Şeyh Nazım Kıbrısi

Sayın Adnan Oktar'ın 22 Haziran 2016 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 22 Haziran 2016

 

Yaşar Nuri Öztürk Hocamıza Allah'tan Rahmet, Tüm Sevenlerine Sabr-ı Cemil Diliyoruz. Allah Nur İçinde Yatırsın, Mekanı Cennet Olsun

Yaşar Nuri Baba vefat etmiş. Allah gani gani rahmet etsin. Âlim bir insandı, bilgili bir insandı. Allah diğer âlimlere sağlık sıhhat versin.

 

(Amerika’nın Orlando kentinde homoseksüellerin gittiği bir gece kulübüne düzenlediği silahlı saldırıda kırk dokuz kişiyi öldüren Ömer Metin’in erkek sevgilisi olduğu ortaya çıktı. Ömer Metin’in erkek sevgilisi olduğunu söyleyen bir kişi FBI’ya bilgi verdi.)

İşte en başında söyledik. Evet, olay tamamen bir homoseksüel katliamı homoseksüeller homoseksüelleri katletmiş. Konu bu.

 

(Fransa’nın eski cumhurbaşkanı ve halen ana muhalefetteki liderliğini yürüten Sarkozy, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine itirazlarını yineledi. “Türkiye büyük bir medeniyet. Türkiye ile birlikte çalışmamız, Türkiye ile görüşmemiz gerekli. Ancak Türkiye’nin AB üyeliğine uygun olmadığına kesinlikle kanaat getirmiş durumdayım” diyen Sarkozy AB ile Türkiye arasında tam üyelik dışında alternatif bir ilişki önerisini ifade etti.)

Kardeşim biz Avrupa Birliği’ne girmek için altmışlardan beri uğraşıyoruz. Türkiye’de siyasetçilerin olaya samimi bakması lazım. Şimdi benim canlarım buraya geldiler hakikaten burada çok rahat ettiler. Demişler ki işte siz Türkiye’ye giderseniz sizi taşlarlar, ezerler işte her türlü rahatsızlığı verirler demişler. Türkiye öyle bir yerdir sakın gitmeyin demişler. Onlar geldi dediler ki burası çok güzel bir yer, sevgi dolu, rahat. Ama Türkiye’de onların rahat etmeyeceği yerler de var. Adamlar onu biliyor yani. Değil mi mesela çiçek gibi giyinmişler, çok güzel bakımlılar, tertemizler. İstanbul modern bir şehir ama böyle olmayan yerler de var. Dekolteye adamın tahammülü yok. Müziğe tahammülü yok. Resme, heykele hiçbir şeye tahammülü yok. Gülmeye neşeye tahammülü yok. Sokakta gezmeye tahammülü yok. Bu kafa ile, Ortadoğu’daki hasta mantıkla zehirlenmiş çok fazla insanımız var. Bu kafayla da adam seni yanına almak istemez. Huzurunu niye bozsun? Niye bozsun adam huzurunu? Adamın evinde tablo var, sen tablolara yağlı boya süreceksin üstünü kapatacaksın. Müzik var, şak kapatacaksın. Dekolte hanımlar var, adam evinden çıkartacak yahut mahallesine sokmayacak. Adam dertsiz başına dert işsiz başına iş açmış olur. Bu zihniyetin kalkması gerekiyor. Bak Türkiye’de alimler, hocalar falan bir bakıyoruz çocuklarını Avrupa’ya gönderiyorlar. Git ilminin kaynağı diyorsun işte Ezher Üniversitesi’ne gönder. İran’a gönder. Suudi Arabistan’a gönder. Orada da bayağı üniversiteler var. Göndermiyorlar. Hayran oraya aynı zamanda da muhalif. Böyle olmaz. Dürüst olacaklar. Bizim ultra modern bir ülke olmamız durumunda Avrupa Birliği zaten sevinçle bizi kabul eder.

