Şeyh Nazım Kıbrısi

Sayın Adnan Oktar'ın 29 Temmuz 2016 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 29 Temmuz  2016

 

(Hakkâri Çukurca’da yol kontrolü yapan askerlerimize bu akşam PKK’lı teröristler tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Beş askerimiz şehit oldu, sekiz askerimiz yaralandı. Bölgede teröristleri yakalamak üzere operasyon başlatıldı.)

Ben bu işi anlamıyorum. Uçak var, helikopter var, havan topu var, obüs var, roketler var, makinalı tüfekler var. Dört tane çakal geliyor. Askerleri vurup elini kolunu sallayarak gidiyor. Ve hiçbir şekilde adamlar yakalanamıyor. Ben bu işin sırrını çözemedim gitti, anlamıyorum. Askerlerimize Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Allah şehadetlerini makbul etsin, kabul etsin. Anne babalarına Cenab-ı Allah uzun ömür, sabrı cemil nasip etsin. Ama ben bu vakaların bir tanesini hiç olmazsa yerinde görüp anlamak istiyorum. İnanılır gibi değil. Adam nasıl kaçar? Uzunu namlusu kısa namlusu var mı? Nasıl kaçar adam? Cehenneme çevirirsin ortalığı. Kaçma diye bir olay olmaz. Ben hayret ediyorum bu işe. Bu kadar alet edevat var, bu kadar silah var, imkânımız var, devletimiz var. Bu nasıl oluyor ben anlamıyorum, mucize bu. Adamı tamamen ablukaya alırsın kardeşim nasıl kaçacak yani. Askerse asker, polisse polis. Her seferinde bu çakallar rahat rahat kaçıyor. Bu vakalardan hiç olmazsa birkaç tanesini bir teknik inceleyelim. Çok detaylı bir inceleyelim. Bu kaçma olayı nasıl oluyor? Birde bundan anlayanlar varsa onları da buraya davet edelim. Yani bize tabii böyle hani masal gibi anlatması da değil de, demagoji değil de. Tam konuyu bize net açıklayacak birilerini bulalım. Bu kaçma olayı nasıl oluyor? Bir kere ateş edememesi lazım bir, ediyorsa bile kaçamaması lazım iki.

 

(İngiliz Daily Express gazetesi İngiliz hükümetinin gerektiği takdirde tatil için Türkiye’de bulunan ve sayıları elli bin civarı olan vatandaşlarını kurtarmak üzere askeri bir operasyon planladığını yazdı. İkinci bir darbe girişimi sonrası iç savaş çıkma ihtimaline karşı İngiliz birlikleri Türkiye’nin komşusu Kıbrıs’a geçmişler. Ve özel kuvvetler destek mangası ve silahla donanmış yetkili askerler burada hazır durumda bekletiliyorlarmış.)

İşgal düşünüyor İngiliz derin devleti. İşte buna karşı halkın milislerin silahlanması gerekiyor. Bir de gerekiyorsa İngiltere’nin o sözünü kapatmak için İngiliz vatandaşlar varsa çıkışları için uyarabiliriz. Operasyon falan böyle bir konu olmaz. Biz herkesin güvenliğini sağlarız. Gelene de o zaman aynı muameleyi yaparız. Bu da iç açıcı olmaz. Kendilerini güçlü zannediyorlar ama zannettikleri gibi olmaz. Akıllarını başlarına alsınlar. Halkada ateş etme yetkisi vermişler İngiliz askerlerine yani Türk halkına ateş etme yetkisi verilmiş. Bu da çok karanlık bir olay. Çok miktarda uçaksavar her yere koysunlar. Bunu seyretmesinler. Çünkü Türkiye’yi bölemediler. Böyle bölmeyi düşünüyorlar. Savaş ortamı meydana getirip falan. Bunu bekletmenin bir alemi yok. Tehlike kapıda görülüyor. Kraliyet donanması savaş gemileri de hareket halindeymiş.

 

Deccal ve Sufyanla İlgili Hadis Açıklamaları

Süfyan önce bir ordu gönderiyor. Onlar hezimete uğrayınca içinde 600 yabancı olan bir orduyu yolluyor deccaliyet. İkinci ordu yabancılardan oluşuyor hadiste. Onun için İngiliz derin devletinin azgınlığına karşı dediğim tedbirin alınması lazım. Uçaksavar, özellikle tanksavar ve uçaksavar.

