü hepsinde hayır var, hepsi de hayırlı. Bu kadar güç bir insanı kedin devirir. İngiliz derin devleti, gerici bağnaz sistem, münafıklar, komünistler, PKK, IŞİD, El-Kaide, Taliban, FETÖ hepsi bir araya geliyor bir kişiyi devirecek, çok kolaydır. Ama bak it gibi yılıyorlar hiçbir şey yapamıyorlar.

 

(Diyanet İşleri Başkanı Profesör Doktor Ali Erbaş, kadınlara yönelik fetvaları eleştiren bir açıklama yaptı. Erbaş “Tasvip edilir hiçbir yanı, yönü ve mazereti bulunmayan, kadına dönük şiddet merkezli eylem ve söylemin, rahmet ve esenlik dini olan İslam’dan referans bulması asla mümkün değildir. Zira şiddete meşruiyet sağlayan, merhameti öteleyen ve kadını rencide eden bütün gelenek, örf ve inanışlar reddedilmelidir” dedi.)

Bak Ali Erbaş, bu alkışlar doğru konuştuğun için. Doğru konuştuğunda, sana destek her zaman olur. Ama Tayyip Hocam’ın da tabii burada etkisi yüzde 99,99 onu da söyleyelim. Ama yine de iyi maşaAllah. Allah yolunu açık etsin. Birebir takip ederek bu sitilde gidersen çok güzel, bayağı güzel. İyi olmuş ama netleştir şimdi yani bununla bırakma. “Bu hadis uydurmadır” de, “bu hakarettir kadınlara” de. “Kadını dövüp deşarj olma bilmem ne bu zulümdür” de. “Münasebetsizliktir. Böyle bir şey olmaz” de. Yuvarlak konuşmalarla insanlar anlamaz. Ama iyi bir atılım yapmışsın. Güzel boş da durmamışsın çünkü Cumhurbaşkanı bunu açıklayamaz. Gereğini yapmışsın ama Tayyip Hocam’ın da yüzde 99,99 etkisinden dolayı onu tebrik ediyorum. Allah razı olsun.

 

(“Haksızlık yapılan kişi ne yapmalı?” izleyici sorusu)

Bir kere haksızlık ne derece olmuş, nasıl olmuş onu bir akılcı analiz etmek lazım. Bir de haksızlığı yapan kim? Haksızlığı yapan eğer dengesiz ve anormalse ayıp yani onunla uğraşılmaz. İnsanın asaletine yakışmaz. Yani o adam cins manyaksa, ‘sen bana haksızlık yaptın’ nasıl diyeceksin. Bir de karşı taraf onun haksızlık olduğunu biliyor mu acaba? Ona bakmak lazım. Bilmiyor da olabilir. Ona anlatabiliriz orada haksızlık yaptığını. Neden diye anlatabilirsin. O da özür diler. Ama cins ve anormal birisiyse zaten yapacak bir şey yok. Oradan uzaklaşmak lazım. Psikopata niye haksızlık yaptın denir mi? Manyak adam yani. Devamına imkan tanınır mı? Tanımazsın tabii. Kanunla hukukla gereğini yaparsın.  Duruma göre, suçun şekline göre, vasfına göre eğer basit alelade bir şeyse tabii geçmek lazım. Ama toplumu ilgilendiren, şahsın da manevi yapısını ilgilendiren ehemmiyetli bir şeyse hukuki önlem alınabilir tabii.

 

Bir İnsan Kendisini Yeterli Görüyorsa Dini Anlamamıştır, Hayatı Anlamamıştır, İç Gözü Kapalıdır

Bir insanın kendini yeterli görecek hali var mı? Bir kere bilgi zaten sürekli Allah tarafından veriliyor. Zavallının zavallısıdır insan. Bilgi sürekli akar insana. Akıl sürekli akar. Sabit oturmuş bir akıl yoktur. Kaderi sürekli akar görüntü olarak. Kendini yeterli görüyorsa, dini bilgisi yoktur, hayatı anlamamıştır. İç gözü kapalıdır, dünyayı görememiştir.

 

(Adnan Bey, dünyada kadınların durumu ile ilgili birkaç örnek vermek istiyoruz. Mısır’daki kadınların yüzde 99.3’ü cinsel tacize maruz kalıyor.)

Bu nasıl oluyor? Polis falan gücü yoktur. Adalet çalışmıyordur. Yani adamlar artık ferahlamış demek ki, bir adalet müessesesi kalmamış. Ama nasıl bir vicdan, nasıl bir Müslümanlık anlayışı? Hani siz takvaydınız, hani Sünni’ydiniz, hani Allah'tan korkuyordunuz, hani ilmin kalesiydi orası, hani sünnetin kalesiydi, hani Sünni alimlerin hepsi oradaydı en büyükleri oradaydı? Hani Sünni alimleri eğiten büyük kaleydi orası ne hale gelmişsiniz? Bu çok hayati bir ölçü.