 

Avrupa Birliği Bizi Müslüman Olduğumuz İçin Değil, Müslümanlığı Yanlış Uyguladığımız, Kuran'ı Tam Uygulamadığımız İçin Almıyor.

Avrupa Birliği bizi Müslüman olduğumuz için almıyor değil. Müslümanlığı yanlış uygulayanlar olduğu için almıyor. Bizim anlattığımız tarzda bir İslamlık yaşanmış olsa çoktan biz Avrupa Birliği’ndeydik çoktan. Yanlış uygulandığından, gelenekçi Ortodoks bir İslam anlayışı uygulandığı için kabul etmiyor.

Amerika sevgi insanlarının yurdudur. Rusya sevgi insanlarının yurdudur. Çok sevecendir her iki ülke halkları. Avrupa da çok medeni temiz insanların güzel insanların yurdudur tabii ki seveceğiz. Ama gelenekçi Ortodoks İslam’a göre adamın onları sevmesi mümkün değil. Bir kere Hristiyan, bitti. Yahut Yahudi, tamamen bitiyor. Eğer onlar müzik dinliyorsa yine muhatap olmaz. Evinde resim varsa yine muhatap olmaz. Dekolte giyiyorsa yine ona karşı olur. Ama yüzlerce nedenle karşı olur. Mesela sakalını tıraş ediyor, bitti. Ve gelenekçi Ortodoks İslam’da bunların karşılığı Allah vermesin ölüm. Ama Kuran’a göre böyle bir şey yok. Kuran’da tam demokrasi var. Yani “sizin dininiz size” diyor şeytandan Allah’a sığınırım. Cenab-ı Allah diyor ki, “De ki: sizin dininizi size bizim dinimiz bize” (Karifun Suresi, 109) bunu diyeceksiniz diyor. Karışmıyorsun ama onda müdahale var. Gelenekçi İslam’da müdahale var. Onun için adamlar kafası çalışmayan adamlar değil, görüyorlar adamlar. Geliyorlar Türkiye’ye Ortadoğu’ya da geliyorlar gelenekçi İslam’ı çok iyi biliyorlar. Bilinmeyecek bir yönü yok. O yüzden de istemiyorlar. Durup durup biz Müslüman olduğumuz için bizi almıyorlar demenin bir alemi yok. Yanlış diyor Tayyip Hoca. Böyle bir şey yok. Kuran’a dayalı İslam’ı biz yaşadık da Avrupa bizi almadı mı? Böyle bir şey yok ki. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışından dolayı almıyor adam. Ben de olsam almam. Niye almam? Çünkü evime resim asacağım adam beni istemeyecek. Heykel koyacağım istemeyecek. Müzik açacağım istemeyecek. Dekolte hanım olacak istemeyecek. Kalkıp oynayacağız istemeyecek. Hiçbir şey istemeyecek.

 

Münafıklar Hakkında Açıklamalar

Münafıklarda müthiş bir ırk hayranlığı oluyor. Zuhruf Suresi, 51 ve 54’te, şeytandan Allah’a sığınırım. Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı;” Münafık çirkefliği, bağırması onu gösteriyor. “Dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi?” Onları nasıl etkiliyor? Mülkle etkiliyor. “…ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi?” Yani bütün bu kapital bana ait diyor. O kapitalist ruhunu vurguluyor. “Yine de görmeyecek misiniz?” Bunu da aşağılamak için söylüyor. “Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim” Bak, şundan diye hitap ediyor görüyor musun Hz. Musa (a.s)’a? Kendince onu küçük düşürecek. Münafık züppeliği böyle olur. Üslubunda haysiyetsiz bir üslup kullanıyor. “ki o, aşağı (ırktan, sınıftan) bir zavallı” diyor enaniyetinden görüyor musun? Yani münafıklarda ırk düşüncesi çok önemlidir. Irka çok saygı gösterirler, ırk üstünlüğüne. Kendilerine göre tabii. “ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir.” Yani konuşamıyor dahi diyor. "Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" Tam münafığın ahmakça izahını gösteriyor. “Böylelikle kendi kavmini küçümsedi,” Münafıklarda bu vardır. Yani küçümsenerek, aşağılanarak derin devlete bağlanırlar. Derin devlete karşı çok saygılıdır münafık, müminlere karşı küstahtır. Yani derin devlete karşı it gibidir. Boyun eğer ve her ne derse ona karşı tam bir teslimiyetle teslim olur. Saygıda, nezakette, hürmette asla kusuru olmaz münafığın derin devlet gücüne. Onlar da onları aşağılayarak kendi kontrolüne alıyorlar. Bak ne diyor? “Böylelikle kendi kavmini küçümsedi,” Aşağıladı. “onlar da ona boyun eğdiler.” İşte bak Allah’a boyun eğmiyor, Müslümanlara saygısı olmuyor ama derin devlete karşı it gibi boyun eğici ve zavallı konumda oluyor. “Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.” Yani Allah’ın hükümlerini dinlemeyen.