İlk saldırıyı yapan küçük deccaldır diyor. Küçük deccal diyor Peygamberimiz (s.a.v.), büyük deccalin ileri karakoludur diyor. Büyük deccalın ileri karakoludur. Rumuzatı Semaniye’de geçiyor. Süfyan ve deccaliyet iç içeler. Süfyanı ileri karakol olarak kullanıyor deccaliyet.

Deccalın en çekindiği şey kalitedir, sanattır, güzelliktir, sevgidir. Deccalın zehridir bunlar. Zehir etkisi yapar. Sevgi, kalite, güzellik, sanat, estetik. Onun için hükümetin bu konulara çok önem vermesi gerekir.

 

Darbe Girişimi Olduğunda Halk Askerin Silahını Alabilir Mi, Nefsi Savunma Yapabilir Mi, Bu Tarz Konular Hukuki Olarak Netleştirilsin

Darbe durumunda çok kalabalık önemlidir, çok çok kalabalık. Bir de milis çok hayati. Yani halk değil mi? Polisin hemen ortaya çıkması, hiç vakit kaybetmeden ortaya çıkması. Ve askerin de hiçbir şekilde itaat etmemesi. Tankın içine soktular götürüyorlar, baktın darbe var hemen tanktan atlayıp kaçsın. Hemen becerebiliyorsa aküsünü çıkartsın. Hemen kaçsın. Veyahut silahla cemseyle götürüyorlar, indirdiler bir yere dediler ki “artık darbe oldu, siz buradasınız” hemen silahın mekanizmasını söksün kaçsın. Şapkasını, kıyafetini çıkartıp kaçsın. Aman ha halkın arasına karışsın.

Bir de bu tip durumda askerin silahını almanın hükmü nedir? Bunları bir netleştirsinler. Mesela halk askerin silahını alıp kendini savunabilir mi? Değil mi? Çünkü hem askeri koruması gerekecek hem kendini koruması gerekecek. Orada ben garibimi gördüm aslanımızı, askerin silahını alıyor, duruyor elinde, sonra içine sinmiyor geri askere veriyor silahı, asker de çekip vuruyor. Bunlara açıklık getirmek lazım. Hukukçular bu konuyu vuzuhata kavuştursunlar.

 

Yaşanan Tüm Olaylara En Güzel Cevap İslam Birliği'nin İlan Edilmesiyle, Tüm Müslüman Ülkelerin Müttefik Olmasıyla Verilir

Bunlara en güzel cevap nasıl olur? İslam Birliği'nin hemen açıklanması, İslam ordularının hemen birleşmesi, İslam NATO'sunun hemen kurulması. "Bir Müslüman ülkeye saldırıldığında bütün İslam alemine saldırılmıştır." diye madde konması lazım. Sıkıysa yapsınlar o zaman, göreyim. Çünkü Pakistan'da atom bombası var, İslam ülkesi. Hindistan'da var, çok fazla orada da atom bombası var. Aslında Hindistan'la da işbirliği yapmak lazım; Mısır'la, hepsiyle. Öfkenin zamanı değil. İhvan-ı Müslimin de geri çekilsin, herkesi kardeşi ilan etsin.

 

En Ufak Pişmanlık İfadesi Göstermeden Halkı Otomatik Silahla Tarayan İnsan Olamaz. Bu, Alçaklık Ve Acımasızlıktır 

Hayret ediyorum, halka nasıl ateş edebiliyor. Vicdanı en ufak titremiyor. Pişmanlık ifadesi de yok. Yalanıyor adam, etrafına bakınıyor. Otomatik silahla tarıyor, muhatap dahi olmuyor. Adamlar yerde kıvranıyor. Bunlar insan değil, mahluk bunlar. O kadar tatlı ki bir amca var, "Komutanım askerlere zarar vereceklermiş onun için geldik." diyor. Acayip tatlı. Bir insan ona nasıl kıyar? İnanılır gibi değil. Kadını vuruyorlar başörtülü falan. Bunlar manyak, başka bir açıklaması yok. Böyle bir ahlaksızlık ben hiçbir yerde görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde olmaz böyle bir alçaklık. Her yerde darbe oluyor, ben böyle bir kahpelik görmedim. 12 Eylül'de yoktu, ben hatırlıyorum. Talat Aydemir'in darbesinde yoktu, Menderes'in zamanında yapılan darbede halka böyle bir alçaklık yapılmadı. Bu nasıl bir kahpeliktir, azgınlıktır.

