Şeyh Nazım Kıbrısi

Sayın Adnan Oktar'ın 20 Haziran 2016 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 20 Haziran 2016

 

(Batman Valiliği tarafından düzenlenen Gönüllüler Sofrası iftar programına katılan İçişleri Bakanı Efkan Ala burada yaptığı konuşmada, “Biz, bizim kardeşlerimizi Marksist, Leninist din düşmanı bir örgütün inisiyatifine asla terk etmeyiz. Anca beraber kanca beraber” dedi.)

Efkan Baba’yı görüyor musun? Adını bak açıkça koymuş. Şimdi Tayyip Hocam’dan da aynı şeyi bekliyoruz. Hastalığın adını belirlemek hastalığın tedavisinde hayatidir. Gençler aydınlar ne ile mücadele edeceğini o zaman bilir. Bak açık açık söylüyor. Samimi bir üslupla, Marksist, Leninist diyor karşımızdaki güç. Yani Darwinist, materyalist felsefe ile beslenen Marksist, Leninist, Stalinist düşünce. Mücadele edeceğimiz düşünce budur diyor. Tayyip Hocam’ın da böyle bir açıklama yapması hayati, bekliyoruz. Hedefin, mücadele edecek felsefenin bilinmesi gerekiyor. Yanlış yollara girmeyelim. Doğrusunun söylenmesi gerekiyor.

 

(Hava harekatları nedeni ile PKK Kandil’de bölgeyi terk etme kararı verdi. Kandil’den Süleymaniye Halepçe altındaki bölgeye yerleşmek için Şii Haşdi Şabi milisleriyle ile temasa geçtiler.)

Şiiler nefret ederler bunlardan. Bayağı pislik ahlaksız bunlar. Hz. Ali (r.a)’ye düşman, Resullulah (s.a.v.)’a düşman. En başta Allah’a düşman. Komünist Stalinist, terörist, homoseksüellerden oluşan bir it kopuk takımı. Şii gençler bunlara hiç yüz vermesinler muhatap da olmasınlar. Onlara hiç yakışmaz.

 

Münafıklarla İlgili Açıklamalar

Kendileri oturmaya çok meraklı münafıkların, Kuran’da çok fazla mebzul ayet var. Ama Resullulah (s.a.v.)’ı da meşgul ediyorlar. Gel diyorlar karşımıza otur, bizimle konuş diyorlar. Konuşsun tamam da züppelik yapıyorsun. Çakallık yapıyorsun. Laf sokuyorsun. Saygısızlık yapıyorsun, densizlik yapıyorsun. Asap bozmaya çalışıyorsun. Normal bir adam değilsin ki. Dengeli bir insan değilsin. Mesela en masumane en güzel sözlere bile alçakça ve ahlaksızca cevap veriyorlar. Müslümanların kurtuluşunu istemekten güzel ne olabilir. Çocukları şehit ediyorlar yaşlıları şehit ediyorlar, evleri yakıyorlar. Tedbir alalım diyor Resulullah(s.a.v.) hep beraber gidip o adamları engelleyelim. İyi güzel de hava sıcak diyor. Bre ahmak adam, havanın sıcak olduğunu herkes görüyor. Sırf ukalalık züppelik yapmak için söylüyorsun. Sana deseler ki beş bin altın vereceğiz gider misin? Havalarda taklalar atarak gidersin. Havanın da çok uygun olduğunu söylersin ahlaksız, derdin o değil. Derdin kendince peygamberi mahcup etmek, haşa onun düşünemediğini iddia edeceksin kendini de ince düşünen merhametli, Müslümanları koruyan adam olarak göstereceksin. Ve üstünlüğünü ortalığa koymaya çalışacaksın. Üstünlük iddiasında bulunacaksın. Bir de Allah’ın peygamber olarak yanlış birini seçtiğini vurgulamak istiyor. Dolayısıyla da Allah’ın yanlış düşündüğünü söylemek istiyor. Böyle alçaktır. Münafık konuşmaya başladı mı çok dikkat kesileceksin. Mutlaka bir melanet ve ahlaksızlık yapar, haysiyetsizlik yapar. Sussa bir melanettir. Konuşsa bir melanettir münafık. Evimiz açıkta diyor. Yani ne demek istiyor? Peygamber (s.a.v.) çoluğa çocuğa önem vermiyor, eşlere önem vermiyor; bu köpek önem vermiş oluyor. Dolayısıyla kendisini çok merhametli, müşfik ailesine düşkün birisi olduğunu vurguluyor. Peygamberin de merhametsiz olduğunu vurgulamaya çalışıyor. Münafığın ağızından lağım akar, çok alçaktır. Güler yüzüne aldanmamak lazım. Nezaketine de aldanmamak lazım. Akrep gibidir. Onun için işte kitabın adını ‘Köstebek İle Satranç’ koymayı düşünüyorum yahut işte ‘Şeytanla Satranç’ dedim ama köstebekle satranç, çünkü köstebek kökenli o kelime zaten. Münafık kelimesi.