Şeytandan Allah’a sığınırım. “…Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur;” Bak, bunlar diye söylüyor. Azınlık ve aşağı bir ırk olarak görüyor zaten Müslümanları. "Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler." Münafık olduklarını bildiği için müminler tabi nefret ediyorlar. Doğru ama düzelmelerini istiyorlar. “Biz ise uyanık bir toplumuz” Bütün münafıklarda bu iddia vardır. Kendilerini çok uyanık zannederler. Bayağı zeki ve oyuncu zannederler. “Böylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;” Yani Allah verdiği nimeti münafıkların elinden alıyor. Halbuki gayet güzel yerlerde yaşıyorlar. Fakat azdıkları için münafıklar Allah bela olarak onların elinden bu nimetleri alıyor. “Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.” Mesela Allah bayağı bol mal imkan veriyor ve soylu makam da. İslam’ın hizmetine yöneltmeleri gerekirken o makamları, oradan da Allah onları alıyor. “İşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.” (Şuara Suresi, 53) Allah bu münafıkların bütün imkanlarını Müslümanların eline verdiğini söylüyor Allah. Münafıklar lafla adeta Müslümanlarla kendince böyle oynamaya çalışır kendi kafasınca. Sürekli ikrar yapar, münafığın özelliği. Yani Firavun’da bunu görüyoruz. İnsanlara yaranmak için övgülerde bulunur münafık. Bunu yine aynı şekilde Firavun’da kendi destekçilerine karşı kullandığı üslupta görüyoruz.

Bak bu çok şaşırtıcıdır. Münafık derin devlete karşı köpek gibi sadık, köpek gibi çalışkandır. Kuran’da bunu görüyoruz. Mesela Firavun’un emrinde koca koca blok taşları bütün gücüyle taşıyor, elli derecede. Ama peygambere hizmet konusunda bambaşka bir üslupları var. Müslümanlara karşı çok küstah ve ters fakat derin devlet mensuplarına karşı son derece boyun eğici, saygılı, itaatli, mükemmel bir çizgi gösteriyor. Çünkü korkuyor onlardan. Firavun ne diyor? “Sizi çaprazlama kolunuzu, bacağınızı keserim. Ve sizi hurma dallarına asarım” diyor. Ama Müslüman ona öyle bir şey demiyor. Onun için Müslümanlara karşı çok azgın fakat küfre karşı boyun eğici. Kuran’da bu yol, bu yöntem çok uzun anlatılmıştır. Bunu yine hazırladığımız kitapta da bir bölüm olarak; münafığın boyun eğiciliği ve Müslümanlara karşı küstahlığı bölümünde bol örneklerle anlatacağız. Şu an yani yaklaşık anlatıyorum.

 

(Terör örgütü PYD, Eylül 2015’ten bu yana Haseke, Rakka ve Halep’te altı yüzden fazla Türkmen ve Arap köyünü işgal etti. PYD ele geçirdiği bölgelerde iki yüz otuz beş binden fazla Türkmen ve Arap sivili göçe zorladı. Birçok Suriyeli Arap’a ait evler dozerlerle yıkıldı.)