 

Münafık Özellikleri

Münafık akıl hastası gibi gözü dönmüş, yalancı, dolandırıcı, sahtekar ve kahpe mahluktur. Ama zekasını çok ince kullanır. Onun için Müslüman’ın iyi niyetinden dolayı, edepli ve adaplı olduğundan dolayı kendisinin de çirkefliğinden dolayı avantajlı konumda olmuş oluyor bazen. Onun avantajı ilimle, Kuran'la yıkılır. Kuran vahyi münafığın en rahatsız olduğu konudur. Onun için Kuran'la onu analiz ettiğinde ve onun karakterini bildiğini bildiğinde münafık çöker. Münafığın en korktuğu şey; alçaklığının, karaktersizliğinin, ahlaksızlığının bütün detaylarıyla bilindiğini bilmektir. Münafığı bu felç eder. Çünkü münafık bilinmediğini zannederek alçaklık yapar. Münafığın azmasının, şımarmasının nedeni, alçaklığının; karaktersizliğinin bilinmediğini düşünür. Halbuki bütün detaylarıyla analiz edildiğini görürse münafık, adeta felç olur. Onun için herkes münafıklığı öğrenirse münafıklar kaçacak delik ararlar. Çünkü biliniyor, teşhis edilmiş. Şu ana kadar hep bilinmedikleri için çok rahat hareket etmiştir münafıklar. Şeytani zekalarıyla, şeytandan aldıkları vahiyle Müslümanlara ızdırap vermişlerdir. Son olayları gördünüz, Müslümanlar nasıl acı çektiler. İşte münafığın belini ilimle irfanla kırarsan münafığın yapacağı bir şey kalmaz. Müslümanların hep çektiği münafıklardandır. Türkiye'de de Mısır'da da Suriye'de de Irak'ta da her yerde münafıkların alçaklığından Müslümanlar zor duruma düşmüşlerdir. Onun için bir numaralı mesele olarak, en önemli mesele olarak münafıklığı ön plana alıp münafıklığı dünya çapında yerle yeksan edeceğiz inşaAllah ilimle irfanla. Ben günlük hayattan ve asrımıza bakan yönleriyle münafıklığı anlattım. Çünkü hep münafıklığı anlatanlar Musa dönemi, Resulullah(s.a.v.) dönemine göre anlatıyorlar veyahut İbrahim (a.s) dönemine, Lut(a.s) dönemine göre. Tamam o dönem önemli ama asrımız; asrımız ne olacak? Asrımızı çok kapsamlı anlat. Asrımızda nasıl uyguluyor? Mesela münafık o devirde çadırların arkasından sinsice sürünerek geçiyor ama şu an internetten yapıyor bunu yahut telefonla yapıyor aynı işlemi. Müslümanların bir kısmı bu bağlantıyı kuramıyor. Ancak münafık çadırların arkasından sinerek giden, başını bezle örten birisi gibi düşünüyorlar. Halbuki asrımızdaki şekli bambaşka. Asrımızdaki halini tarif ettiğim için Kuran'la, insanların kafasında daha berraklaşıp daha netleşti anlatımlarım. Zaten okuyanlar da bunu görecekler. Ben okuyanlar için söylüyorum.

İngiliz derin devleti baktım, münafıkları kullanıyor Müslümanlara karşı, hep münafıklar. Nerede böyle şeytan iblis karakterli karaktersiz varsa, cemiyet mikrobu alçak varsa, nerede böyle akılsız ahmak ama şeytanın vahyiyle hareket eden şeytani zekaya sahip avanaklar varsa bunların hepsini İngiliz derin devleti görevlendirmiş. Her yerde de kum gibi kaynıyorlar. Ama şu an bunların bu pis yönlerini, karanlık yönlerini bütün insanlığa anlatmış olduk ve anlatacağız. Bütün insanları da bunları bakar bakmaz anlayacak hale getirdik. Eskiden anlayamıyorlardı, fark edemiyorlardı. Şu an çok rahat analiz edebilecekler yani geniş çapta anlayacaklar. Tabii yüzde yüz anlarlar demiyorum ama geniş çapta anlayacaklar inşaAllah. 

