Şeyh Nazım Kıbrısi

Sayın Adnan Oktar'ın 29 Aralık 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 29 Aralık 2017

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrika ziyaretinin ardından Türkiye’ye dönüş yolunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. MHP’yle ilgili şu açıklamaları yaptı: “Gerek MHP’nin gerekse bizim özellikle ülkemizin milli ve yerli duruşunda bir ittifakımız var. Ülkemizin aydınlık geleceği için ortak söylem geliştirmiş durumdayız. Bu bizi çok daha farklı çok daha olumlu yerlere taşıyabilir. Bizim terörle mücadelede ülkemizin geleceğine yönelik atacağımız adımlarda şu anda bir kararlılığımız var. Biz bugün Şırnak ve Hakkari’ye gittiğimizde iki sene, üç sene önceki durumla karşılaşmayıp on binlere hitap etme fırsatı bulabildiysek taşlar yerine oturmaya başlamış demektir.”)

Güzel doğru iyi konuşmuş. Daha da. Ama şu Darwinist propaganda olayını devlet ortadan kaldırsın. Durduk yere adam anasından PKK’lı doğmaz, sonradan oluyor. Önce adam okuyor “senin atan Adem ile Havva mı dedin?” diyor “olur mu? Bak şimdi sana devletin kitaplarını göstereyim” diyor “devlete güvenmiyor musun Türkiye Cumhuriyeti devletine, güveniyorsun. Aç bak atan maymundan geliyor” diyor “doğrusu bu” diyor “öyle bir şey yok. Din doğru söylemiyor, Kuran doğru söylemiyor” diyor. “Diyalektik gelişmeyle oldu bu” diyor “bunu ben söylemiyorum, ortaokulda, lisede, üniversitede devletin kitaplarında bu ben hayali bir şey söylemiyorum” diyor. Bütün üniversiteler bunu anlatıyor. Her yerde bunu anlatıyorlar. “Kainat diyalektik kanunlarına göre, Allah’ın kanunlarına göre değil” diyor yani “Adem ile Havva konusu bu hikaye” diyor haşa. Bak, Tabiat Tarihi Müzesi’ne gidelim hep beraber görürsün” diyor “başka yere git görürsün” diyor. “Önce küçük bir maymun var” diyor “gelişiyor gelişiyor gelişiyor sonra modern insan oluyor” diyor. “O zaman kafanı çalıştır bir bak bakalım olaya daha geniş bak diyalektik metotla” diyor. “Demek ki bir önce Kabataş çağı var” diyor. Baltalı falan adamlar. Ne yapıyorlardı? “Kadın ortaktı” diyor “kadın ortaktı, yemek ortaktı. Devlet var mıydı? Devlet yoktu. Aile var mıydı? Aile de yoktu. Buna ne diyoruz? Komün toplumu, komünizm” diyor. “Şimdi tarih dönüyor tur atıyor” diyor “komün toplumu, feodal toplum, kapitalist toplum tak geldiği noktaya dönüyor” diyor “komünist topluma dönüyor” diyor. “Var mı benim bir yanlışım?” diyor “Darwinizm çizgisi içerisinde de olayı değerlendirirsek, Darwinizm’e göre diyalektik gelişme var mı yok mu?” diyor “var, hayvanlar evrimleştiğine göre tarih de evrimleşiyor” diyor. “Evrimleşirken de bir daire çiziyor” diyor “o zaman komünist olmamızda ne mahsur var ben bunu anlayamadım” diyor. “Bir kere Allah, yok din yok bu açık belli görülüyor bu” diyor “aile de yok” aile olmayınca “devlet de yok” diyor “o zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne niye ihtiyaç var arkadaşım?” diyor. Baltalı falan adamlar yok mu orada resmi koymuş müzeye. O devrin komünisti o, ifadeye göre öyle, komünist, devlet yok. “Bizim de atalarımızda öyleydi, bizde de devlet olmasın” diyor “o zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkalım biz” diyor. “Yıkalım, aileyi de yıkalım, ahlakı da yıkalım, çünkü ahlak da dinin uydurması” diyor haşa. Ee? “Komünal topluma ulaşalım” diyor bu kadar basit. Dolayısıyla şimdi de karşımızdaki sorun bu. Habire kum gibi PKK’lı çıkıyor. “Nereden çıkıyor” diyor. Allah Allah. Diyalektik eğitim veriyorsun, adam da komünist oluyor bu kadar basit.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine gazeteciler tarafından sorulan batı basınında “‘size ilişkin Sünni Müslümanların lideri’ tarzında bir niteleme kullanılıyor. Bununla ilgili yorumunuz var mı?” sorusuna şu şekilde cevap verdi: “Olaya Sünnilik ve liderlik konusundan öte bakmak lazım. Biz Sünni ve ya Şii tarzında bir ayrımcılığın içerisinde yer almayız. Bizim Sünnilik diye bir dinimiz yok, Şiilik diye bir dinimiz yok, tek dinimiz var o da İslam’dır.”)