Kardeşim, işte bir deccal güruhu meydana getiriyor İngiliz derin devleti. Suni bir deccal meydana getirdiler. Cinayet için en müsait it kopuk takımı onlar PKK. Adamlar, “böyle pislik adamlar var da biz bunları nasıl keşfedemedik” diye hayretler içinde kaldılar. Ne kadar dünyanın haysiyetsiz, şerefsiz, namussuzu varsa, katili varsa oraya akın etmeye başladı. Nerede cinsi sapık, homoseksüel varsa oraya akın etmeye başladı. Adamlar hazine gibi görüyorlar onları. Cinayet var. Homoseksüellik var. Sadistlik var. Ahlaksızlık var. Kalleşlik, gaspçılık var. Hırsızlık var. Bunlar da ahlaksız arıyordu zaten. Zibil gibi buldular PKK’nın içerisinde. Bunları değerlendirmeye çalışıyorlar. Çok büyük hata yapıyorlar. Sonra onların başlarına çok esaslı bela olacaklar.

 

Müslüman Bakımsız Kalitesiz Zevksiz Sağlıksız Olur Düşüncesi Doğru Değil. Müslümanlar Her Şeyin En Güzeline Layıktır

“Peygamber (s.a.v.) iki hurmayla iftar ederdi” diyor. Kardeşim ölürsün sen iki hurmayla iftar etsen. Öyle yaşanır mı? Nasıl bir kafa bu? Nasıl bir mantık? Müslümanlara bunu nasıl layık görüyorsunuz? Yüksek proteinli, vitaminli, mineralli normal besleneceksin. Sağlıklı bir nesile ihtiyacımız var. Sen iki hurmayla, gelenekçi, kavruk, böyle beyni gelişmemiş, vücudu gelişmemiş insanlar istiyorsun. Yani istemiyorsun da buraya varır. Sen tabii ki böyle bir şey istemezsin ama bu mantığın buraya götüreceğini fark edemiyorsun. Müzik istemiyorsun. Eğlence istemiyorsun, gülmeyi istemiyorsun. Bak, normal beslenmeyi de kabul etmiyor. İki hurmayla, nerede görülmüş bir şey? Peygamberimiz (s.a.v.) rejim yapıyordu. Rejim yaptığı için bazen hakikaten aralarda atıştırıp geçiştiriyordu. O işte “karnına taş bağlardı” dedikleri, tuğlayı ısıtıyor. Sancıyor karnı bazen insanda olur bu. Yoksa yemek yemediğinden değil. Peygamberimiz (s.a.v.) yediğinde mesela iki kuzunun ön kolunu olduğu gibi yiyordu. Pilavı çok seviyordu. Yani yemiyor diye bir şey yok. Pehlivandı Peygamberimiz (s.a.v.). Ne demek yani? İki hurmayla yaşanmaz. Müslümanları böyle kavruk, ölü bir nesil haline getirmeye yönelik hatalı bir politika izleniyor. Yani mesela hamile kadınlara da öyle yemek yedirtiyorlar. Çocukları ya erken doğum oluyor veyahut çok çelimsiz oluyor. Kemik yapısı, beyin yapısı gelişmemiş çocuklar doğuyor. Bu çok büyük hata. Yani nesli bozacak bir üslup bu. Dolayısıyla böyle bir üsluba girmeyin. Peynir de yiyecek, et de yiyecek, süt de içecek gençler. Gayet zinde olacak. Spor da yapacaklar. Hakikaten mesela genç kızlara da bakıyorum dışarıda. Ama gençler falan delikanlılar bir doksan beş, iki metre falan, bayağı iyiler maşaAllah. Genç kızlara çok baskı var benim gördüğüm. Bir parça vücudu gelişse, vücudunun bir yerine bir suç buluyor. Genç kız dediğin tabii ki kum saati gibi olacak. Delikanlı kız istediği gibi yiyip içecek. Güneşe de çıkacak, spor da yapacak. Genç kızlar hiç bunlarla muhatap olmasınlar. Özellikle basenlerinin geniş olduğunu falan iddia edip yemek yememelerini söylüyorlar, çocuklar gelişemiyor o zaman. Bacakları falan da "Aa bu nasıl bacak?" diyor. Kalın olabilir kadının bacağı. Yakışır, gayet de güzel olur. İnanmasınlar. Bol bol yiyip içsinler, hiçbir şey olmaz. Ama spor çok önemli tabii. Bol hareketli olsunlar. Kemik yapılarını güçlendirecek, kas yapılarını güçlendirecek şekilde hareket edecekler tabii ki. Bu ifadeler doğru değil, "iki hurmayla" falan. Öyle yaşanır mı?