Kendi merkezde mantık geliştirmeye çalışıyor münafık. Her şeyi kendi mantığına göre dayatıyor, eğer kabul edilmezse ahlaksızlığa başlıyor. Mesela peygamber kabul etmezse o zaman Roma derin devleti ile bağlantıya geçip alçaklık yapıp Müslümanları kışkırtıp Peygamberin aleyhine atağa geçirtmeye kalkıyor. Peygamber nezaketiyle dinleyince bu sefer ahlaksızlık yapıp alçakça konuşmaya başlıyor. İki uçlu bir pislik bu yani. Her iki ucu da pislik. Ama tabii Peygamberimiz (s.a.v.) münafıklarla mücadelesinden aldığı sevap ömrü boyunca aldığı bütün sevaptan daha fazladır. Yani kafirlerden aldığı sevaptan daha fazladır. Münafığın kazandırdığı sevap çok yüksek olur. Çünkü münafığın cehennemde derecesi çok aşağıda olduğu için müminin de derecesi çok yüksek oluyor cennette, ters orantılı oluyor. Çok ters orantılıdır. Ama tabii buradaki tecrübeyi çok iyi kullanmak, çünkü bizim neslimizde zaten münafık Allah’ın izni ile bırakmayız. Ama bizden sonraki nesiller içinde münafıkları anlatıyoruz ki kıyamete yakın devrelerde kısmen de olsa müdahale edebilsinler. Çünkü Hicri 1506 gibi hicri münafıklar artık atağa geçmiş olacaklar azgınlıkları ile. Müslümanların tecrübeli bilgili olması faydalı olur. O işte direnmelerini sağlayacak bilgiyi şu an vermeye çalışıyoruz inşaAllah. Asıl Hz. Mehdi (a.s) yapacaktır. Ama biz talebesi olduğumuz için, gül bahçesinde gezen gül kokar. Bizde de bir tecelli oluyor tabii Allah’ın dilemesiyle. Hicri 1506’lardan sonra Müslümanlar kullansın diye bilgiyi hazırlıyoruz. Bu münafık kitaplarını 1506’lardan sonraki Müslümanların elini güçlendirmek için ki zaten iyi direnecekler. Yani 1543’e kadar direniyorlar. Tabii gittikçe zayıflayarak. 1516, 1526 çok zayıfladıkları dönemler. Gittikçe her on yılda bir daha güçsüz olacaklar. Ama işte direnebilmelerini sağlayan bilgileri şu andan itibaren vermek gerekiyor. Münafığı iyice tanıtacağız ki direnebilsinler.

Münafık çok hırslıdır, vazgeçmez, bukalemun gibi şekilden şekle girer. Müslüman’ın çok keskin dikkatle takip etmesi gerekir münafığı. Münafığın yanında boş bulunmaya gelmez. Ufacık bir iltifatı bile değerlendirir münafık. Susmanı bile değerlendirir. Her şeyi kendi açısından değerlendirir, bir melanet, pislik için.

 

(Lise bildirileri, homoseksüel yürüyüşü ve Firuzağa provokasyonu gezici kişileri harekete geçirdi. İngiliz medyası bu fırsatı kaçırmadı. BBC başta olmak üzere tüm İngiliz gazeteleri İstanbul birimlerinde yeni sokak olayları için alarm verdi. BBC bölgedeki isimlerini Türkiye ve İstanbul’a kaydırırken canlı yayın araçlarını da hazır hale getirdi.)