Helal olsun sana delikanlı, helal olsun sana kabadayı. Dünyaya, dünya deccaliyetine meydan okuyorsun helal olsun, yedi ceddine rahmet olsun. Çok güzel, maşaAllah. Bak, gelenekçi İslamcılar’ın da tepkisinden korkmuyor, tam Allah kulu, tam Müslüman. “Allah ne diyorsa o” diyor. O yüzden bu güzel insana destek farz, benim samimi kanaatim, şahsi kanaatim bu, farz-ı ayın. Müslümanların lideri olduğu için, Türkiye’nin lideri olduğu için, Ulul-emr olduğu için tabi olmak, ittiba, farz. İslam aleminden tabi olmayanlar olabilir o ayrı mesele ama genel bir tabiyet olduğu da görülüyor.

 

(“Cesaret imanla orantılı mıdır?” izleyici sorusu)

Evet, imanla orantılı. Çünkü aklı başında, halim düşünür. Ama şöyle cesaret yanlış anlaşılıyor. Mesela bir yerde bir patlama oluyor insan hoplar. Birden gözünü kapatır mesela. Elini yüzüne kapatabilir birden. Mesela ani patlamada. Bu güzel bir refleks bu. Adam tepkisiz olsa, böyle baksa falan bu manyaklık gibi birşey vardır yani. Ya bir hastalık var demektir. Yani güüüm diye bir yer yıkılıyor adam böyle bakıyor yani. Ya beyninde hasar var demektir. Vücudun refleksi olması lazım, savunma refleksi olması gerekiyor. Mesela kızarabilir bir insan, rengi atar falan. Bu korkaklık değildir. O vücudun savunma mekanizmasıdır. Bunun sonucunda adam vazgeçmiyor ki, değil mi? Mesela askerde de saldırı oluyor, asker mesela rengi atıyor. Ama ne yapıyor, adamları düğümlüyor. Yakasını bırakmıyor, kaçmıyor yani. İmanla tabii ki doğru orantılıdır.

 

Yılbaşı Kutlamanın İslam’a Göre Hiçbir Mahsuru Yok. Yılın Başını da Kutlarsın, Hz. İsa’nın Doğum Gününü de Kutlarsın. Yanlış Olan Alkol vs Olmasıdır