Münafık iftiraya çok meyyaldir. İftira onun silahıdır. Ağlayıp zırlar. Ayette bu açıkça belirtiliyor, Yusuf Suresi'nde de belirtilmiştir; "Ağlayarak geldiler" diyor. Halbuki sahte ağlaması, oyun oynuyor. Müslümanların sürekli vicdanını kullanarak Müslümanlar aleyhine hareket ederler. Mesela Hazreti Yakup (a.s)'a hep onun vicdanını kullanarak onun aleyhine ve Hazreti Yusuf (a.s)'un aleyhine, Bünyamin'in aleyhine hareket ediyorlar.

İşte münafıklar, Müslümanların vicdanlarını kullanırlar. Kur’an’da bunu her yerde görürüz. Çünkü Müslüman nezaketli oluyor, saygılı oluyor. Mesela bir şey teklif etsen reddetmez. Bir şey söylense yerine getirmek ister. Bir şey söylense affeder. Yatıştırıcıdır, kargaşa istemez. Ama münafık çok çirkeftir. Ufak bir şeyi müthiş büyütür ve onu fitne konusu edinir. Mesela sağlığı ile ilgili bir şeyi kullanır, başka bir çıkarıyla ilgili bir şeyi kullanır. Yaygaracı ve çirkeftir münafık. Utanmaz yani hayasızdır. Cemiyet mikrobudur. Alçaktır. Müslüman’ın nezaketini Müslüman’ın aleyhine kullanır. Müslüman’ın iyi niyetini de aleyhine kullanır. Yani kahpelikte sınır tanımaz münafık.

Münafık konusunu Müslümanlar çok gündemde tutsunlar. Müslümanların başına gelen şu son bütün olaylar hep münafıklıktan kaynaklanıyor. Münafığın karakterini su gibi ezberden bilmeleri lazım. Münafık bir kere hastalık derecesinde yalancıdır. Sürekli yalan söyler. Buna çok dikkat edilmeli. Yani bu çok tanıtıcı bir vasfıdır. Müslümanları hep sahte ve yanlış bilgilerle yanıltmaya çalışır. Başka yönlere doğru Müslümanları çekmeye çalışır. Dikkatini dağıtmaya çalışır. Münafığın bir taktiğidir bu.

 

(Başbakan Binali Yıldırım, Akıncı Üssü'nü kapatacaklarını açıkladı. Diğer üslerle ilgili durumun kesinleşmediğini belirtti; "Ama şehrin içinde tanıkların bulunduğu ve zırhlı araçların bulunduğu yerleri de kapatacağız. Başka yerlere koyacağız.")

Olur mu şehrin içerisinde binlerce ton cephane, yüzlerce tank? Nerede görülmüş böyle bir şey? Askeri tesis açısından da çok riskli, şehir içinde de riskli. Bir savaş halinde ne yapacaksın? Tankın yeri bir kere yer altıdır. Yer altında durması lazım ve gerektiğinde çelik kapama sistemi olması lazım Cumhurbaşkanlığı'nın kontrolünde. Düğmeye bastı mı, çelik sistem kapanacak; tank hiçbir şekilde hareket edemeyecek riskli bir durum olduğunda. Havaalanında da hangarlar Cumhurbaşkanlığı'ndan yönetilecek şekilde olması lazım. Düğmeye bastı mı, hangarın kapıları, çelik kapıları kapanacak; hiçbir şekilde hareketlilik olmayacak. Böyle akılcı, makul, tutarlı bir politika gerekiyor. 

Bir de polise el bombası da versinler. Yani o da bir ihtiyaç savunmada. Bizim eski efelerimiz var değil mi, el bombaları üstünde hazır takılı gezerler. Poliste de mesela her polisin üstünde en az iki üç el bombası olması gerekir özel harekatçıların. En az bin mermi de üstünde olması gerekir. Teçhizatlı gezecek.

 

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda Fethullah Gülen’in kitaplarının toplatılmasına karar verildi.

Evet, Devlet refleks olarak ne gerekiyorsa onu yapar tabii ki. Olağanüstü bir ortam var. İngiliz derin devleti ta Türkiye’nin burnunun dibine gelmiş. Türkiye’yi işgal etmeye hazırlanıyor. İçerde de münafıklar ayrı bir sistemle Türkiye’yi ele geçirmeye çalışıyor. Kahpelik yapanlar var, kalleşler var. Böyle bir ortamda devlet kendini makul olarak savunacaktır. Yani “niye kendini savunuyor?” diyemeyiz. Şeklini de tarif etmeye gerek yok. İstediği gibi devlet kendini savunsun, Hükümet kendini savunsun. Mantıksız bir şey görürsek söyleriz.