Bıraksınlar bu işleri. Biz milletçe yekvücut bütünüz. CHP, AK Parti, MHP kardeşiz. Ben gidiyorum her yerde gençlere bakıyorum, hepsi de çeşitli partilerden, AK Partililer de var, CHP’li de var hepsi beraber kahvehanede oturup, kafelerde oturup sohbet ediyorlar, arkadaşça bir aradalar. Bu tip olaylar olmaz. Ama tabii Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne yönelik bir kahpece, bir kalleşçe çıkış olursa seksen milyon zaten olduğu gibi cevap verir. Seksen milyonun tamamı cevap verir,  derin millet o zaman ayaklanır, birisi kalleşlik yapmaya, oyun oynamaya kalkarsa. Tayyip Hoca’yı bir kere ezdirmeyiz onu unutsunlar. Kılına dokundurtmayız. Hükümet demokratik yollarla gelmiş, legal yollarla, demokratik yollarla da gider gitmesi gerektiğinde. Ama gayrimeşru yollarla hükümeti devirmeye kalkarsanız kendiniz devrilirsiniz kanunla-hukukla. Aklınızı başınıza alacaksınız. Türkiye’yi bölmeye kalkan kahpe bir zihniyet, İngiliz derin devletinin uşakları sinsice bir şeyler yapmaya kalkarsa kanunla, hukukla bu millet gereken cevabı verir. Hükümeti ekarte etmeye kalkarsanız yine kanunla, hukukla gereken cevap verilir.

 

(Suriye Türkmen Meclisi Eski Genel Başkanı Abdurrahman Mustafa, Amerika, İran, Rusya, Suriye rejiminin Türkmenlerin buradan sürülmesi konusunda görüş birliğinde olduğunu belirterek PYD hakkında da şunları söyledi. “Türkmen dağı coğrafi açıdan çok stratejik bir bölgede bulunuyor. Lazkiye çevresinde Nusayri devletinin kurulabilmesi için de Halep Türkmenlerinin yerlerinden edilmesi gerekir. Bundan dolayı sürülmemizi istiyorlar” dedi.)

Yapılacak şey seksen milyonun bütün olarak hareket etmesi, seksen milyonun hiçbir şekilde parçalanmaya, bölünmeye yaklaşmaması. Cumhuriyet Halk Partisi, AK Parti ve MHP’nin yekvücut hareket etmesi gerekiyor. Birbirlerine sert sözler sarf etmemeleri gerekir. Sayın Kılıçdaroğlu biraz konuştu, bayağı güzel konuşuyor. Tertemiz, efendi bir insan, aklı başında bir insan. Çok abartıyorlar, çok çirkin bir üsluba giriyorlar, olmaz. Sert muhalefet yapıyorsa, sert muhalefet yapması da zaten Türkiye’de demokrasinin buram buram yaşandığını gösterir. Sorun değil ama hakaret olmaması gerekiyor.

 

Mehdi Hz. Adem Döneminden Beri Beklenmiştir. Nemrud Ve Firavun Da Mehdi'nin Gelmesinden Korkmuş, Hz İbrahim Ve Hz Musa'yı Mehdi Sanmışlardır