Dün de bir dedeyi çıkarmışlar. Onlar çok coşuyor böyle şeylerde. Dekolte bir hanım var karşısında. O da böyle kurnaz bir gülüşle gülerek onları dinliyor. Şimdi onlar böyle fetvalar verdikçe, böyle açıklamalar yaptıkça, onlar yılbaşını daha zevkli kutluyorlar aslında. O daha hoşlarına gidiyor. Yani ona rağmen, yani onunla alay ederek kutluyor olmak daha zevkli geliyor ona. Kafaları çekiyorsunuz falan diyor, ipsiz sapsız böyle. Bir kere yılbaşı kutlamak gayet güzel birşey. Yani adı üstünde yılbaşı. Yılın başı. Tabi kutlarsın. Aman diyor İsa Mesih'in doğuş günü. Ya sen nasıl bir insansın sen. Müslüman Peygamberinden bahsediyorsun. O'nun doğumgünüyse iftihar et. İftihar et. Sen kimden bahsediyorsun? Sanki dinsiz birinin doğumgününden bahsediyormuş gibi. Yani sanki Stalin'den falan bahsediyor. İsa'dan bahsediyorsun, İsa Mesih'ten. O'nun doğumgünüyse işte ne güzel. İhya et. Ne güzel. Ha alkol falan bunlara gerek yok. Ama niye kutlamayasın? Yani her gün bayram olsun, her gün bir bahane olsun. Yılbaşı varsa güzel, ne güzel. Hindiler, 18 kiloydu aldık hindiyi. Şu an 22 kilo hindi. 4 kilo aldı hayvan. Yılbaşı için. Nedir? Bu bir zevk, güzellik. Amerika'da da oluyor, beyaz hindi falan getiriyorlar kocaman biliyorsunuz. Renk, yani hayata renk katmak. Dolayısıyla yılbaşına direnmenin bir alemi yok. Bu cihat falan da değil. Çıkıyor gelenekçiler, yılbaşını kutlamayınız kardeşlerim diyerekten. Sen onu diyeceğine İttihad-ı İslam'ı savun. İslam Birliği'ni savun. 1 sene bekliyor onu söyleyebilmek için ya. Noel Baba’nın kafasına odun vuruyor mesela resimler var. Noel Baba yerlere yatmış falan. Cihat yapıyor kendi kafasınca. Yani çok cahilce ve görgüsüz bir üslup kullanıyor bir kısmı.

 

Allah’ın Kulunu Sevdiğini Gösteren Özel Bir Sır Sistemi Vardır. O Kulunun Hayır Yolda Yapmak İstediklerinin Hepsine Kapıyı Açar

Allah’ın özel bir sır sistemi vardır. Mesela onun hayır yolla yapmak istediklerine kapıyı açar. Ben aslında kendimden örnek vereyim. Hiç konuyu uzatmaya gerek yok. Ben dünya çapında tebliğ yapmak istiyordum. Allah bizim devrimizde interneti yarattı, bu çok dev bir olay, ayet bu. Aklın ihtiyarını aldı mı? Almadı. Televizyonu Allah yarattı. Benim istediğim de bu değil miydi? Oldu. Kitaplarım yüz milyonlarca satılsın istedim, dağıtılsın istedim. Bunu yaptı mı Allah, yaptı.  Sizleri yarattı. Beni çok seviyorsunuz, ben de sizi çok seviyorum.  Şimdi sizin sevginiz zaten Allah’ın sevgisi oluyor.  Benim size olan sevgim de Allah’ın sevgisi oluyor. Sevgiyi buram buram yaşıyor muyuz? Bereket veriyor mu? Veriyor. Sağlık sıhhat veriyor, hayır veriyor. İşte bu Allah’ın sevgisidir. Ama biz bundan tabi atalete kapılmayız. Yine cehennemden korkarız, Yine Allah’tan korkarız. Ama işareti görüyoruz. Çok açık ayet bunlar, çok net ayet. Mehdiyetin gerçek olduğunu insanlara anlatmak istedik. Allah’tan bunu istedik. Allah gökte iki uçlu kuyruklu yıldız yarattı. Olmayan birşeyi yarattı. Mucize meydana geldi gökten. Gökte normalde iki uçlu kuyruklu yıldız falan yok aslında. Olmaz da. Bunu yarattı. O hadisi doğru çıkarttı Allah. Peygamberinin sözünü doğru çıkarttı. Ondan önce Halley  kuyruklu yıldızını getirtti Allah önce. Lulin hiç yokken onu yarattı. Halley vardı. Lulin hiç yoktu. iki uçlu kuyruklu yıldızı gökte yarattı Allah, sırf Mehdiyete destek olsun diye.  Daha Mehdiyetin çıkış yılında Ramazan ayında ay ve güneş tutulması iki yıl üst üste. Bak vakte bak Mehdi’nin çıkış yılları ve iki yıl üst üste. Özel destek. Darwinizmi Allah yarattı, Darwinizmi yenmek benim gördüğüm imkansız gibi görünüyordu. Çünkü yüz binlerce üniversite var, milyonlarca profesör, doçent var, milyar hesabıyla kitap, dergi basılmış; yüzbinlerce televizyon, radyo Darwinizmi anlatıyor. Aksini anlatacak da elimizde delil yoktu. Yani bu geçersizdir diye anlatacağımız delil yoktu elimizde. Fosil delili falan hiçbir şey yoktu. Proteinlerin molekül yapısını da bilmiyorduk. Sadece geçersizdir diye anlatıyorduk. Lise yıllarındayken  sadece mantıksız bulduğumuzu anlatıyorduk. Sonra Allah bize 700 milyon fosil olduğunu bize açıkladı.  Bu bir ayettir. 700 milyon fosille geçersizliğini Allah söyledi. Muazzam bir destek.