 

Müslümanın Güzel Yaşaması Bir Nimettir. Zenginlik Ve Gösteriş Hz. Süleyman'ın Da Kullandığı Bir Tebliğ Yöntemidir

Kardeşim, sen Hazreti Süleyman (a.s) devrinde olsaydın demek ki Hazreti Süleyman (a.s)'a; "Niye saray yaptın? Niye mescidi bu kadar altınlarla süsledin?" diyecektin. O, İslam'ın izzeti ve şerefidir. Sen, "Müslümanlar hep böyle şık giyinmesin, güzel giyinmesin, güzel yemek yemesin, güzel mekanlarda olmasın" bu kafadasın. Bu yanlış. Israrla bunu enjekte ediyorlar. Evi de güzel olmaz, yemeği de güzel olmaz, işte kotrası olmaz, teknesi olmaz, yediğinde iki hurma yer. Niye Müslüman’a bunu layık görüyorsun? Müslüman gayet güzel beslenecektir, gayet güzel de evi de olacaktır. Saraylar Müslümanlar içindir. En şık mekanlar Müslümanlar içindir. Hazreti Süleyman (a.s)'ın yöntemi esastır. Hazreti Süleyman (a.s)'ın yöntemini Kuran bize göstermiş. Sarayı olağanüstü süslü ve muhteşem. İçindeki insanlar çok bakımlı ve çok güzeller. Ve İslam dünyaya o dönemde hakim olmuş ihtişamla. Eğer senin dediğin gibi iki hurmayla hareket etselerdi İslam o zaman hakim olmazdı. Peygamberimiz (s.a.v.) hiçbir zaman için iki hurma tavsiye etmemiştir. O Müslümanlara yapılan bir oyun.

 

Münafıklar Derin Devlete Karşı İnanılmaz Bir Saygı Duyarlar. Hz Musa döneminde Firavun'un Üstünlüğüne İnandıkları İçin Onun Yanında Köle Olmayı Kabul Ediyorlar

Şeytandan Allah'a sığınırım, Müminun Suresi 101 “Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur” Mesela İngiliz derin devletini üstün görüyor ya İngiliz soyunu, Anglosakson ırkını üstün görüyor. Diyor ki “Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları)” -soy üstünlüğü- “yoktur.” Artık sen ne Anglosakson edebiyatı yapabilirsin ne Viking edebiyatı yapabilirsin. Hiçbirisini yapamazsın. “...veya birbirlerine durumlarını) -dahi- soruşturmazlar... [Mü'minun Suresi, 101] diyor Allah. Hani istihbaratçı oluyorlar ya, "O ne oldu? Şu ne oldu?" Onu dahi yapamazsınız diyor Allah.

Münafık derin devlete karşı akıl almaz hürmetli ve çalışkan. Bu çok manidar. Mesela sabaha kadar uykusuz kalır, çok yakıcı sıcakta çalışır, her şeyi yapar. Firavun'un kavminde tam anlamıyla hayvan muamelesi görüyor münafıklar. Taş taşıttırıyorlar, dövüyorlar, sövüyorlar. Ama o ırkın üstünlüğüne inandıkları için onlara it gibi yaranmanın peşindeler. Ama Müslümanlara karşı da her türlü oyunu, her türlü pisliği, çirkefliği yapıyorlar.

2016-07-08 02:00:18

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top