Nemrut devrinde, Firavun devrinde, Hz. Nuh (a.s) devrinde hep Hz. Mehdi  (a.s.) beklenmiştir. Hz. Adem (a.s) bile beklemiş Hz. Mehdi  (a.s.)’ı. Hz. Nuh (a.s) bekliyor kendi devrinde. Nemrut ve Firavun da Mehdi korkusu içinde olmuştur. Her ikisinin de en büyük korkusu Hz. Mehdi  (a.s.)’ın zuhuruydu yani Hz. Moşiyah’ın. Onun için Hz. İbrahim (a.s.)’ı da  Moşiyah zannetti Nemrut, Nimrot. Gösterdiği hayvani reaksiyonun, vahşileşmenin nedeni o. Erkek çocuklarını katletmesinin nedeni de o. Firavun’un da erkek çocuklarını katletmesinin nedeni o. Bunlara haber geliyor, diyorlar ki, “Gökte o beklenen yıldız çıktı” diyorlar “Moşiyah’ın çıkışının alameti olan yıldız.” Kuyruklu yıldız çıkıyor “eyvah” diyor “sistemim dağılacak. Kuyruklu yıldız çıktığına göre o çocuk doğdu şu an” diyor. Fakat onlar zuhur alameti olarak bilmiyor, doğuş alameti olarak biliyorlar cahil oldukları için. “O kuyruklu yıldız çıktığında Mehdi de doğmuştur” gibi. Halbuki Hz. Mehdi  (a.s.)’ın zuhur alametidir o, zaten iş işten geçmiş oluyor o dönemde, yapacakları bir şey kalmamış oluyor. Dolayısıyla hem Nimrot zamanında beklenmiştir, hem Firavun devrinde beklenmiştir Hz. Mehdi  (a.s.). Hz. Musa  (a.s.)’ı Moşiyah zannettiği için cinnet geçirdi Firavun. Zaten Kuran’daki ifadede görülüyor “sen” diyor “bütün dünyaya hakim olmak istiyorsun, devletimizi ele geçirmek istiyorsun, sistemimizi değiştireceksin” diyor. Halbuki o açık açık diyor “ben sadece Musevileri alıp gitmek istiyorum” diyor “senin devletinle benim bir işim yok” diyor. “Hayır” diyor, Tevrat’tan okuduğu için “sen” diyor “muhtemelen Moşiyah’sın ve bu bölgeye hakim olacaksın, her yeri alacaksın, dünya hakimi olacaksın. Senin derdin bu” diyor. O yüzden cinnet geçirmiş şekilde saldırıyor, Kuran’daki ifadelerde çok açık görülüyor bu. Bak net ifadesi var Hz. Musa  (a.s.)’ın “ben sadece Musevileri alıp gitmek istiyorum” diyor, bu kadar. O da diyor ki “hayır senin öyle bir iddian yok, sen bu devlete ve dünyanın her yerine hakim olmak istiyorsun. Dünyanın her yerine hakim olarak bir hükümranlık tesis etmek ve bizim dinimizi değiştirmek istiyorsun” diyor. Yani “İslam’ı dünyaya hakim etmek istiyorsun” diyor. “Bizim yerleşik dinimizi kaldırıp İslam’ı dünyaya hakim etmek istiyorsun” diyor. Hz. Musa  (a.s.) da “benim böyle bir iddiam yok, ben sadece teklif getiriyorum ve Musevileri alıp götürmek istiyorum” diyor. Her firavun, her nemrut, her deccalda bir Mehdiyet hayranlığı vardır. Ama Allahsız mehdi olurlar, hep Allahsız. Mesela Firavun Allahsız mehdi olmak istemiştir. Nemrut da Allahsız mehdi olmak istemiştir. Komün nizamı kurmak istemiştir. Biliyorsunuz bir kule yaptı, bütün insanları oraya topladı. Yani bir komünal devlet kurdu, ilk komünist devleti kurdu ve başına da kendi geçip Allahsız mehdi olarak ortaya çıkacaktı. Mehdi’ye haset ediyor yani.

 

Peygamberimiz 1400 Yıl Önce Bethlehem Yıldızının Nasıl Oluştuğunu Anlatmıştır. Bethlehem Yıldızı, Tek Yıldız Değil 2 Gezegenin Aynı Çizgide Görülmesi Olayıdır

Bethlehem Yıldızı genellikle tek bir gök cismi gibi telaffuz edildi biliyorsunuz. İki bin yıldan beri öyle biliniyordu. Hristiyanlar hep öyle zannettiler. Bethlehem Yıldızı diye bir yıldız vardır, tek bir yıldızdır. Halbuki öyle değil. Venüs ve Jüpiter gezegenlerinin dünyadan görülebilecek şekilde birbirine yakınlaşmasıyla tek bir yıldız gibi gökyüzünde görülüyor. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Doğudan bir yıldız doğar ve ayın ışık verdiği gibi ışık verir.” Bak “daha sonra iki ucu neredeyse birleşinceye kadar sarkar gökte bir renk oluşur ve ışık her iki ufkuna da yayılır.” Bakın 2000 yıldan beri bilinmeyen bir gerçeği, bilimsel bir gerçeği 1400 yıl önce Peygamber (s.a.v.) bütün detaylarıyla anlatıyor. Ve Bethlehem Yıldızı’nın ne şekilde oluştuğunu anlatıyor. Hiç bilmiyorlardı Hristiyanlar, kimse bilmiyordu. Daha yeni astronomi bilimi geliştikten sonra incelenince gökte olaya vakıf oldular. Resulullah (s.a.v.) bunu 1400 yıl öncesinden bildiriyor. Ve Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olarak bildiriyor. İsa Mesih’in geliş, Mehdi (a.s)’ın da çıkış alameti olarak bildiriyor. Arkadaş da diyor ki; yok Mehdi (a.s) gelmeyecek. Anlattığım alametlerden sen ne anlıyorsun? Ve hepsi bilimsel alamet. İnkar edeceğin gibi de değil.