 

(İran’ın Horasan eyaletinin birçok büyük şehrinde halk ekonomik sıkıntı, hayat pahalılığı ve işsizliğe karşı ayaklanmaya başladı. Meşhed’te yüzlerce kişi sokağa çıkarken Hamaney’in Meşhed temsilcisi Cuma imamı İlmulhuda yaptığı açıklamada; ‘bugün halkın yaşayış biçimi ve ekonomik vaziyet karşısında mahcubuz ve utanıyoruz’ dedi. Büyüyerek devam eden gösterilerde ise halk ‘Ruhaniye ’ye ölüm’, ‘Suriye’yi bırak bizim halimizi düşün’,  ‘İslam’ı basamak yapıp halkı zelil ettiniz’, ‘Ne Gazze, ne Lübnan, canım feda ey İran’ sloganları atarak tepkilerini gösterdi.)

İşte bu İngiliz derin devletinin İran’ı karıştırmak için aldığı kararın seri uygulamasıdır. Yeni aldılar kararı. Yeni açıklama yaptılar biliyorsunuz. Dediler Türkiye’yi de karıştıralım. İran’ı da karıştıralım. Daha yeni alınan karar bak hemen başladılar. İran-Türkiye ittifak ettiğini çok iyi vurgulasın ve İran’a herhangi bir müdahale olduğunda Türkiye İran’a gireceğini belirtsin. İran da Türkiye’ye herhangi bir müdahale olduğunda Türkiye’ye istediği durumunda, Türkiye’ye tam destek vereceğini, askeri destek vereceğini açıklasın. Bu titretir.

 

(ABD bütün ülkeleri İran’daki olayları desteklemeye davet etti. ABD Dışişleri Bakanlığı İran’daki yönetim karşıtlığı gösterileri yakından takip ettiğini açıklayarak olaylar sırasındaki tutuklamaları kınadıklarını bildirdi. ABD Başkanlık Sözcüsü de şöyle söyledi; ‘Başkan Trump’ın da söylediği gibi İran liderlerinden en çok zarar görenler İran halkıdır. ABD barışçıl göstericilerin tutuklanmasını sert bir şekilde kınıyor, bütün ülkelerin İran halkını ve onların temel hakkını alma ve  yolsuzluğa son verme çabalarını açık bir şekilde desteklemeleri çağrısında bulunuyoruz’.)

Kardeşim demokratik mücadele tamam ama siz İran’ı yıkmaya kalkarsanız, dünyayı başınıza yıkarız onu söyleyeyim. Öyle bir şey olmaz yani, densizlik yapanlara gereken karşılığı fazlasıyla ödetiriz. Böyle bir şey istemiyoruz, demokratik tepki versin, hayat pahalılığına karşı olabilir, konuşabilir, gösteri yürüyüşü onu da yapabilir. Ama devleti, hükümeti yıkmaya kalkarsanız buna müsaade etmeyiz. Yani 5 koldan gireriz İran’a sakın böyle bir oyun oynamaya kalkmasınlar.