(Cumhurbaşkanı Erdoğan Beştepe’de spor ve sanat dünyasından darbeye karşı tavır gösteren pek çok kişiyi ağırladı. Cumhurbaşkanı’nın davetine katılanlar arasında Linet, Alişan, Cengiz Kurtoğlu, Mustafa Ceceli, Nihat Doğan, Ece Erken, Tanju Çolak, Kutsi gibi isimler de vardı.)

Aferin bu delikanlılara. AK Partili olup olmamaları önemli değil. Fakat böyle bir durumda bak, İngiliz derin devletinin kudurması var. Deccaliyetin azması var. Deccal pençesiyle bir insanımızı elimizden almaya kalkıyor. Onun pençesini kırmak bizim üzerimize borçtur. İlimle, irfanla, kanunla, hukukla. Tek bir insanımızı bile İngiliz derin devletine vermeyiz ki değil ki Tayyip Hocam yani. Onu ezmek istiyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz. Tayyip Hocam’a bu da manevi destek olur, rahatlar, iyi olur. İyi yapmışlar, aferin, iyi olmuş.

 

Muhsin Yazıcıoğlu Şehidimizin Dosyası Mutlaka Yeniden İncelenmeli ve Bu İncelemeyi Yapan Savcının Geniş Yetkileri Olmalı

Şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun dosyasında üç şüpheli ismin darbe cuntasından tutuklanması üzerine aile suç duyurusunda bulunmuş. Yedi yıl aradan sonra dosya yeniden açtırılmış. Avukat Yavuz, "Örgüt şüphelileri öldürebilir koruma altına alınıp konuşturulsunlar" demiş.  Beklenir böyle adamlardan, her şey beklenir.

Bu Astsubay Aydın Özsıcak’la kaza kırım ekibinin başındaki Yarbay Davut Uçum 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanımız’a suikast düzenleyen hainler arasından çıkmışlar. Şimdi bu tabii çok karanlık bir durum. Biz o gece sabaha kadar uyumadık, sürekli bağırdık. Bize haber geldi, dediler ki: “Şu an bir şey yok, bir kaç ufak tefek kırık var. Şehir merkezine doğru ilerliyor, rahat olun” dediler. Bizi saatlerce tuttular. Halbuki bölgede yine başka helikopterler uçuyormuş. Bölgeye helikopter inmiş. Adam konuşuyordu adamın çenesi darmadağın edilmiş. Kim yaptı nasıl oldu, hiç belli değil.

Birde Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin dosyasında görevlendirilen savcıya çok geniş yetki verilmesi lazım ve süratli hareket imkanı verilmesi lazım. Savcı bir yazı yazıyor üç ay sonra cevabı geliyor. Bir yazı yazıyor altı ay sonra cevabı geliyor. Böyle bir soruşturma sıhhatli olmaz. Yıldırım hızıyla olması lazım.

Yazıcıoğlu'nu, şehidimizi bacağı kırık hastaneye götürüyor şeklinde bilgi notu yazan polis Dursun Özmen darbe girişimi nedeniyle o da tutuklanmış. Bu adamların bu olayın içinde olduğunu çocuk olsa anlar. Yani olay net. O akşam da ben söyledim, bu dedim suikast.

 

(Suriye’de Rus ordusuna ait savaş uçaklarının Etarip ilçesine düzenlediği hava saldırısında yirmi iki kişinin öldüğü, elli kişinin yaralandığı bildirildi.)

Hep Müslümanlara oluyor olanlar, tam ahir zaman. İşte gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı bunu getirdi Müslümanlara. Ve ısrarla da bizi de hep o çizgiye çekmeye çalışıyorlar. İşte bu felaketi getiriyor. Bu uğursuzluğu getiriyor. Allah bela veriyor o sistemde. Gelenekçi Ortodoks sistem İslam âlemini mahvetti. Daha hala ondan kurtuluş umuyorsun. Battığın sistemden kurtuluş arıyorsun.

2016-08-14 16:33:00

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top