 

Orlando'daki Saldırı İngiliz Derin Devleti Tarafından Organize Edilmiş Homoseksüeller Tarafından Yapılmış Bir Saldırıdır

Orlando’da yapılan homoseksüel saldırısının organizasyonu İngiliz derin devletine aittir. Tek bir kişinin cinayeti değil, bir homoseksüel topluluğu tarafından yapılan katliamdır. Bir homoseksüel grubu tarafından yapılmıştır. Ve İngiliz derin devleti tarafından güya homoseksüel propagandası amacıyla yapılmış fakat ellerine yüzlerine bulaşıp bilakis kendi aleyhlerine dönmüştür.

 

Türkiye Sanatın, Kültürün, Kalitenin Kalesi Olsun, İslam Dünyasına Bu Yönüyle Örnek Olsun

Avrupa Birliği’nin şartlarının tamamını yerine getirirsek bizi Avrupa Birliği’ne alacakları söylüyorlar. Büyük bölümünü de yaptık değil mi? Bak size kesin garanti veriyorum, tamamını yapsak, bir o kadar daha yine şart getirseler, onu da yapsak, hiçbir şekilde kesinlikle almazlar Türkiye’yi. Onların bir kalite anlayışı var. Onların bizde olmadığına inanıyor bunlar. Ben de diyorum ki; dünyanın en kaliteli ülkesi olalım, en kaliteli milleti olalım. Kalite her yeri sarsın. Sanatta, estetikte, her yönde en ileriye gidelim. Bunları mahcup edelim. Dünyanın en modern ülkesi olan İslam alemi bizi bekliyor, Türklük alemi bizi bekliyor. Türklük aleminde de sanat yok. İslam aleminde de sanat yok. Sanatın, kültürün, kalitenin kalesi olalım. Hiçbir İslam ülkesinde sanat, kalite yok. Hiçbir Türki devlette sanat ve kaliteyi bulamıyoruz. Hemen hemen tamamına mafya hakim olmuş durumda, dehşet ve korku her yerde diz boyu. Türkiye hem demokraside hem hukukta hem özgürlükte, sanatta, kalitede, mimaride dünyanın en üstünü olsun. Bütün dünyayı bu şekilde kurtarabiliriz.

Gelenekçi Ortodoks inanç, felsefe Türkiye’de yaygın. Dekolte hanımlara birçok yerde rahatlık vermiyorlar, dille, sözle, konuşmayla. Makyajlı, bakımlı olmalarına tahammülleri yok. Müzik istemiyor adamlar, heykel istemiyor, resim istemiyor. Kaliteli bir şeyden rahatsız oluyorlar. Yani dümdüz küt bir hayat istiyorlar. Epey bir insan bu şekilde. Ve gelenekçi Ortodoks sistemle de bunu destekliyorlar. Bu durumda adam seni kabul etmez. Sen Avrupa’ya hayran oluyorsun, müziğine, heykeline, resmine, insanlarına. Avrupa’ya gitmek istiyorsun. Ama oraya gittiğinde de homurdanıyorsun, kızıyorsun adamlara. Böyle olmaz. Samimiyetsiz oluyor bu.

 

Tevrat Ve İncil'in Orijinalleri Yakın Devirde Bulunacak

Tevrat ve İncil’in orijinalleri yakın bir zamanda bulunacak. Sürekli bulunuyor zaten ara ara. Biliyorsunuz Tevrat’tan parçalar bulunuyor, İncil’den parçalar bulunuyor ki iki bin yıllık, iki bin beş yüz yıllık.

 

Laiklik İslam'da Var. “De ki: Sizin Dinininiz Size Bizim Dinimiz Bize” Hükmü Laikliğin En Güzel Özetidir

Laiklik İslam’da var. Şeytandan Allah’a sığınırım “De ki: Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” nedir? Laikliğin çok kısa özeti ama tutturdunuz çok eski 1940’lardan itibaren işte “laiklikle İslam bağdaşmaz.” Laikliği dinsizlik şeklinde uyguladıkları için orada bir yanlışlık oluyor. Yoksa Hristiyan serbesttir, Musevi de serbesttir, dinsiz de serbesttir, dindar da serbesttir.  Hepsi inançlarına uygun yaşarlar.  Hristiyan kiliseye gider, Müslüman camiye gider, istediği gibi ibadetini yapar ve inancını istediği gibi açıklar. Laiklik budur.

2016-07-07 20:14:50

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top