 

(“Fazla merak iyi midir?” izleyici sorusu)

Rahatsız edici olmamak şartıyla, insanları Allah öyle yaratmıştır mesela araştırmacıdır ama hastalık deresinde tabii kızdırıcı. Biri mesela ne yiyor, evinde ne yapıyor, evine kim geldi gitti, bu bir ahlaksızlık bu, normal bir hareket değil, dengeli bir insanın yapacağı bir şey değil. Bir insanın aleyhine bir şeyi sürekli araştırmak normal değil. Ama mesela bir bilimsel araştırma veyahut bir şeyin faydalı olması için yapılan araştırma güzel ama insanın aleyhine araştırma yapma ona tecessüs denir mütecessis insan casus kökeninden geliyor çok çirkin bu bir ahlaksızlık olarak Kuran’da nehy edilen yasaklanan Allah’ın haram kıldığı bir fiildir.

 

Bizim Arkadaş Ortamımızda Fitne, Dedikodu Kavga Yok. Sevgi Dolu Bir Ortamda Oldukları İçin Arkadaşlarımın Hem Bakışları Hem Ciltleri Çok Güzelleşiyor

Bizim arkadaş ortamımızda stres olmuyor, saldırganlık yok, kavga yok, bağırtı yok, çağırtı yok, fitne yok, dedikodu yok, haset yok bu bir kere gerilimi düşürür, bu cilt güzelliğini sağlar, ilk planda bu. Mesela gözleri daha irileşir çünkü sıkıntı da göz küçülür kasılır yani göz yuvasına doğru çekilir, Allah’ın hikmeti bir savunma refleksi olarak. Mesela boksörlerde falan göz daha geridedir göz kendini korumak için dibe doğru çekilir. Mesela dudaklar kuruyor kadınlarda eğer stres içindeyse ama sevgi dolu olan bir kadın dudakları daha iridir, daha dolgun, daha güzelleşir. Cildi özellikle çok güzelleşir, vücudunda da genel bir kadınsı güzellik olur eğer saygı hürmet görüyorsa, korunup kollanıyorsa, Allah’a, dine yaklaştırılıyorsa, ona değer veriliyorsa, onun güzelliği hakkıyla takdir ediliyorsa, o güzelliğe hayran olunuyorsa, Allah bir mükafat olarak kulunu güzelleştirir ve O’na sevgi duyan kuluna nimet olarak da onu güzelleştirir sırf onun için değil. O’nun güzelliğini gören için de onu güzelleştirir. Çünkü insan kendi kedinin güzelliğini göremez. Sevdiği kulları için Allah onu güzelleştirir. Mesela helali için güzelleştirir. Yahut sevgilisi için güzelleştirir, çünkü o görecek onu, kendini nerde ayda yılda bir aynaya bakıyor orada görüyor. Aynada da zaten üç boyutlu göremez iki boyutlu görebilir. Ömrü boyunca kendini göremez, yani hiçbir şekilde göremez, ancak sevdiği görebilir onu. Sevdiği için Allah onu güzelleştirir. İki taraf Allah’ı çok seviyorsa güzelleşir.

 

(Emre Doğan 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Ankara semalarında jetleri görünce babası ve eniştesiyle birlikte sokağa çıktı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gidiyorlardı. Jetlerin attığı bombalardan seken şarapnel parçaları Emre’nin sol ayağını parçaladı. Omuriliğine de bir parça isabet etti. Yirmi ameliyat oldu. Şuanda devletin sağladığı yürüme robotuyla yeniden ayağa kalktı. Emre Doğan devletin yürüme robotuyla ayağa kaldırdığı üçüncü gazimiz.)

Emre kabadayı Emre, yiğit Emre. Emre’yi yaklaştır bakayım. Aslanım benim Allah gaziliğini mübarek etsin. Seni seviyoruz, sana hayranız ne mutlu sana, ne güzel sevap aldın her dakikan, her saniyen sevap. Biz rahat rahat yürüyoruz ama bizim aldığımız sevap düşük, sana göre çok az. Sen bizim bin mislimiz sevap alıyorsun, her adımın senin yükselmen için vesile. Biz de sana hayranız o yüzden. Allah cennette kardeş etsin.