 

(“Şeytan uyur mu?” izleyici sorusu)

Cinlerde, şeytanlarda uyku hissi olmuyor. Madde olmadıkları için sürekli uyanıktır. Uyku hissi gelmez. İnsan da vardır o his. Şeytan uyursa şeytanlık vasfını kaybeder zaten. İnsana yönelik mücadelesi olduğu için, kendince tabii zeka göstererek ataklar yapar ama hep Allah'ın kontrolündedir yani bağımsız bir şeytan gücü yoktur. O yanlış biliniyor. Bütün gücü kuvveti Allah’tan alır şeytan yani Allah'tan habersiz hiçbir şey yapamaz. Kaderinin dışında bir şey yapamaz şeytan, şeytanın kaderi odur, kaderini başından sonuna kadar yaşar. İnsanlar zannediyor ki Allah ayrı, şeytan ayrı öyle bir şey yok. Şeytan kaderle yaratılmıştır, cinler de kaderle yaratılmıştır, melekler ve insanlar da kaderle yaratılmıştır. Hiçbiri kaderin dışına çıkamaz. Hepsi Allah'ın daha önce ne dediyse, ne emrettiyse, onun içerisinde hareket eder. Ona göre hareket eder.

 

(“Meslek liselerinin sayısı artırılmalı mı?” izleyici sorusu)

Tabii yani çok iyi olur. Daha da ihtisaslaştırarak artırmak lazım. Mesela sırf tornayı ayrı, mesela tesviyeyi ayrı yapmak lazım. Sırf torna, torna üzerine lise. Sırf tesviye üzerine. Mesela sırf dikiş üzerine olabilir tekstil mesela, her şey olabilir. İnce detaya girerek yapmak lazım liseleri. Çünkü o ince detay çok daha büyük kolaylık olur. Yani çok daha keskin ustalık. Mesela ahşap ustalığında sadece sandalye, sandalye ustası yapacaksın, sırf o lise sandalyeye bakacak sadece. Dolap için ayrı, karıştırmamak lazım. Adam sandalye ustası olacak mükemmel sandalye yapabilir.

 

(“Milli birlik nasıl pekiştirilir?” izleyici sorusu)

Bizim millet kabadayı millet, milli birlik zaten hiç öyle bir dert olmaz bizde. Bir coştu mu of, demiri falan alır koparır yani öyle bir millet. Hakikaten “al bük” de büker yani. Bir cinnet getirirse bizim millet önüne kimse duramaz yani. Tankın borusunu falan da kırarlar, paletini de sökerler. Tankı havaya kaldırırlar. Tankı zaten itiyorlardı, altına yatmış kabadayılığa bak. Hakikaten bastırsalar tank geri gider. Sağlamdır bizim millet, maşaAllah. Karadeniz öyledir, Ege öyle her yer efe, her yer kabadayı. İç Anadolu alayı kabadayıdır. Güneydoğu her yer öyle, maşaAllah.

 

(“Tüm canlıların Allah’ı zikretmesi ne demektir?” izleyici sorusu)

Sen şimdi onu bana sorma ben de sana detaylı girmeyeyim en iyisi. Ama her yer canlı onu bil, canlı olmayan hiçbir yer yok. Her yerde Allah’ın ruhu var ve her yer canlı. Şimdi söylerim cezbeye gelirsin, onun için sorma ben de o kadarını söyleyeyim o kadarla bitirelim. Canlı olmayan hiçbir yer yok. Allah’ın ruhunun olmadığı hiçbir yer yok. Mesela bardak canlı olmasa içemezsin sen onu, öyle bir şey olmaz. Gelmez böyle yanına gelmez. Niye gelsin canlı olmasa? Elimle tutuyorum, elinle falan getirdiğin yok, ne elinle gelmesi? Nerenin eli? Eline nasıl hakim olacaksın sen? Nerede el var yani? Allah yaratır öyle bir şey olmaz. Elini de Allah yaratır getirmeyi de Allah yaratır. Hepsi canlı.

 

(Adnan Bey, Emine Erdoğan Hanımefendi de “Hiçbir felsefe ve düşünce kadına İslam kadar hakiki bir mevki vermemiştir. Kadını ve erkeği birbirinin velisi kılmıştır. Bugün ne yazık ki Müslüman toplumlar henüz Kuran’ın seviyesine yükselememiştir” demişti dünkü konuşmasında.)

Anne evliya anne, maşaAllah. Anne çok güzel anne, sahabe ruhlu anne çok güzel ahlaklı. İdeal bir anne, çok sözü geçerli bir insan. Bir konuda bir kanaat getirdiğinde bir şey söylediğinde sözü geçerli olur. Ehli vicdan yani maşaAllah. Allah uzun ömür versin.

2018-06-17 23:04:19

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top