 

(“İslam’dan haberi olmayan imtihan olur mu?” izleyici sorusu)

Sana ben sır olarak söyleyeyim, daha önce de söylemiştim Müslüman zaten yaratılmış olarak geliyor yani Kuran’la birlikte gelir. Öyle haberi olmama olayı olmaz. Haberi yoksa canlı değildir öyle söyleyeyim. Yani ölüdür. Mutlaka Kuran’la birlikte gelir. Hatta kağıt kitap olarak da birlikte gelir. Öyle ezberden değil Kitap yanındadır mutlaka. Bu tarzda bu şekilde Kitap yanında olur. Mümkün değil o şekilde yaratılır mümin. Cennetten geliyor, zer aleminde de Müslüman, cennette de Müslüman. Nasıl haberi olmasın? Ama ölü çok fazla insan var. Görseniz bayağı insanlar korkabilir. Milyonlarca milyarlarca ölü insan var.  Ölü böyle sokaklarda geziyor ölüler. Çok fazla şeytan sokakta gezer, görseler acayip korkar insanlar. Allah rahmetinden gizliyor onu bilmiyor insanlar.

 

(“Bilinçli bir insan sonradan bilinçsiz bir hale gelir mi?” izleyici sorusu)

Yok öyle birşey olmaz. Ruh sahibiyse hiçbir şey olmaz. Bazen deliriyorlar falan sonradan. Delirme değil o, ölmüş oluyor. Allah günahlarını affetsin. Tahsiratını affetsin. Ayakta da ölebilir bir insan, delirdiyse ölmüştür. İlla mezara konmaz insan. Mesela bunama tarzında da ölür.  Gayet güzel mümin yaşıyor, seksen yaşında bunuyor. Oğlum diyor kapıda kamyon var diyor mesela. Oturduğu yerde. Allah tahsiratını affetsin, vefat etmiş,  ölmüş, ölü artık ölmüş. Ama bir güzellik olarak canlı gibi duruyor karşında. Birçok anne baba öyle ölmüş oluyorlar. Allah evlatlarına acıdığı için onlara şefkat olsun diye onları böyle canlı gibi tutuyor. Eti kemiği canlı gibi duruyor ama ruhu çoktan alınmış. Öyle yıllarca da yaşayabilir ölü olarak. Ama ölmüş olarak.

 

Şirk Sistemi İçerisinde Gerçek Din Kaybolduğu İçin, Gerçek İslam Dini Ortaya Çıktığında İnsanlar Bunu Hayretle Karşılıyorlar

Şeytanın akımının içerisinde İslam akımı çıkınca adam onu yeni bir din akımı zannediyor. Çünkü şeytanın akımının içerisinde insanlar öyle alışmış ki şeytanın akımına. Gelenekçi Ortodoks sistem içerisindeki dinin mahvedilmesine, Darwinist-materyalist sistemle dinin mahvedilmesine öyle alışmış ki gerçek din sanki orijinalmış gibi yani orijinal hayatmış gibi. Sevgiye şaşıyor muhabbete şaşıyor. Dostluğa şaşıyor kaliteye şaşıyor. Selama şaşıyor döne döne bakıyor selam verdin mi ne oluyor falan diyor. dinin kolay olmasına şaşıyor böyle din mi olur diyor. böyle din olmaz dini ne hale getirdiler kolay din olmaz diyor. Allah diyor ki Hz İbrahim’in dini gibi kolaydır” diyor şeytandan Allah’a sığınırım. Olmaz diyor sen ayetin öyle dediğine bakma diyor. Din dediğin zor olacak diyor. Onun için gelenekçi Ortodoks sistem yani  şirk sistemi içerisinde gerçek din adeta kaybolduğu için gerçek İslam dini ortaya çıktığında onu hayretle karşılıyorsunuz. Resulullah devrinde de hayretle karşılamışlardı, bunlar bizim yerleşik dinimizi yok etti diyorlar. Bütün peygamberlerde böyle oluyor. Bütün müminlerde de böyle olmuştur. Ve İslam dinin canlandırmaya kalkan herkese saldırmışlardır İmamı Rabbani’ye, Abdülkadir Geylani’ye, Muhiddin Arabi’ye, İmam Rabbani’nin dışında birçok alimi öldürmeye kalkmışlardır. Dolayısıyla şirk sistemi içerisinde gerçek İslam şaşırtıcı görünür. Ama doğrudur karanlığın içerisinde bir yıldız gibi parlar ama yıldız insanı şaşırtır tabi karanlığın içinde. Karanlığa alışmış bir insan için yıldız hayret vericidir.

 

Dünyanın Bir Osmanlı’ya İhtiyacı Var Ama Bu Bildiğimiz Osmanlı’dan Farklı Olacak. Savaşın, Kılıçların, Kavganın, Kanın Olmadığı Bir Osmanlı Olacak

Dünya tabi ki yeni bir Osmanlı'ya muhtaç ama hiç Osmanlı'ya benzemeyen bir Osmanlı'ya muhtaç. Yani saf sevgiden ibaret bir Osmanlı anlayışını düşünün, saf sevgi. Savaş yok, kılıç yok, yani kavga yok, kan yok. Ona Osmanlı demeyelim o zaman İslam Birliği diyelim. Yani tabii ki ecdadı insan unutmak istemiyor ama onların ruhunu yâd etmek istiyorsak, şad etmek istiyorsak Allah'ın rızasını kazanmak istiyorsak hepsinin üstünde İttihad-ı İslam'ı istememiz yeterli, İslam Birliği. Ama saf sevgiye dayalı olması lazım, çıkar ilişkisi hiç olmaz. Diyor ki; “milli çıkarlarımız doğrultusunda” bitti. Onu dedin mi bu konu biter. Milli çıkar doğrultusunda değil, sadece Allah rızası için ve saf sevgi amaçlı. Bunun dışında olmaz, sevgiye ilave olmaz, sevgiye ilave koydu mu batırırsın. Süt gibidir sevgi, bir damla limon damlatırsın, çökertirsin, olmaz yani. Ne demek milli çıkar? Milli çıkarı soktun mu sevginin içine, sevgiyi yerle bir edersin. Saf sevgi, saf sevgi. Bununla İslâm’ı hâkim edeceğiz inşaAllah. Allah'ın dilemesiyle.

 

(“Erkeklerin geneli neden bakımsız?” izleyici sorusu)

Allah'ın hikmeti, Allah kadınlarla erkekleri çok farklı yaratmış. Kadınlar, temizliği çok iyi biliyor, sanatı çok iyi biliyor, merhameti, şefkati, vefayı, sadakati, sabrı, her şeyi çok iyi biliyorlar. Çok mübarek bir varlık kadın ama erkekler biraz düz düşünürler genelde. Biraz rahatına düşkündürler, yani herşey kolay olsun isterler birçoğu. Yani imtihan olarak Allah öyle yaratıyor diyeyim. Başka nasıl söyleyeyim? Bir acayiplik var, yani hanım kızların şikâyetlerinden ben bunu anlıyorum, bir acayiplik var. Ama inşaAllah İttihat-ı İslâm devrinde erkekler düzelecekler, düzelirler. Yani iyi bir eğitimden geçerlerse düzelirler ama şuan deccalin hışmına uğradıkları için çok bozuldular. Yani mahvettiler erkek çocuklarını, birçoğunu homoseksüel yaptılar zaten. Birçoğunu bir garip hale getirdiler, birçoğunu kavgacı hale getirdiler, birçoğunu içine kapalı hale getirdiler, birçoğunu kadından anlamaz, sevgiden anlamaz hale getirdiler. Çocukları çok ezdiler yani. Bu belayı ortadan kaldıracağız ve devam ediyor bu yani şuan devam ediyor. 3-5-7 yıl içerisinde bu bela da ortadan kalkar. Ama yeni nesil iyi gidiyor, benim gördüğüm güzel gidiyor yeni nesil ama tabi orada da deccalin bir atağını görüyoruz ama bunu tamamen geriye püskürteceğiz Allah’ın izniyle.  

 

Demokratik Gösteriye, Hak Talebine Herkes Saygı Duyar. Ama İran’ı Parçalamaya, Yıkmaya Yeltenen Olursa Buna Kanunla Hukukla Müsaade Etmeyiz

İngiliz derin devleti bir kudurma içinde. Daha yeni söylediler, dediler; “ İran’ı karıştıracağız, hemen şey yapalım” dediler. Ben de anlattım değil mi? Dedim bak, “İran müsait bu iş için.” Türkiye garantör devlet olarak devreye girsin. Bir açıklama yapsın Tayyip Hocam. Yani “İran'ın birliğine, bütünlüğüne dair bir girişim olursa, İran'ı bölmeye, parçalamaya yönelik bir girişim olursa Rusya ile birlikte İran’a gireriz” desinler. Yani her kanaldan gireriz söyleyeyim ve çakallık yapan kim varsa hepsini  derdest ederiz. Bunu Putin'le de görüşsün Tayyip Hocam. Putin de devreye girsin çünkü bu normal birşey değil. Yani olayın çapı, bu kadar süratli gelişme normal değil. Tayyip Hocam maşaAllah sürekli sevap alıyor. Hemen sabah Putin’le görüşsün, Rusya'yla Türkiye garanti versinler. Yani askeri garanti versinler. Bak şimdi demokratik gösteri yapabilir adam, yapsın ona bir sözüm yok. Yakıp yıkmak parçalamak bölmek bunu yapmaya kalkarlarsa bana inansınlar gök kubbeyi başlarına geçiririz. Rusya ve Türkiye her kanaldan girsin böyle bir şeyde İran’a. Asla müsaade etmeyiz, bunu unutacaklar.  Ama demokratik  ne yaparsa yapsın. Bağırsın, çağısın.  Toplantı yapsın. Ona birşey dediğimiz yok. Seçimler yapabilir, canı ne istiyorsa ona bir şey demiyoruz.  Şimdi İran’da eyalet sistemi olduğu için parçalanmayı kolay görüyor olabilirler benim gördüğüm. Aman ha süper tehlikeli olur.  Ben hangi ülkeler olduklarını biliyorum onları da devreye soktular, anladığım kadarıyla İngiliz derin devleti. Zaten o çakal geldi oraya böyle bir melanet  hazırlıyor dedim. Bak tam tahmin ettiğimiz gibi.  Olaylar öyle gelişiyor.  Aman ha. Özellikle Kürdistan tarafında ayaklanmalara başlamışlar. Evet Tayyip Hocam hemen Putin ile görüşsün kendisi daha iyi takdir eder de. Rusya eğer olay ciddileşirse İran’a sınır boyuna tankları dizsin. Türkiye de sınır boyuna tankları dizsin ilk şey olarak, ilk hazırlık olarak böyle yapalım.   

 

(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım Özel Harekat polisi Seyithan Keskin ile elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan Harun Polat’ı tedavi gördükleri Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastahanesi’nde ziyaret etti.)

Tayyip Hocam çok müşfik, şefkatli, o yönü çok muhteşem, baya güzel. Ama tabi Cumhurbaşkanımız gittikten sonra yine mahzun kalıyorlar. Ziyaretçi çok olsun ama rahatsız edecek ziyaretçi değil. Mesela vah vah diyor densiz adam yahut gelip ağlayıp zırlıyor. Bu  ahlaksızlık bu. Kızdırıyor yani, vay benim koçum ya diyor. Nasıl oldu, elini vurarak falan. Ahmağa bak yani, halbuki tebrik edilir. Sahabelerin  ağzı burnu doğranıyordu. Tebrik ediyorlardı.  Kabadayının özelliğidir bu. Dolayısıyla giden ne yapabilir? Sevincini, sevgisini ifade edebilir. Açık yerlere aslanlarımızı getirmek lazım. Hastane odaları dar ve kapalı oluyor. Böyle modern, geniş hastahaneler yapalım mesela teraslı falan.  Manzaralı geniş, değil mi. Uçsuz bucaksız manzarası olsun  teraslı, yan yana da olabilir birşey olmaz, yatakları. Bir paravanla birşeyle ayrılabilir. Ama o çok hayati ailelerine çok iyi bakmak lazım, güzel değerli hediyeler falan getirilebilir. Mutlu etmek için gayret etmek lazım, şevklerini takdir etmek lazım ayetle Kuran’la. Mesela Tayyip Hocam ne yapıyor bak sarılıyor, sevgi gösteriyor, neşeli güzel bir tavır gösteriyor. Yakışan budur.

2018-02-27 10:02:32

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top